Kategoriler
Tarih & Kültür

Troya Savaşı gerçek miydi? Nedenleri ve sonuçları

Troya savaşı hakkında iki bölümlük bir yazı okuyacaksınız. Şairler Troya kuşatmasının, on yıllık savaşın sonunda Yunanlıların gizli bir silah geliştirmesiyle son bulduğunu anlatırlar. Muazzam tahta atın başı Troya'nın surlarından aşağı, uzun çilelerinin bittiğine şükreden halka bakıyordu. On yıldır Yunanlıların kuşatması altında kalmışlardı. Ticaret hayatları bitmiş, açlık sınırına gelinmiş ve aralarında Kral Priamos'un en büyük oğlu ve veliahtı Hektor'un da bulunduğu en yiğit gençleri surların dışındaki mücadelelerde öldürülmüştü.

Troya Savaşı

Trova Savaşı / Trojan War - Giovanni Domenico Tiepolo
XVIII. yüzyıla ait, Giovanni Domenico Tiepolo'nun Truva Atı resmi

Anlaşılan Yunanlılar sonunda gitmişti. Atı yaptıktan sonra kamplarını ateşe vermiş, gemilerine binmiş ve batıya, uzun yolculuklarının ilk ayağı olan Tenedos Adası'na (Bozcaada) yelken açmışlardı. Tahta atın öyküsü klasik çağın iki büyük destanında, Yunanlı şair Homeros'un beş yüzyıl kadar sonra kaleme aldığı Odysseia'sı ile Homeros'tan 800 yıl sonra yazılan Vergilius'un Aeneis'inde anlatılır.

Şairler Troyalıların, Yunanlılar gittikten sonra kent kapılarını ardına kadar açtıklarını ve neşeyle atın çevresinde toplanıp onu ne yapacaklarını anlatırlar. Çoğunluk, atı kentin içine alıp kaleye çıkartmaktan yana olmuş. Rahip Laokoon önderliğinde daha temkinli bir grup, Yunanlıların verdiği hiçbir şeye güvenmediklerinden atı yakmaktan veya bir uçurumdan aşağıya yuvarlamaktan yanaymış. Laokoon bu iddiasını kanıtlamak için atın yan tarafına mızrağını savurmuş ve iç boşluğunun çınlamasını sağlamış.

Yunanlılardan korkarım armağan getirdiklerinde bile.

Troyalı rahip Laokoon, Vergillius'un Aeneis'inden

Bu arada kırlardan bir grup çoban gelmiş. Yanlarında bir de Yunan tutsak varmış. Troyalılara adının Sinon olduğunu ve savaşçı Odysseus önderliğinde bir grup Yunanlının hayatını tehdit ettiğini söylemiş. Güya kaçmayı başarmış ve Priamos'un merhametine sığınıyormuş. Kral adamlarına Sinon'u serbest bırakmalarını emretmiş. O da Priamos'a Yunanlıların atı bir suçun bağışlanması için Troya'nın baş tanrıçası Athena onuruna yaptıklarını söylemiş.

Yılanlar tarafından ölümüne ezilmek

Yunanlı Akhilleus (Achilles) Troya Kralı Priamos'un oğlu Hektor'u öldürürken
Yunanlı Akhilleus (Achilles) Troya Kralı Priamos'un oğlu Hektor'u öldürürken

Bu güçlü alamet karşısında kuşkusu kalanların da korkuları dağılmış. Kuşkucu Laokoon deniz tanrısı Poseidon'a bir boğa kurban ederken, Tenedos tarafından bir çift yılan yüzerek gelmiş, ona ve oğullarına dolanıp sıkarak öldürmüş. Troyalılar bunu ata mızrak fırlatma küfrünün cezası olarak yorumlayıp atı kentin içine çekmeyi kabul etmişler. Atın büyüklüğü nedeniyle kent surlarının bir kısmını yıkmak zorunda kalmışlar. Sonra ip geçirip ayaklarının altına makaralar koyarak kaleye kadar çıkarmışlar.

İLGİLİ:  İkinci Viyana Kuşatması neden başarısız oldu?

O gece Troyalılar kutlamaların ardından uykuya daldıklarında Yunan filosu geri gelmiş. Bir süre sonra, Kral Agamemnon'un gemisinden gelen bir işaret üzerine Sinon tahta atın yan tahtalarını sökmüş; içindeki savaşçılar yere atlamış ve kapıdaki nöbetçileri sonra dışarıda bekleyen orduya kapıyı açmışlar. Yunanlılar Troya'yı yağmalayıp bütün binaları ateşe vermişler ve karşılarına çıkan herkesi katletmişler.

Aineias önderliğindeki bazı Troyalı savaşçılar silahlarını kapıp Yunanlılara direnmişler. Kral Priamos'un kentin merkezindeki sarayını kurtarmak için son bir çaba harcanmış. Yunanlılar zincirli kalkanlarının arkasına siper alıp sarayın bronz kaplamalı kapılarını döverken ya da duvarlarına merdiven dayarken, içerdekiler damdan kiremit fırlatıyor ve altın yaldızlı kirişleri dışarıdaki saldırganların üstüne atıyorlarmış.

Denizin ötesine kaçış

Clytemnestra ve Agamemnon' (circa 1822) by Pierre-Narcisse Guérin.
Yunanlıların başında olan Argos Kralı Agamemnon Mykenai'ye zafer kazanmış olarak döner ama kendisini aldatan karısı Klytaimestra ile sevgilisi tarafından öldürülür

Sonunda Akhilleus'un dev oğlu Neoptelemos baltasıyla ana kapıyı yıkmış. Kraliçe Hekabe ile kızları orta avludaki sunağın başında saklanırken Kral Priamos bronz zırhını kuşanmış ve mızrağını Neoptelemos'a fırlatmış. Ancak Yunanlı bunu kalkanıyla kolayca savuşturmuş. Priamos'u saçlarından tutmuş kılıcını bağrına saplamış.

Önde gelen Troyalılar birbiri ardına öldürülmüşler ve içlerinden geriye bir tek Aineias kalmış. Sokaklarda dolaşırken Kral Priamos'un oğlu Paris'le kaçarak Troya Savaşı'na neden olduğu söylenen, Agamennon'un kardeşi Yunanlı Kral Menelaos'un karısı güzel Helena'yı görmüş. Onu öldürmesine annesi tanrıça Aphrodite engel olmuş ve ona Helena'nın aslında suçsuz olduğunu, Troya'nın insanlar yüzünden değil, insanları kullanan tanrılar tarafından yıkıldığını söylemiş. Artık Ainelas'ın yapabileceği tek şey babası Ankhises'i karısı Kreusa'yı ve küçük oğlu Askanios'u kurtarmakmış.

Alevler yaklaşırken Ainelas babasını omuzlarına oturtmuş, sonra Askanios'un elinden tutup kentin kapısına yollanmış. Kargaşada Kreusa ailesinden kopup gözden kaybolmuş ve bir daha onu gören olmamış. Büyükbaba, baba ve oğul tepelere doğru gitmişler ve onlara canını kurtaran pek çok Truvalı daha katılmış. Aineias'ı liderleri seçmişler, denizin ötesinde yeni bir yaşam için onu gittiği her yerde izlemeyi kabul etmişler.

Troya neredeydi?

Troya Savaşı hakkındaki yazımızın ikinci bölümündeyiz. Bu bölümde Troya Savaşı sonucunda tetiklenen olaylar dizilerini nedenleri ve sonuçlarıyla beraber anlatıyoruz. Böylelikle "Tahta at" hikayesinin kaynağını da öğrenmiş olacağız.

Homeros'un İlyada destanında Troya ya da Truva Savaşı'nın son günlerini anlatmasından sonra yüzyıllar boyunca insanlar Troya'nın varlığından kuşku duydular. Yunanlı kahramanlar Akhilleus ve Aias'ın, Troya Kralı Priamos'un ve kaçışıyla savaşa yol açan Sparta'nın güzel kraliçesi Helena'nın öyküleri yalnızca birer efsane sayılıyordu. Sonraki devirlerde yazarlar bu efsaneyi süslemişler, örneğin Romalı şair Vergilius Aeneis'te Roma'nın kökenlerini Troya'nın düşüşüne bağlamıştı.

İLGİLİ:  Dünya tarihi /1101–1125/ Ömer Hayyam rubaileri, Avrupa'da ilk üniversite, Danişmend Türkleri, İtalyan deniz gücü

Ancak, Homeros'un destanını gerçek bir yere dayandırdığından kuşku duyanlar her zaman vardı. Ünlü şairin, Anadolu Yarımadası'nın kuzeybatısında Çanakkale Boğazı'nın Ege Denizi'ne açıldığı noktada Skamandros (Karamenderes) Irmağı'nın denize kavuştuğu geniş ova hakkındaki detaylı bilgisi ve büyük Troya kentini betimlemesi, kendisi orayı ziyaret etmiş olmasa da, kesinlikle orayı görmüş insanlardan dinlediğini gösteriyordu. Homeros'un kentini bulma yolundaki ciddi çabalar ancak XIX. yüzyılda başladı.

Troya Savaşı / Heinrich Schliemann'ın kazılarda bulduğu hazine.
Schliemann'ın kazılarda bulduğu Kral Priamos'un Hazinesi'nden çıkma baş süslerinden birisini eşi Sophia takıyor

1870'te Alman arkeolog Heinrich Schliemann Çanakkale Boğazı'na yakın Hisarlık'ta bir tepeye kazmaya başladığında başarıya ulaşıldı. Bir kent yerleşiminin yedi farklı düzeyinde 15 metre derinliğe kadar kazan Schliemann, yüksek bir uygarlıktan kalma olduğu belirgin kalıntılar buldu. Görünüşe göre bu uygarlık bir yangın sonucunda birdenbire yok olmuştu. Bugün Hisarlık'ta bulunan yerleşmenin efsanelerdeki Troya olduğu genelde kabul edilmektedir. Ancak, artık Schliemann'ın Homeros'un Troyası olarak tanımladığı kentin Troya Savaşı'nın yaşanmış olması gereken tarihten 1000 yılı aşkın bir süre önceden, Bronz Çağı'ndan kalma küçük bir kale olduğunu biliyoruz. Arkeologlar Priamos ile Hektor'un Troyası'nı bu eski kalenin üstünde yer alan daha yeni kentle özdeşleştirmektedirler. Bu yeni kentin güçlü surları ve burçları vardı ve MÖ 1250 civarında, yani Troya Savaşı'nın yaklaşık tarihinde bir yangınla mahvolmuştu.

1992 yılında Alman jeolog Dr. Eberhard Zangger Troya ile kayıp Atlantis adasının aynı yer olduğunu öne sürdü. Bu kuramını Homeros'un Troya hakkında anlattıklarıyla Mısırlı bir rahibin Yunanlı devlet adamı Solon'a, onun da Platon'a Atlantis hakkında anlattıkları arasındaki benzerliğe dayandırdı. Ancak Zangger'in iddiası kabul görmedi.

"Tahta at" hikayesi doğru mu?

In Search of the Trojan War, 1, The Age of Heroes
Yunanlı kör şair Homeros içi boş atın ve içindeki silahlı savaşçıların hikayesini manzum olarak anlatmış, çömlekçiler de hikayeyi zengin sahnelerle canlandırmıştı

Schliemann tarafından bulunan bir rampa arkeolog tarafından yanlışlıkla Troyalıların tahta atı sürükleyerek kente soktukları yokuş olarak tanımlanmıştı. Aslında atın hikayesi Homeros'un Troya kuşatması öyküsünün herhangi bir arkeolojik bulguyla kanıtlanmamış pek az unsurundan biridir.

Homeros'un İlyada'sı Hektor'un ölümü ve cenaze oyunlarıyla, yani Troya'nın yağmalanmasından çok önce biter ve dolayısıyla attan hiç söz edilmez. Ancak Homeros'un diğer büyük destanı olan Odysseia'da gezgin kahraman Odysseus atı ayrıntılarıyla tarif eder. Troyalı kahraman Aineias'ın başrol oynadığı en geniş öykü ise MS I. yüzyılda, olaydan hemen hemen 1200 yıl sonra Vergillius tarafından anlatılır.

Tahta atın öyküsünün gerçeğe uygunluğunu reddeden araştırmacılar eski yazarların anlatımını çeşitli biçimlerde yorumlamışlardı. Kuramlardan biri, atın Troya surları önünde kullanılan bir tür kuşatma kulesi ya da kale duvarlarını yıkmak için kalın bir küçük kütük olduğu şeklindedir. Ancak Bronz Çağı'nda kuşatmalar olmakla beraber, kuşatma tertibatlarının kullanıldığına ilişkin hiçbir bulgu yoktur. Bir başka kuram da Homeros'un gemilere "denizin atları" demesinden hareketle, "tahta at"ın da Yunan filosunu temsil ediyor olmasıdır.

İLGİLİ:  Qwerty klavyenin hikayesi: Neden ve nasıl popüler oldu?

Olası bir açıklama, Troyalıların surlarının içine çektikleri atın, Homeros'un Troyalıların nasıl kendi kendilerini mahvettiklerini anlatmakta kullandığı dramatik bir sembol olduğudur. Mısırlıların da hediye sanılan çuvallar içinde gizlice bir kente sokulan askerlerle ilgili bir hikayeleri vardı. Tahta atın hikayesi bundan kaynaklanmış da olabilir.

Troya Savaşı'nın nedeni

Abduction of Helen / Paris'in Helen'i kaçırma anı / Truva Savaşı
Kralın oğlu Paris'le kaçan Helena, Troya'nın kuşatılmasına neden oluyor

Efsaneye göre, Troya Savaşı Troya Kralı Priamos'un 50 oğlundan biri olan Paris'in Sparta Kralı Menelaos'un karısı güzel Helena'yı kaçırması yüzünden başladı. Yunanlılar Helena'yı geri getirmek için bir ordu gönderip Troya'yı 10 yıl süreyle kuşattılar ve sonunda tahta at aldatmacasıyla kenti yakıp yıktılar.

Günümüz tarihçileri bu çatışması yarımadadan gelen Mykenalli Yunanlılar ile İstanbul ve Çanakkale boğazları üstünden Karadeniz'den gelen yün, tahıl ve başka sayısız malın ticaretinin tekelini ellerinde bulunduran Troyalılar arasında yaşanan bir dizi ticaret savaşının sonuncusu olarak görmektedirler. Büyük olasılıkla birkaç Yunan kentinin kralı bu ekonomik üstünlüğü kırmak için askerli güçlerini birleştirip pahalı bir denizaşırı harekata girişmişlerdi.

Anlaşıldığı kadarıyla Homeros'un Yunanlıları tıpkı 2000 yıl sonra Vikingler gibi vur-kaç taktiği ile yağlamala saldırılarına girişiyorlardı, ancak Troya Savaşı ölçeğinde pek ender düzenleniyordu.

Troya Savaşı sonrasında neler oldu?

Bronz Çağı destekli Mycenae kalesinin muhteşem havadan görünümü / Mykenai
Mykenai uzun bir kuşatmaya dayanacak şekilde inşa edilmiş bir güç üssü idi.

Yaklaşık MÖ 1250'den (Troya'nın tahminen yıkıldığı tarih) sonra Ege dünyası 400 yıl kadar süren bir karanlık çağa gömüldü. MÖ 1100 civarında büyük Mykenai / Miken kentinin de sonu geldi. Daha ileride anlatılar, bu dönemdeki istilalardan ve göçlerden söz eder; ancak asıl neden iç çekişmeler ve isyanlar olmalıdır. Kazılan sitelerden anlaşıldığına göre, MÖ X. yüzyıla gelindiğinde Yunanistan nüfusu en azından yarı yarıya azalmış görünmektedir.

Bu yaşanan, büyük bir istikrarsızlık dönemiydi ve Bronz Çağı'ndan Demir Çağı'na geçişi simgeliyordu. MÖ 1000 civarında Atinalılar Ege adalarında ve Anadolu kıyılarında koloniler kurmaya başladılar. MÖ X. yüzyılın sonlarına doğru çömlekçilik sanatında bir canlanma oldu ve geometrik üslup başladı. Bu dönemde vazolar ve içki kupaları soyut geometrik desenlerle süslendi.

Yunanlılar daha sonra kendi tarihlerini Olimpiyat Oyunları'nın yapıldığı MÖ 776'dan başlattılar. Bu tarih aynı zamanda tarihçi Homeros'un yaşamış olduğu ve Fenikeli tacirlerin Yunanlılara alfabeyi getirdiği dönemdi. MÖ 750 civarında Homeros'un da kullandığı heksametras ölçüsü çömlek parçalarının üstüne çizilir hale gelmişti ve belki de Homeros'un şiirleri de daha o dönemde elden ele dolaşmaya başlamış olabilir.

Yazar Berkay Alpkunt

Coğrafya ve astronomi üzerine geniş kapsamlı içerikler hazırlıyor. Diğer ilgi alanları canlı hayatı, bilim tarihi ve ülkeler olarak sıralanır. Aynı zamanda bağımsız video oyunlarıyla ilgilidir.