Kategoriler
Tarih & Kültür

Batı Roma nasıl yıkıldı? Barbar saldırıları ve diğer olaylar

Batı Roma'nın yıkılışı hakkında iki parçalı bir yazı hazırladık. İlk olarak imparatorluğun yağmalandığı günü anlatalım. MS 410 yılının 24 Ağustos'unda gece yarısı, yaklaşık 12 yüzyıldır düşman görmemiş olan dünyanın en güçlü kenti kuzeyinden gelen bir barbar ordusuna yenik düştü. Vizigot ordularının binlerce askeri, bazı iddialara göre, Roma'da açlık sınırında yaşayan ve yönetimden hiç memnun olmayan köleler tarafından ardına dek açılan, henüz altı yıl önce kuvvetlendirilmiş Salarian Kapısı'ndan içeri doldu. Derin uykudaki Roma halkı, barbarların, kente girdiğini ancak Vizigot savaş borularının kulakları yırtan seslerini duyunca anlayabildi.

Batı Roma'nın yıkılışı

The Visigoth King Alaric  Vizigot  Batı Roma'nın yıkılışı
Kral Alaric Batı Roma'da hristiyan olmayan herkesi yok etti

Kral Alaric'in komutasındaki Vizigotlar Roma'ya, toprak, ganimet ve para bulmak için saldırmışlardı. Şehri hemen hemen savunmasız buldular, çünkü Roma İmparatoru Honorius, saray halkıyla birlikte iyi korunan Adriyatik şehri Ravenna'ya taşınmıştı. Bilinen dünyanın çok eskiden beri efendileri olan gururlu Romalılarsa ihmallerden, artan yiyecek sıkıntısından, ekonomik kargaşa ve yüksek vergilerden bunalmış, sersemlemiş durumdaydılar.

Barbarlar sokaklarda diledikleri gibi dolaştılar, yağmaladılar, binaları boşalttılar, yaktılar. Değerli ve taşınabilir ne varsa evlerden ve dükkanlardan dışarı sürüklendi. Altın ve gümüş, mücevher ve işlemli kumaşlar, yüzyıllardır biriktirilmiş, çoğu uzun fetih çağları boyunca yağmalanmış eşyalar arabalara yüklenip götürüldü. Kamu binaları içlerinde değerli ne varsa alındıktan sonra ateşe verildi, saraylar ve tapınaklar yağmalandı, kaçan Romalılar da acımazsızca öldürüldü. Ev sahipleri, hazinelerini gizledikleri yerleri açıklayıncaya değin işkenceden geçirildi, sonra da canlarını altınla satın almaya kalkıştıklarında öldürüldü.

Hristiyanlar güvende

Batı Roma'nın yıkılışı / Sack of Rome / Roma'nın Yağmalanması
Roma'nın yağmalanması

Ne var ki yağma ve kıyımda ayrılık gözetilmiyor değildi. Vizigotların lideri Alaric kendisi ve halkı için İsa'nın dinini benimsemişti. Bu yüzden, o gece ordusuyla kente giren komutanlarına, Hristiyanları bağlı oldukları kiliselere götürerek güvence altına almaları emrini vermişti. Askerlere de Hristiyan kadınlara ve rahiplere saldırmamaları, Hristiyan kiliselerini yıkmamaları ve Hristiyanların değerli eşyalarını çalmaktan kaçınmaları emri verilmişti; nasıl olsa şehirde tüm Vizigotları doyurmaya yetecek kadar bol putperest hazinesi bulunuyordu. Tarihçi Edward Gibbon, Roma İmparatorluğu'nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi adlı eserinde, bir Vizigot müfrezesi "yaşlı bir bakirenin gösterişsiz konutunda" bir sürü altın ve gümüş ele geçirdiğinde olanları anlatmıştır. Yaşlı kadın korkmamış, onlara bu eşyanın Aziz Petrus'a adanmış kutsal tabak çanak olduğunu söyleyerek uyarı bulunmuş. "Elinizi sürecek olursanız" demiş, "lanetlenirsiniz." Müfreze komutanı, Alaric'e haber göndermiş, o da hazinenin San Pietro Bazilikası'na götürülmesini emretmiş.

Böylece Vizigotlar, kutsal tabak çanağı korumaya alarak, Roma sokaklarında yürürken arkalarına ilahiler okuyan ve hazineleri kurtuldu diye sevinen bir Hristiyan topluluğu takılmış. San Pietro'ya ulaştıklarında tapınağın içine giren Hristiyanlar barbarlar şehri tek edinceye dek orada kalıp ibadet etmişler. Yağma üç gün, Vizigotların arabaları tepeleme doldurulup makasları üzerinde inceleyince kadar sürmüş.

Kuzey Afrika'daki Hippo Piskoposu Aziz Augustinus gibi dönemin bazı Hristiyan önderleri, Roma'nın yağmalanmasını, kent halkının açgözlülüğü ve ahlaksızlığı yüzünden cezalandırılması olarak gördüler. Öyleyken bile, haber inanılmazlığı ile Augustinus'u derinden sarsmıştı. "Dehşet gelgitleri bize kadar ulaşıyor" diye yazmıştı Aziz Augustinus, "Bir kıyım olmuş, ayrıca büyük yangınlar, yağlama, cinayet ve işkence."

İLGİLİ:  Dünya tarihi /MÖ 700–601/ Çin'de güç savaşı, Asur çöküyor, Yunanlarda tiranlık, Roma genişliyor

Alaric'in aldatılması

Batı Roma ardından Doğu Roma 1000 yıl daha yaşayacaktı

Alaric Vizigotlarıyla daha önce iki kez, 408'de ve 409'da, Roma'yı kuşatmış ama Honorius onu iki tonu aşkın altın, on beş ton gümüş ve çok miktarda ipekli, kürk, baharat vererek satın almayı önerince vazgeçmişti.

Gel gör ki, Alaric kendisine vaat edilen parayı almak için adam gönderdiğinde adamları eli boş döndüler. Aldatıldıklarını düşünen Vizigotlar için, imparatorluğun hazinelerini yağmalamak isteği artık karşı konulmaz bir tutkuydu. Alaric 410 yılında tekrar Roma önlerine geldiğinde, koşullar çok farklıydı. Önceki iki kuşatma, Roma'nın sorunlarını ağırlaştırılmış ve şehrin surları içinde yaşayan bir milyon kadar yurttaşa yiyecek sağlamak adeta olanaksızlaşmıştı. Günlük tayın yarıya, sonra da üç bire indirilmişti. Binlerce kişi açlıktan ölmekteydi.

Tüm dünya üzerindeki en parlak ışık söndürülmüştü… Roma İmparatorluğu başsız kalmıştı… Tek bir kentte tüm dünya yok edildi.

AZİZ HİERONYMUS

Yakılıp yıkılmış, yağmalanmış şehirden çıkan Alaric ve ordusu yollarına devam ettiler. Güney İtalya'nın daha sıcak havası, Sicilya'nın bağları ve zeytinlikleri ile yüzyıllardan beri Roma'nın tahıl ambarı olan Kuzey Afrika'nın zenginliği iştahlarını kabartmıştı. Ama donanmaları olmadığından, Sicilya'ya bile ulaşmayı başaramadılar. Daha yıl sona ermeden Alaric, Calabria, Cosenza'da öldü. Bir söylentiye göre, mezarının yerini kimse hiçbir zaman bilemesin diye, onu gömenler de hemen öldürüldü.

Romalıların, kentlerinin Vizigotların tarafından yağmalanmasıyla uğradıkları çöküntü oldukça ağır oldu. Yüzyıllardır süregelen küstahlıkları ve özgüvenleri silinip gitmiş ve dünyada, gerek yasal gerekse ahlaksal açıdan ayak basma hakkına sahip bulunmadıkları hiçbir yer olmayacağı doğrultusundaki inançları da tarihe karışmıştı.

Yüzyıllar boyu Roma İmparatorluğu, dünyadaki en büyük güç olmuş, Atlas Okyanusu ile Hazar Denizi, Baltık ve Kızıldeniz arasındaki topraklarda milyonları yönetmişti. Şimdiyse Roma sadece, Batı Hristiyanlığının başı olan papanın yaşadığı bir şehirden ibaretti. Batı Roma İmparatorluğu çökmek üzereydi. Doğu'daysa aksine, yaklaşık bir yüzyıl önce İmparator Constantinus'un başkenti Konstantinopolis'i imar ettiği yeni bir Roma İmparatorluğu doğmuştu ve Doğu Roma İmparatorluğu 1000 yıl daha yaşayacaktı.

Batı Roma nasıl yıkıldı?

Batı Roma nasıl yıkıldı? sorusunu detaylıca cevaplayacağız. Bu yazının öncesinde Batı Roma'nın yağmalandığı günü anlattık. Şimdi bu işgalin neden bu kadar kolay ve güçlü olduğunu nedenleriyle beraber konuşabiliriz.

Roma'nın yağmalanması, III. yüzyılda başlamış olan upuzun bir siyaesi ve askeri karmaşa dönemini izlemişti. O dönemde kuzeydeki Gotlar, Roma İmparatorluğu'na saldıran ve barbar diye adlandırılan kavimlerden sadece biriydi. Bu arada imparatorluk, doğuda savaş ve istila meraklısı Sasani İmparatorluğu'nun da tehdidi altındaydı ve iki sınırı birden korumak, Roma'nın parasal kaynaklarına ağır bir yük bindiriyordu.

Çok önce, daha MS 9 yılında, Doğu Almanya'daki kabileler arasında ufak çaplı bir ayaklanma çıkmış ve ayaklanmayı bastırmaya çalışan Romalılar, sınırlarının hemen ötesindeki barbarların gücü hakkında fikir edinme fırsatı bulmuştu. Ayaklanmayı bastırmakla görevlendirilen Publius Quintilius Varus, en usta savaşçılarından 20000 kişiyi almıştı yanına. Paderborn yöresinde Teutoberg Ormanı'nda, Cherusker kabilesinin önderi ve Roma'nın eski müttefiki olan Arminius yönetimindeki bir Germen ordusu, Varus'un ordusuna saldırıp kılıçtan geçirdi ve böylece Ren Irmağı'nı Roma egemenliğinin kuzeydoğu sınırı olarak belirledi.

İLGİLİ:  İlk uygarlıklar: Milattan önce 3000'den 700 yılına

Vizigotlar kimdi?

Vizigotlar / Visigoths / Batı Roma nasıl yıkıldı?
Vizigotlar daha önce birkaç kez Roma'yı istila etmeye çalışmasına rağmen, imparatorluk önlem almakta geç kaldı

Roma'da bu ağır yenilginin tepkisi de çok ağır oldu. Bir yüzyıl sonra Tacitus, Arminius için şöyle diyor: "O gün bu gün, kabileler ona övgü yağdırdılar." Roma'nın gerilemesi 270 yılında İmparator Aurelianus'un, Daçya eyaletinin denetimini bırakması ve bu bölgenin Gotların eline geçmesine izin vermesiyle hızlandı. Daçya'yı alan ve kendilerine Vizi diyenler, yüzyılında sonunda bugünkü Ukrayna'da yerleşmiş olan diğer Gotlardan ayrılmışlardı. Sonra gelen tarihçiler onları Vizigotlar ve Ostrogotlar diye adlandırdılar.

376'da Hunlardan kaçma telaşında olan Vizigotların Tuna'yı geçmelerine ve imparatorluk içinde yaşamalarına izin verildi. Ama açgözlü Roma yöneticilerin sömürüleri onları ayaklanmaya götürdü. 378 yılında Doğu Roma İmparatoru Valens'i Adrianopolis (Bugün Edirne) dışında yenilgiye uğrattılar ve öldürdüler. Dört yıl sonra da İmparator Theodosius onların kuzey balkan eyaleti Moesia'da yerleşmelerine izin verdi.

Theodosius'un 395 yılında ölümünden sonra, Alaric yönetimindeki Vizigotlar eyaletlerinden çıktılar ve 410 yılında Roma'nın yağmalanmasıyla sonuçlanan bir dizi seferi başlattılar.

Roma neden geriledi?

Roma'nın zenginliği ve görkemi, geniş ve güçlü bir imparatorluğun el üstünde tutulan başkenti kimliğine dayandırılmıştı. Yıllar geçtikçe yüksek sınıflar giderek daha çok tembelleştiler, sayılar o dönemde kent halkının üçte birini bulan kölelerin sırtından geçinmeye başladılar. Bu arada yoksulların günde 1,5 kg ekmeğe hakkı vardı ve ucuz et, şarap ve zeytinyağı bol bulunuyordu. Su kemerleri kente bol su sağlıyordu.

Kalabalıklar araba yarışlarını izlemek için sirklere doluyor ve sonuçlar üzerine çılgında kumar oynuyorlardı. Tiyatrolar, tanrıların yaptıklarını canlandıran pandomimler, sözsüz oyunlar ve 3000'i aşkın dansçıyla şarkıcının yer aldığı gösterişli müzikli eğlenceler sunuyordu.

Ancak V. yüzyıla gelindiğinde birçok etken Roma'nın refahını temelden sarsmış ve imparatorun, halk yığınlarını yatıştırmak için sürdürdüğü geleneksel "ekmek ve sirk" politikasını yürütmesi çok daha zorlaştırmıştı.

İmparatorluk zayıf düşmüştü ve çok uzaklara yayılmış sınırlarının denetim altında tutulması giderek zorlaşıyordu. Yeni fetihler için insan gücü kalmamıştı ve boyunduruk altındaki ırklardan ülkelerden toplanacak yeni köleler de yoktu. Buna karşılık yıllardık köle olarak kullanılanlar kaçıyor ve yasa dışı yaşayanların arasına karışıyorlardı. Bu yüzden zenginler, alışılmış yaşam düzeylerini sürdürebilmek için ağır bedeller ödemek zorunda kalıyor ve bu da vergilerin hızla yükselmesine yol açıyordu.

Roma İmparatorluğu'nun dağılacağını önceden gören İmparator Constantinus, 330 yılında Byzantium'da güzel, yeni bir başkent inşa etti ve kentin adını da Konstantinopolis (Günümüzde İstanbul) olarak değiştirdi. O andan itibaren Roma şehri sadece Batı Roma İmparatorluğu'nun başkenti oldu. 360'a gelindiğinde, kentin bu unvanı bile elden gitmişti, çünkü İmparator I. Valentinianus imparatorluk sarayını yeni başkente, İtalya'nın kuzeybatısındaki Milano'ya taşımıştı.

Bataklıkta güven arayışı

Honorious, by John William Waterhouse, 1883 / Batı Roma'nın çöküşü
Korkak bir imparator olan Honorius, genellikle kümes hayvanlarıyla ilgilenirdi

Vizigot saldırılarından çekinen Honorios 402 yılında sarayını Ravenna'ya nakletti. Burası, İtalya'nın doğu kıyısında, bataklıkların ortasında bir kentti. Dört yüzyıl öncesinden, Augustus döneminden beri Roma'nın Adriyatik filosu için önemli bir denizcilik merkezi olmuş ve bu yüzden yakındaki Classis limanı özellikle kurulmuştu.

Ravenna'yı Po Irmağı'na bir kanal bağlıyor ve doğudan gelip İtalya'nın kuzeyine giden tüm ticaret yolları buradan geçiyordu. Roma'nın en önemli savunma gücü Praetoria Muhafız Alayı Honorius'la birlikte Ravenna'ya geldiği için Alaric'in adamlarının gelip Roma'yı yağmalamaları çok daha kolay oldu. Bununla birlikte, Ravenna yaşamak için hiç de sağlıklı bir yer değildi. Bir V. yüzyıl yazarı olan Sidonius Apollinaris şöyle yakınıyordu: "Bir yandan tuz dalgaları kapılara saldırırken, öte yandan gemilerin hareketi kanallardaki pis çökeltileri dalgalandırıyor."

Honorius Ravenna'yı kendine başkent yaptıktan sonra kent, 450 yılında ölmüş olan üvey kız kardeşi Galla Placidia'nın anıt mezarı ve daha sonra, V. ve VI yüzyıllardan gelen yöneticiler tarafından yaptırılan görkemli kilise ve anıtlarla süslendi.

İLGİLİ:  Dünya tarihi /1001–1050/ Gazneli Mahmud'un zaferi, Leif Ericson Kuzey Avrupa'da, Halifeliğin dağılması

Roma yağmalandıktan sonra ne oldu?

King Alaric in Athens 397 AD by Ludwig Thiersc
Kral Aleric ile İmparator Honorius arasında büyük bir kabiliyet ve cesaret farkı vardı

Batı Roma nasıl yıkıldı? sorusunu yanıtladık. Şimdi bu aşamadan sonra neler olduğunu öğrenelim. Alaric'in kayınbiraderi Ataulf, 410'da Vizigotların başına geçtiği zaman Romalılarla barış yapmaya karar verdi. İmparator Honorius'un üvey kardeşi Galla Placidia'yla evlendi ve Roma yurttaşlarını, yağmalanmış kenti yeniden inşa etmeleri için yüreklendirdi; yedi yıl içinde yağmanın elle tutulur izleri hemen hemen görünmez olmuştu, ama ne yazık ki Romalıların ruhundan izler hala silinmemişti.

Batı İmparatorluğu, son imparator Romulus Augustulus, Odoaker adın bir Germen komutan tarafından tahtan indirilinceye kadar daha 66 yıl ayakta kalabilecekti. Odovakar Batı Roma İmparatorluğu'ndan geri kalanlar üzerinde egemenliği ele geçirerek onun sona erdiğini ilan etti ve imparatorluk simgesi olan eşyaları Konstantinopolis'e gönderdi.

Tarih boyunca Roma İmparatorluğu'na öykünen çok hükümdar ve ülke oldu. 800 civarında Frank Kralı Charlemagne, Roma'yı örnek alarak örgütlenmiş bir imparatorluk kurdu. XII. yüzyılda da Büyük Friedrich, kurduğu devleti Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu olarak adlandıracaktı.

Bu arada İtalya'dan dönen Vizigotlar 475 yılında kralları Euric kendini bağımsız bir hükümdar ilan edip İspanya'yı ele geçirmeye kalkışıncaya kadar Galya'da kaldılar. 507'de Frank Kralı Clovis tarafından yenilgiye uğratılınca Galya'nın büyük bölümünü kaybettiler ama İspanya'daki topraklarını 711 yılında Kuzey Afrika'dan gelen Müslüman istilacılara yenik düşünceye kadar elde tutabildiler.

Batı Roma'nın çöküşü üstüne değerlendirme

Chariot Racing at the Circus Maximus / Roma'da at yarışları / Batı Roma'nın yıkılışı
Atların çektiği yarış arabaları, Hristiyanlığın benimsenmesiyle birlikte yasa dışı sayılan gladyatör gösterilerinin yerini almıştı

Roma'nın yıkılmasının sebebi bir bakıma, bir zamanlar Roma ordusunda komutan olan bir askeri lider ile yönetim idaresinden yoksun bir imparator arasındaki çatışma olmuştur denebilir. MS 370 civarında Tuna deltasının yakınında doğmuş olan Alaric bir Vizigot önderin oğluydu. 24 yaşına geldiğinde Roma ordusundaki Got birliklerinin komutanı olmuştu. 395'te kendi halkının yöneticisi seçildi ve Roma ordusundaki görevini bıraktı. Vizigotlar için toprak ararken onları önce Yunan topraklarına götürdü, Peloponnesos'u yağmaladı. 401'de Alaric İtalya'yı istila etti ama Vandal doğumlu Roma generali Flavius Stilicho tarafından bozguda uğratılınca geri çekildi. Roma kapılarına tekrar tekrar dayanan Alaric sonunda 410 yılında kenti yağmaladı.

Büyük bir asker olan Alaric'in tam tersine, 374 doğumlu Roma İmparatoru Flaviys Honoriys, sıradan bir adamdı, askerlikle hiç ilgisi yoktu ve savaş savunma işlerini başkalarına bırakmıştı; ama gene de Stilicho'nun kazandığı başarıya duyduğu kıskançlık, onu katlettirmesine yol açtı. Zamanının çoğu kümes hayvanlarıyla uğraşarak geçirir ve imparatorluğunun giderek zayıfladığını görmezden gelirdi. 412'de Alaric'in yerine geçen Ataulf'la barış imzaladı ve 11 yıl daha 423 yılında başkenti Ravenna'da ölünceye kadar imparator olarak kaldı.

Yazar Berkay Alpkunt

Coğrafya ve astronomi üzerine geniş kapsamlı içerikler hazırlıyor. Diğer ilgi alanları canlı hayatı, bilim tarihi ve ülkeler olarak sıralanır. Aynı zamanda bağımsız video oyunlarıyla ilgilidir.