Kategoriler
Tarih & Kültür

Somme Muharebesi sonrası Birinci Dünya Savaşı

Somme Muharebesi üstüne detaylı bir yazıyı Verdun Cephesi'ni dahil ederek bu bağlantıda anlatmıştık. "Savaşı bitirme savaşı" ve sorunlar yaratacak bir barış olarak tanımlanan bu muharebede, neden bu kadar insanın öldüğünü, Çanakkale'de neler olduğunu ve en önemlisi Somme'dan sonra savaşın seyrinin nasıl değiştiğini anlatıyoruz.

Neden bu kadar çok insan öldü?

Savaş patlak verdiğinde taraflar sadece birkaç hafta süreciğini düşünüyorlardı. Hiç kimse çağdaş devletlerin, böyle görülmedik büyüklükte ordular toplama, donatma, silahlandırma ve gereksinimlerini karşılama gücüne sahip olabileceklerini; öte yandan da bu orduların gücünü değerlendirme konusunda bu denli hazırlıksız ve beceriksiz olabileceklerini öngörememişti. Savaş alanındaki komutanların emrine, hemen hemen sınırsız denecek sayıda asker veriliyordu, ama onları en etkili biçimde nasıl kullanacaklarını bildikleri söylenemezdi.

İki taraf da siper savaşının durağanlığını bozacak yeni teknolojilere başvurdu. Almanlar zehirli gaz kullanarak lav silahlarının öncülüğünü yaptılar. İngiliz mühendisler de tankla ortaya çıktılar. Ama verilen kayıplar açısından bu, yine de bir topçu savaşıydı, her on kaybın yedisinin nedeni ya yüksek güçte patlayıcılar ya da şarapnel oluyordu.

Artık insanlar Napolyon'un zamanında olduğu gibi mikrop kapmaktan ve hastalıklardan ölmüyordu. Ama sağlık ekipleri harekatın hızına yetişemiyor, yetersiz ve eksik kalıyordu. Sıradan bir İngiliz piyade taburu cepheye 600 ile 800 arası askerle birlikte 16 yaralıyı ilk yardım noktasına taşımaya yeterli olacak 32 sedye taşıyıcısı gönderiyordu. Eğer tıbbi yardım zamanında yetişebilmiş olsaydı, 1 Haziran 1916'da ölen 19000 İngiliz askerinden en az üçte birinin kurtarılabilecek olduğu düşünülebilir. Ya da en azından, tek başına ve can çekişerek değil de, rahatlatılmış ve acısı dindirilmiş olarak ölebilirlerdi.

Çanakkale'de neler oldu?

1915'te Gelibolu'da Avustralya ve Yeni Zelandalı Anzaklar, Osmanlı birliklerinin karşısındaki en önemli güçtü, Türk askerlerinin inanılmaz özverisi, saldırının kesin bir bozgunla sonuçlanmasını sağladı
1915'te Gelibolu'da Avustralya ve Yeni Zelandalı Anzaklar, Osmanlı birliklerinin karşısındaki en önemli güçtü, Türk askerlerinin inanılmaz özverisi, saldırının kesin bir bozgunla sonuçlanmasını sağladı

İtilaf Devletleri'nin uzun hazırlıklar yaptıktan ve büyük kuvvetler sevk ettikten sonra tarihe malolan ilk yenilgisi Çanakkale'de yaşanmıştı. Amaç Boğazlar'ı ve İstanbul'u ele geçirerek Osmanlı Devleti'ni savaşamaz hale getirmek ve Rusya'yla bağlantı kurarak, araç ve gerek yardımında bulunabilmekti. Çanakkale Boğazı'ndaki tabyalar ilk olarak 3 Kasım 1914'te bir İngiliz-Fransız filosu tarafından yoğun topçu ateşine tutuldu. Şubat 1915'te asıl saldırı başladı. Mart başında topçu ateşi devam etti. İtilaf donanması Boğaz'ı denizden zorlayarak geçmek için 18 Mart'ta genel bir saldırı planlanmıştı. O sabah üç filo boğaza girdi. 506 topla, 150 topun savunduğu Türk tabyalarını 6 saat 45 dakika aralıksız top atışına tuttu. Ancak 8 gem kaybedince, Boğaz'ın karadan destek görmeden geçilemeyeceğine karar verdiler.

İLGİLİ:  Dünya tarihi /1590–1599/ Japonya-Kore Savaşları, Osmanlı Avusturya Uzun Savaşı, Zitvatorok Antlaşması

25 Nisan sabahı İngiliz, Fransız ve Anzak birliklerinden oluşan 75000 kişilik bir kuvvet Gelibolu Yarımadası'nda Arıburnu ve Seddülbahir'e, Anadolu yakasında Kumkale'ye çıktı. Anafartalar üzerinden ilerleyerek savunma kuvvetlerini kuzeyden kuşatma kararı alındı. Ağustosta aynı anda Arıburbu, Seddülbahir, Savla ve Conkbayırı yönünden saldırı başladı. Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal İtilaf kuvvetlerini güçlü bir saldırıyla sahile doğru geri püskürttü. Siper savaşı başladı. İtilaf kuvvetleri Türk mevzilerini karadan ve denizden yoğun topçu ateşine tutuyor, cephanesi kıt olan karşı taraf az ve kısa süreli atışlarla cevap verebiliyor ama pes etmiyordu.

Yılın sonunda Türk savunmasını aşamayacağını kabul eden İtilaf kuvvetleri sessizce çekildi. Bu yenilgi savaşın iki yıl daha uzamasına ve İtilaf Devletleri'nden destek alamayan Rusya'da savaşın yıkımlarının 1917 İhtilali'yle sonuçlanmasına neden oldu.

Somme'dan sonra ne oldu?

Birinci Dünya Savaşı'nda çarpışan Adolf Hitler, Almanların silah bırakışına büyük tepki gösterecekti
Birinci Dünya Savaşı'nda çarpışan Adolf Hitler, Almanların silah bırakışına büyük tepki gösterecekti

Müttefikler için 1917, kötü bir yıl oldu. Ekim Devrimi'nden sonra Rusya savaştan çekildi. Fransız ordusu, askerlerin isyan etmesi yüzünden zayıfladı. Romanya'nın 1916'da yanlış bir karar sonucu İtilaf Devletleri'nden yana savaşa katılması, kısa sürede yenilmesiyle sonuçlandı ve paha biçilmez petrol ve tahıl stokları Almanların eline geçmiş oldu. İtalyanlar Caporetto'da utanç verici bir yenilgiye uğratıldılar.

Batı cephesindeyse İngilizler, resmi adı Üçüncü Ypres Savaşı olsa da küçük bir Flaman köyünün adıyla bilinen Passchendaele Çarpışması'nda 245000'den fazla asker kaybetmişlerdi.

İLGİLİ:  Denizaltı batırıldıktan 100 yıl sonra su üstüne çıktı

Gerçi, Arapların Osmanlı yönetimine isyan etmesi "Arabistanlı Lawrence" tarafından sağlanmış ve General Allenby Filistin'i ele geçirmişti ama bunlar savaşın kaderini etkilemiyordu. Ancak Alman denizaltılarının ABD gemilerine saldırmaları yüzünden sabrı taşan Amerika'nın savaşa İtilaf Devletleri'nin yanında katılması, onların zafer umutlarını destekliyor olabilirdi.

1918 ilkbaharında Alman Yüksek komutanlığı Amerikan gücü kendini göstermeden önce Batı Cephesi'nde öldürücü bir darbe indirmeye karar verdi. Neredeyse başarılı oluyordu. Haziran ayında İtilaf orduları, 1915'ten beri onca kan dökerek kazandıkları her şeyi kaybetmişler ve Almanlar yine Marne Irmağı'na dönerek Paris'i tehdit etmeye başlamışlardı. Ne var ki, Almanya'nın artık ihtiyaçlarını gideremez hale geldiği Alman ordusu bitmek üzereydi. Sonunda Mareşal Ferdinand Foch'un komutasında birlikte harekete geçen İtilaf orduları bir karşı saldırıya kalktılar ve Alman ordusunu bir dizi çekiç darbesiyle yıktılar.

Alman kentlerinde yiyecek isyanı vardı ve donanma da ayaklanmıştı. Alman generaller Kasım 1918'de bir silah bırakışmasının kabul edilmesini örgütlediler. Ne var ki Alman anayurdunun bir karış toprağı bile düşman tarafından ele geçirilmiş değildi. Savaş yorgunu Alman gazileri, bunu, bir yenilgi olarak değil de bir ihanet olarak göreceklerdi. En azından, gözleri geçici olarak kör olduğundan bir askeri hastanede yatan çift madalyalı piyade posta onbaşısı Adolf Hitler'in böyle düşündüğü kesindi.

Barış nasıl sağlandı?

Birinci Dünya Savaşı sırasında Belçika'nın Almanlar tarafından işgali
Birinci Dünya Savaşı sırasında Belçika'nın Almanlar tarafından işgali

1918 silah bırakışması toplu kıyıma son verdi. Bununla birlikte bazı bölgelerde çarpışmalar sürdü: Yeniden doğmuş bir Polonya ve ihtilal yapmış Rusya arasındaki savaş veya yeniden doğan Türkiye'nin Yunanlı işgalcileri yenmesi gibi.

Eleştirmenler yenilgiye uğramış devletleri aşağılayan 1819 Versailles Antlaşması'nın daha doğarken ölmeye mahkum olduğunu öne sürmüşlerdir. Anlaşmazlıkları barışçı yolla çözmek için kurulan Milletler Cemiyeti'yse, daha başlangıcında öncüsü ABD'nin katılmayı reddetmesi yüzünden zayıf düşürülmüştü. Ve cemiyetin başlıca hedefleri olan, militarizmin önünü kesmek, boyunduruk altındaki halkları özgürlüğe kavuşturmak ve zamanla dengeli bir uluslararası yapıya ulaşma amacı kendi kendisiyle çelişti. Yeni ulusların pek az liberal bir yapıdaydı ve aralarındaki sınırlar da hala tartışma konusu olmayı sürdürüyordu.

İLGİLİ:  Napolyon'un 1812 Rusya seferi, işgali ve gizem dolu ölümü

Geriye bakıldığında, Birinci Dünya Savaşı inanılmaz bir yıkım ve onu izleyen "barış antlaşması" bir başka Avrupa savaşına götürmeye mahkum bir diplomatik hata gibi görülür. Bununla birlikte o günlerde İtilaf Devletleri'nin, bu çok pahalı zaferlerini, uğrundaki özveriye pekala değer bulduklarından hiç kuşku yoktur.

Belçika yeniden bağımsızlığını kazanmıştı. Fransa hem Alsace-Lorraine'i geri almış, hem de sınırının askerden arındırılmasını güvence altına almıştı. İngiltere, Alman donanmasının yok edilmesini sağlamış ve imparatorluk topraklarını genişletmişti. Polonya yeniden doğmuştu ve Osmanlı ve Avusturya-Macaristan imparatorlukları yerlerini Çekoslovakya ve Yugoslavya gibi yeni küçük ülkelere bırakmıştı. Bunların hepsi, Almanlara yenilmekten iyiydi.

Tankların ismi nasıl kondu?

İngiliz Mart IV tankı, siperleri aşmak için tasarlanmış ve imal edilmişti, ama yetenekleri sınırlı olduğundan görevini gerektiği gibi yerine getiremedi
İngiliz Mart IV tankı, siperleri aşmak için tasarlanmış ve imal edilmişti, ama yetenekleri sınırlı olduğundan görevini gerektiği gibi yerine getiremedi

İngiltere tank üretimindeki öncülüğünü, Deniz Kuvvetleri bakanı olarak denemelere "Amirallik Gemileri Komitesi" aracılığıyla parasal destek sağlayan Winston Churchill'in ileri görüşlülüğüne borçludur. Denemesi yapılan araçlar ortalıkta üstünde "su depoları" yazılı örtülerle gezdiriliyordu ve kısaca "tank" deniyordu bunlara, su tankı gibi, Fransızlar da kendi gelişim programlarını sürdürüyorlardı ama iki müttefik arasında iş birliği yoktu.

İngiliz tankları ilk savaşı Eylül 1916'da yaşamış olsa da, cepheye sürülen 24 aracın çoğu ya çamura saplandı, ya devrildi. Ancak çok geçmeden, Kasım 1917'de Cambrai'ide 376 tanktan oluşan bir görev gücü pek gösterişli bir yarma hareketinde bulundu.

1918'e gelindiğinde hız ve çeşit artmıştı ve Fransızların daha önceki 25 tonluk ucubelere oranla çok daha etkili bir hafif tankı vardı. Savaş sona erdiğinde Fransızlar 3870, İngilizler 2636 ve Almanlar ise sadece 20 kadar tank üretmişlerdi.

Tanklar, özellikle piyadelerin dikenli teller arasından geçişini kolaylaştırarak değerlerini kanıtlamışsa da ancak İkinci Dünya Savaşı'nda hak ettikleri yeri bulmuş ve stratejik silah olarak değerlendirilmiştir. Ne var ki bu kez öcülük Almanlardadır.

Somme Muharebesi sonrası Birinci Dünya Savaşı yazımız burada son buldu. Benzer içerikler için: https://evrenatlasi.com/k/tarih-kultur/

Yazar Berkay Alpkunt

Coğrafya ve astronomi üzerine geniş kapsamlı içerikler hazırlıyor. Diğer ilgi alanları canlı hayatı, bilim tarihi ve ülkeler olarak sıralanır. Aynı zamanda bağımsız video oyunlarıyla ilgilidir.