Kategoriler
Tarih & Kültür

1989'da Berlin Duvarı yıkılırken Komünist Blok da dağılıyor

Berlin Duvarı hakkında iki yazı hazırlamıştık. Daha doğrusu Batı / Doğu Almanya çatışmasının nedenlerini ve sonuçlarını yazarken Berlin Duvarı'na giden süreci anlattık. İlk olarak buraya ve ardından buraya tıklayarak sırasıyla iki yazımızı da okuyabilirsiniz. Şimdi 1989 yılındayız. Berlin Duvarı'nın yıkıldığı günü anlatalım.

Berlin Duvarı ya da ilk yıllardaki adıyla "Utanç Duvarı'', 28 yıl boyunca bölünmüş bir kentin, bölünmüş bir ülkenin ve bölünmüş bir dünyanın ürkütücü sembolü oldu. Bu sembol, yükselen siyasi değişim dalgasının 9 Kasım 1989 günü gece yarısında vurduğu darbeyle yıkıldı. Duvar resimleri ve yazılarla kaplı duvarın iki yanında dalga dalga geçen Berlinliler sevinç gözyaşları döküyor ve neşeyle tezahürat yapıyorlardı.

Berlin Duvarı ve Gorbaçov

Berlin Duvarı boyunca sıralanan 250 gözetleme noktası, 5455 lamba ve 14000 nöbetçi Batı'ya kaçmak isteyenler engellemeyi amaçlıyordu. 28 yıl boyunca Batı'ya geçmeye çalışan yaklaşık 588 kişi burada öldü / Berlin Duvarı
Berlin Duvarı boyunca sıralanan 250 gözetleme noktası, 5455 lamba ve 14000 nöbetçi Batı'ya kaçmak isteyenler engellemeyi amaçlıyordu. 28 yıl boyunca Batı'ya geçmeye çalışan yaklaşık 588 kişi burada öldü

Doğu Berlinliler duvardaki birkaç açık delikten akın akın geçiyor veya tepesine tırmanmaya çalışıyordu. Batı tarafındakilerle birlikte dans ediyor, trampet çalıyor, şarkı söylüyor, bağırıyor, betondan parçalar koparıyor ve muzaffer bir şekilde ellerinde çalışanlara ateş etmek üzere yetiştirilen şaşkına dönmüş Doğu Alman sınır muhafızları hiçbir şey yapmıyor, sadece seyrediyorlardı. Şafak söktü, dükkanlar açıldı; gözyaşları içinde, şampanyalar patlatan, borular çalan insanların yarattığı karnaval tüm gün ve ondan sonraki gece boyunca da devam etti.

Duvarın açılması, kesinlikle kaçınılmaz olduğu izlenimini veren bir sürecin beklenmeyen sonucuydu. Tüm Doğu Avrupa, tüm komünist blok değişiyor ve komünist uygulamaları değiştiriyor veya reddediyordu. Gittikçe yayılan bu süreç, 1985 yılından beri ülkesinde ekonomik ve politik reformlar yürüten Sovyet Lideri Mihail Gorbaçov tarafından onay görüyordu.

İLGİLİ:  Komünist Manifesto ve Avrupa'da 1848 Devrimleri

Avrupa'nın bölünmüşlüğünün sembolü olan Berlin Duvarı'nın tarihi önemi nedeniyle gözler Doğu Almanya'nın üzerindeydi. Gerçekte buradaki yaşam standartları herhangi bir Doğu Bloku ülkesininkinden çok daha yüksekti; fakat ekonomi can çekişiyordu. Siyasi yapı da güvenliği gizli polis örgütü Stasi güçlerince sağlanan ve yaşlanmakta olan seçkin bir zümrenin yararına hizmet edecek şekilde katılaşmıştı. Değişiklik ümidi yoktu.

Mültecilere kolaylık

Berlin Duvarı şehrin iki yakası arasında bir sınır olmaktan çıktıktan sonra insanlar duvarı parçalamaya başladı. İlk delik 9 Kasım günü açıldı ve çok geçmeden Doğu Alman askerleri bile, nefret edilen bölünmüşlük simgesini yıkmaya yönelik heyecan dolu yarışa katıldılar
Berlin Duvarı şehrin iki yakası arasında bir sınır olmaktan çıktıktan sonra insanlar duvarı parçalamaya başladı. İlk delik 9 Kasım günü açıldı ve çok geçmeden Doğu Alman askerleri bile, nefret edilen bölünmüşlük simgesini yıkmaya yönelik heyecan dolu yarışa katıldılar

Yapılacak tek şey göç etmek, gidilebilecek tek ülke de, sıkıca korunan Doğu Almanya hududunu yasal veya yasa dışı yollarla aşmak suretiyle ulaşılabilen Batı Almanya'ydı. Batı Almanya anayasası gereği Doğu'dan gelenleri kabul ediyor, onlara pasaport, bir miktar para, düşük faizli kredi ve çeşitli haklar veriyordu. Komşu ülkelerden dolaylı yollarla gelen toplam göçmen sayısı giderek artıyordu: 1987'de 19000 olan bu sayı 1988 yılında 40000'e yükselmişti.

Macaristan 1989 yılında Avusturya sınırındaki dikenli telleri kaldırdıktan sonra göçmen akını bir sele dönüştü. Çekoslovakya üzerinden Macaristan'a kaçan Doğu Almanlar sınırı yasa dışı yollarla geçmeye başladılar. Kontrolleri sıkılaştırmak amacıyla kamplar kuruldu. Gerilim arttığında Almanya ve Macaristan sorunu çözmeye yönelik görüşmelere başladı. Batı'yla olan ekonomik bağlarını güçlendirmeye hevesli olan Macaristan eylül ayında, daha önceden Doğu Almanya'yla yapmış olduğu ve izinsiz geçişleri önleyen antlaşmayı askıya aldı. Mülteciler gitmekte serbest bırakıldı.

Alman dostlarmızın yaşamadan dert çıkarabilme yeteneği olduğunu biliyoruz

Mihail Gorbaçov

Prag ve Varşova'da Batı Alman elçiliklerinin aracılığıyla oluşan diplomatik kanal yardımıyla 150000'den fazla insan batıda yaşayabilmek uğruna işlerini, evlerini, eşyalarını feda ederek göç etti. Mültecilerin çoğu 20-40 yaş arası insanlardı ve ülkenin ekonomik ve entelektüel yaşamının kaymak tabakasını oluşturuyorlardı. Her on kişiden biri (1,8 milyon) göç edebilmek için başvuruda bulundu. Geçmişte Doğu Almanya bu tip çalkantıları bastırabilmek için Sovyetler'in gücüne bağlı olmuştu, fakat bu kez Sovyetler Birliği yardım edemeyecekti. Gorbaçov Doğu Almanya'nın kuruluşunun 40. yıl dönümü şerefine yapılan kutlamalara katılmak üzere 7 Ekim'de Doğu Berlin'i ziyaret ettiğinde diplomatik bir sessizliğe bürünmüştü.

O tarihi an

Doğu Alman liderler için değişiklik kelimesi devletin tamamlayıcı bir özelliğinin kaybı anlamına geliyordu: Ülkenin komünist yönetiminin. Diğer Doğu Bloku ülkelerinden farklı olarak Doğu Almanya ayrı bir ulusun ülkesi değildi, komünist rejim olmadığı an Almanya'nın bir parçası olacaktı. Komünizmin sonu, devletin de sonu olacaktı. Seçkinler için bu, ayrıcalıklı konumlarını kaybetmeleri demekti. 77 yaşındaki komüsit lider Erich Honecker ülkesindeki sorunların nedeni olarak Batı Alman propagandasını suçlamayı tercih etti. Kimse kulak vermedi. Devletin onaylamış olduğu organizasyonlar bile bürokratik polis devletinin sona ermesini talep ettiler.

Gorbaçov'un ziyaretinden hemen sonra mülteciler Doğu Almanya topraklarından geçerek Batı'ya ulaşmak üzere özel trenlerle Prag ve Varşova'dan ayrıldılar. Yönetim mültecilerin "kovulduğunu" iddia etti, fakat oyun belliydi: Yol boyunca trenlere tırmanmak isteyen binlerce insan sopalarla ve üzerlerine basınçlı su sıkılarak engellendi.

İLGİLİ:  Komünist Manifesto ve Avrupa'da 1848 Devrimleri

Gorbaçov ayrıldıktan 11 gün sonra Honecker istifa etti ve yerine Egon Krenz geçti. Doğu Berlin, Leipzig, Dresden'de kitlesel protesto hareketleri başladı. Moskova'dan yardım alamayacağını fark eden Krenz hükümeti 7 Kasım'da istifa etti ve yerini Komünist Parti'nin politbürosuna bıraktı.

Kendisi gitmeyen Krenz serbest seçimlerin yapılacağını ve yeni yönetimde reformcuların da yer alacağını vaat etti. Fakat bu yetmedi. İki gün sonra, Berlin Duvarı'nın açılmasının değişim yönündeki baskıyı hafifleteceğini uman Komünist Parti'nin başkanı Gunter Schabowski gece yarısından itibaren Doğu Almanların herhangi bir bölgede sınırda geçiş yapabileceklerini ilan etti.

Haber hızla yayıldı. Checkpoint Charlie geçiş noktasında kalabalıklar "Kapıyı açın" diye şarkı söylemeye başladı. Gece yarısı olduğunda, 1961 yılından beri ilk defa serbestçe Batı'ya geçen ilk Doğu Alman vatandaşları kendilerini şampanyalar ve Alman marklarıyla bekleyen Batılıların kollarında buldular. Neşe için Batı Berlin'in ışıltılı dükkanlarının, kafelerinin ve otellerinin önünden geçtiler. Çılgınca eğlendikten sonra, biraz şaşkın, acılı bir devrin kapanmasının verdiği gönül ferahlığıyla evlerine döndüler.

1989'da Berlin Duvarı yıkılırken Komünist Blok da dağılıyor yazımız burada bitti. Benzer içerikler için: https://evrenatlasi.com/k/tarih-kultur/

Yazar Berkay Alpkunt

Coğrafya ve astronomi üzerine geniş kapsamlı içerikler hazırlıyor. Diğer ilgi alanları canlı hayatı, bilim tarihi ve ülkeler olarak sıralanır. Aynı zamanda bağımsız video oyunlarıyla ilgilidir.