Kategoriler
Tarih & Kültür

Ford Model T ile 1908'de başlayan seri otomobil üretimi

Henry Ford ve Ford Model T isimlerini yaşamlarınızın bir döneminde duyduğunuzdan eminiz. Henry Ford'un bir hayali vardı. 1896 yılında, bisikletle iki silindirli motor karışımı ilk hantal otomobilini yaptığından bu yana, sokaktaki insanın satın alabileceği kadar ucuz bir otomobil üretmeyi planlıyordu. "Büyük halk kitlelerine hitap eden bir otomobil yapacağım… Hem bir aileyi alacak kadar büyük, hem de bir kişinin sürebileceği ve bakımını yapabileceği kadar küçük olacak… Fiyatı o kadar düşük olacak ki, iyi bir ücret alan her Amerikalı sahip olabilecek ve Tanrı'nın yarattığı doğada ailesiyle birlikte güzel saatler geçirebilecek."

Ford, yıllarca "halk otomobili" yapma hayalini gerçekleştiremedi. 1903'te Detroit'te Ford Motor Company'yi kurduktan sonra, ilk birkaç yıl içinde dokuz ayrı model çıkardı. Bunların bazıları pahalıydı ama çoğunun fiyatı oldukça uygundu. Bununla birlikte, az sayıda üretilmişti çünkü büyük ölçüde elle yapılıyordu. Tıpkı Ford'un rakipleri olan Olds ve Cadillac'lar gibi.

Ford Model T ne zaman üretildi?

Ford nihayet 1908'de, otomobil sanayisinde dönüm noktası olacak ve dünyanın gezme alışkanlığını değiştirecek Tin Lizzie diye bilinen, gösterişsiz Ford Model T modelini yaptı. Otomobil kullanışlı ve basitti ama dayanıklı malzemeden yapılmıştı. Pedalla çalışan dişlilerden oluşan transmisyon sistemi vitesin kolay geçmesini sağlıyordu ve sessiz çalışan güçlü motoru da hem şehirlilerin, hem çiftçilerin işine geliyordu. Bir yazarın söylediği gibi, Ford Model T "bir katırın özelliklerine, bir devenin sabrına ve bir pitbull'un cesaretine sahip"ti.

İLGİLİ:  Ford, VR ile otomobil tasarlamak için hazır

Tin Lizzie'nin en iyi yanı, sunduğu birçok ayrıcalığa rağmen, hiç de yüksek olmayan fiyatıydı. Sadece 825 dolardı, yani bir öğretmenin yaklaşık bir yıllık maaşı. Önce sipariş yağdı, sonra seller gibi aktı. Kış sonuna gelindiğinde Ford satışları durdurmak zorunda kaldı; sadece eldeki siparişleri vermek için fabrikanın bir sonraki ağustos ayına kadar çalışması gerekiyordu. Eylül 1909 sonuna gelindiğinde, Ford Model T 10.000'den fazla satılmıştı; bu da yıllık satışlarda %60 artış demekti. Ford bu kararla yetinmek niyetinde değildi. Model T'yi "kitlelerin arabası" yapmak için fiyatını düşük tutarken, yüksek üretim düzeylerine erişmek kaygısındaydı. Ama nasıl?

Chicago'daki et paketleme fabrikası

Ford zihnini kurcalayan sorunun çözümünü en umulmadık yerde buldu. Bir et paketleme fabrikasını ziyaret ettiğinde kesilmiş hayvanların bir işçinin önünden diğerinin önüne taşındığı başlar üzerinde yürüyen asma sistemi ilgisini çekti. Basit ama etkili yöntem işi işçinin ayağına getirerek zaman kazandırıyordu. Ayrıca, Ford'un dikkatini çeken bir şey daha vardı: Her işçi tek bir işi tekrar tekrar yaparak ustalaştığı için, tüm iş çabuk ve kolay yürüyordu.

İLGİLİ:  Carl Benz | Hayatı ve ilk arabanın icadının hikayesi

Mayıs 1913'te Ford bu yöntemi otomobil fabrikasında uyguladı ve sonuç olarak montaj süresi büyük ölçüde kısalmış oldu. Böylece, çağdaş toplu üretimin temel direği "yürüyen montaj hattı" doğmuş oluyordu. İşçiler krank millerini ve pistonları yerleştirirken arabaları bir montaj hattı üzerinde yürüten kayışlar eklendi. Transmisyon kayışları da arabalara aynı şekilde takılıyordu. Yürüyen montaj hatları o denli başarılı olmuştu ki neredeyse montajın son aşaması da bu yöntemle yapılacaktı.

Ford'un yaratıcı mühendisleri, montaj hattının temelindeki düşünceyi uygulayarak, 76 metre uzunluğundaki bir halatı şasiye bağlayıp fabrikanın zemininde yürütmeyi denediler. Halatın çektiği şasi yürürken bir işçi ekibi de kovana üşüşmüş arılar gibi araba tamamlanıncaya kadar çevresini kuşatıyordu. Montaj süresi böylece 12 saatten 93 dakikanın altına düşmüştü.

Bundan sonraki birkaç ay boyunca, tüm fabrika, ağır ağır yürüyen taşıcıyı bantlar ağıyla örüldü. Her bir işçi uzman olduğu işi yapıyor, bu yepyeni ve son derece etkili süreçte üzerine düşen rolü oynuyordu. "Bir parçayı yerleştiren adam, onu sıkıştırmaz" diye anlatıyordu Ford. "Cıvatayı yerleştiren adam somunu takmaz, somunu takan adam sıkıştırmaz."

"Siyah olsun da ne renk olursa olsun!"

Bu yeni montaj hattının sonuçları gerçekten inanılmaz oldu. 1914'e gelindiğinde, arabalar hattan hemen hemen tamamlanmış olarak çıkıyordu. 1912 ile 1915 arasında üretim üç katına çıktı; 1922'ye gelindiğinde yıllık üretim bir milyona erişmişti. Daha da önemlisi, yürüyen bant, Model T'nin fiyatında da büyük değişiklik yapmıştı. 1916'da fiyat sadece 360 dolara düştü. Sonunda Henry Ford'un rüyası gerçek olmuştu.

İLGİLİ:  Dünyadaki ilk otomobillerin hikayesi ve Ford Model T

Bununla birlikte ilk toplu üretimin sakıncalarından biri tercihleri kısıtlamıştı. Söylendiğine göre Ford'un 1914 yılında "Her müşteri, istediği her renk arabayı satın alabilir; siyah olması koşuluyla" diyerek yaptığı şakanın arkasında montaj hattının temposuna ayak uydurması için seçilen hızla kuruyabilen tek boya siyah emay Japon boyası vardı. Neyse ki müşteriler bunun katlanılması gereken küçük bir özveri olduğu düşündüler.

Gerçi Ford ve yetenekli mühendisleri, toplu üretim yöntemini ilk kullananlar değillerdi ama en başarılı tekniklerden bir çoğunu geliştirmiş, kolaylaştırmışlardı. Onların üretim yöntemlerinde gerçekleştirdiği ilerlemeler geniş bir ürün yelpazesine uyarlandığı gibi, dünyadaki bütün sanayilerin hız ve yetkinliğinde inanılmaz büyüme yaratmıştır. Almanya'da toplu üretim tekniği Fordismus (Fordizm) olarak adlandırıldı. Gösterişsiz, kendi halindeki Tin Lizzie'den sanayi dünyasını tamamen değiştiren bir üretim süreci doğdu ve Henry Ford'a "ikinci sanayi devriminin babası" demelerine yol açtı.

Ford Model T ile 1908'de başlayan seri otomobil üretimi yazımız burada son buldu. Benzer içerikler için: https://evrenatlasi.com/k/tarih-kultur/

Yazar Berkay Alpkunt

Coğrafya ve astronomi üzerine geniş kapsamlı içerikler hazırlıyor. Diğer ilgi alanları canlı hayatı, bilim tarihi ve ülkeler olarak sıralanır. Aynı zamanda bağımsız video oyunlarıyla ilgilidir.