Kategoriler
Ülkeler

Macaristan: Tarihi, dili, dini, etnik yapısı, ekonomisi ve yönetimi

Macaristan, Macarca Magyarország, orta Avrupa'nın karayla çevrili ülkesi. Başkenti Budapeşte. I. Dünya Savaşı'nın sonunda mağlup Macaristan, Trianon Antlaşması (1920) nedeniyle topraklarının yüzde 70'ini kaybetti. O zamandan bu yana, topraklarının ve insanlarının üçte ikisinden fazlasını yitirmekle boğuşan Macarlar bu durumu “Trianon Sendromu” olarak tanımlıyor. Bu sendrom 1945'ten önce güçlendi ancak Sovyet hakimiyeti esnasında bastırıldı (1945–90); 1990'daki bağımsızlık mücadelesinde farklı bir biçime bürünerek yeniden ortaya çıktı. Bu modern ülke birbiriyle uzlaşamayan iki gruba bölünmüş durumda: Yani hala Trianon'dan endişe duyanlar ve onu unutmak isteyenler. Bu bölünme Macaristan'ın siyasi, sosyal ve kültürel yaşamının çoğu yönünde kendisini gösteriyor.

Macaristan hakkında bilgiler

  • Resmi adı: Magyarország (Macaristan)
  • Başkent: Budapeşte
  • Nüfus: 9,68 milyon (2019)
  • Resmi dili: Macarca
  • Para birimi: Macar Forinti (HUF)
  • Yönetim şekli: Parlamenter cumhuriyet
  • Yüz ölçümü: 93.030 kilometrekare
  • En yüksek nokta: Kekes Dağı, 1014 metre
  • En düşük nokta: Szeged, 77 metre
macaristan bayrağı
Fransız bayrağından modellenen ve romantik dönemin halk kültürünü yansıtan bayrakta kırmızı güç, beyaz sadakat ve yeşil umudu simgeliyor.

Ülkelerine Magyarország “Magyarlar Ülkesi” diyen Macarlar diğer başlıca Avrupa dilleriyle ilgisi olmayan farklı bir dil konuşmaları yönüyle özellerdir. Dil yapısı anlamında adeta uzaylı uluslarla çevrili olan Macarlar, tarihlerinin çoğunda tecrit edilmeye çalışıldı. Hristiyanlaşmadan sonra kültür, eğitim ve devlet idaresinde Latince'ye geçilmesi dışlanmayı önlemek için olabilir. Latince 1844'e kadar Macar soylularının dili oldu.

Slav-Germen denizinde yalnız kalmış Macarlar, Karpat Havzasındaki en uzun ömürlü devletlerden birini kurmalarıyla biliniyor. Yalnızca altı yüzyıllık bağımsızlıklarından sonra (896-1526), Macaristan iki siyasi devletin parçası oldu: Habsburg ve Osmanlı. Ancak o zaman bile Macarlar, 1867'de onları Avusturya-Macaristan (1867-1918) haline getirecek olan bağımsız siyasi kimliklerini ve ideallerini korumuşlardı. Bu durum Karpat Havzası'nın diğer uluslarına kıyasla etkileyicidir.

MS 1000'de Katolikliği kabul etmeleri Macarları Batı’nın Hristiyanlaştırılmış ulusları arasına ekledi ancak hiçbir zaman bir Avrupa medeniyeti haline gelemediler. Hristiyanlığı benimsemeleri geri kaldıkları Batılı gelişmeleri yakalamak istemelerinin bir sonucuydu. Coğrafi konumları onları çeşitli Doğu güçleriyle savaşmaya zorladığından kendilerini Batı Hristiyanlığının savunucuları olarak görerek kurtuluş aradılar. Lakin büründükleri bu role rağmen, kriz zamanlarında (örneğin, 1920’deki Trianon) özel yardımların gelmemesi gibi nedenlerle Batı’yı kendilerine borçlu görmüş ve nankör olarak değerlendirmişlerdir.

Bugün Macaristan tamamen Budapeşte merkezli bir ülke. Başkent hem Macaristan'ın diğer şehirlerini cüce bırakan nüfusu hem de bilimsel ve sanatsal kurumlarının çoğunun burada bulunması yönüyle epey baskın durumda. Budapeşte, Tuna Nehri'nin (Macarca: Duna) her iki tarafında kıyıya sahip. Avrupa başkentlerinin büyük panteonuyla karşılaştırıldığında bile muhteşem bir şehirdir ve kuruluşundan bu yana Macar kültürünün çarkı olmuştur.

Son dört yüzyıl boyunca yüzleştiği pek çok ulusal trajediye rağmen Macarlar sanat ve bilimdeki başarılarıyla övünür. 20. yüzyıl boyunca birçok yetenekli Macar özellikle ABD'ye göç etti. Bunlar arasında Amerikan atom keşiflerinde ve bilgisayar çağının başlamasında belirleyici roller oynayan önde gelen bilim insanları var. Bu bilim adamlarının, matematikçilerin, ekonomistlerin, antropologların, müzisyenlerin ve sanatçıların bolluğu — ve aralarında bir düzine Nobel ödülü alanlar — İtalyan Amerikalı fizikçi Enrico Fermi'nin eşi yazar Laura Fermi'nin “Macaristan yeteneğinin gizemi” ifadesini kullanmasını sağlamıştır.

macaristan buda kalesi budapeşte
Buda Kalesi, Budapeşte

Komşuları

Yaklaşık 45° ve 49° Kuzey enlemleri ve 16° ve 23° Doğu boylamları arasında uzanan Macaristan komşuları kuzeyde Slovakya, kuzeydoğuda Ukrayna, doğuda Romanya, güneyde Sırbistan (özellikle Vojvodina bölgesi) ve Hırvatistan, güneybatıda Slovenya ve batıda Avusturya olarak sıralanıyor.

Etnik gruplar ve diller

10. yüzyıldaki kuruluşundan bu yana Macaristan daima çok ırklı bir ülkeydi. Başlıca bölgesel değişiklikler onu I. Dünya Savaşı'ndan sonra etnik anlamda homojen hale getirdi ancak şimdi popülasyonun onda dokuzu Macar (Magyar) ve bunlar Macarcayı anadili olarak konuşuyor. Macar dili, Ural dillerinin Ugor şubesindendir. Bu nedenle Ural Dağları'nın doğusunda konuşulan Ob-Ugor dilleri Hantı ve Mansi'ye yakındır. Aynı zamanda biraz uzaktan olsa da Fince ve Estonca ulusal dilleriyle yakındır. Uzak kuzey İskandinavya'da Sami ve Sibirya'daki Samoyed dillerine akrabadır. Etnik Macarlar Fin-Ugor Magyar'ların ve çeşitli asimile Türk, Slav ve Cermen halklarının bir karışımından oluşuyor. Nüfusun küçük bir yüzdesinde bir takım azınlık gruplar var. Bunlardan en büyüğü Romanlar (Çingeneler). Diğer etnik azınlıklar arasında ise Almanlar, Slovaklar, Hırvatlar, Rumenler, Sırplar, Polonyalılar, Slovenler, Ruslar, Yunanlılar ve Ermeniler var.

Dini

Macaristan resmi bir dini benimsemiyor ve dini özgürlük tanıyor. Halkın üçte birinden fazlası ülkenin batı ve kuzey bölgelerinde yaşayan Roma Katoliğidir. Nüfusun yaklaşık onda biri Kalvinizm'i benimser (Macaristan'daki Reform Kilisesi'nin üyeleri, çoğunluğu doğu Macaristan'da). Lutheryan ikinci en önemli azınlık inancını oluşturuyor ve bundan görece daha küçük gruplar çeşitli Hristiyan mezheplerini oluşturmakta (Yunan veya Bizans Katolikleri, Doğu Ortodoks ve Üniteryenler). II. Dünya Savaşı öncesinde nüfusun yüzde 5'ini kapsayan Yahudi topluluğu soykırımın ardından küçüldü. Müslüman nüfusu ise binlerle gösterilir.

Komünist dönemde 1949'dan itibaren Macaristan resmi olarak ateist bir devletti. Roma Katolik Kilisesi, kilise mülklerini ve okullarını azaltan yasalar çıkartan komünist hükümetle mücadele etti. Bu direnişin bir sonucu olarak, Vatikan'la yapılan 1964 anlaşmasıyla kiliseye daha geniş haklar tanındı ve 1972'de Macar anayasası ibadetlerin serbest bırakıldığını ve kilise ile devletin ayrıldığını ilan etti. 1990'da komünizmin çöküşünden bu yana ülkede 200'den fazla dini grup oluştu. Bununla birlikte Hristiyanlıkta dini bir mezhebe üye olmak, o dine aktif katılım yapıldığı veya aktif manevi inanç duyulduğu anlamına gelmez.

Macaristan ekonomisi

Macaristan
Macaristan

Macaristan ekonomisi pek parlak değildir. 21. yüzyılın ilk on yılı itibariyle Macar hükümeti yüksek bir borçlanma ve AB’nin aşırı gördüğü bir cari açığa sahip oldu. Bu durum 2013’te son bulan bazı yaptırımların uygulanmasına yol açtı. Ekonomi neredeyse durdu: GSYİH negatif büyüme yaşadı ve işsizlik oranı yükseldi. 2010 yılında Viktor Orbán liderliğinde kurulan hükümet ekonomik politikada çarpıcı değişiklikler getirdi. “Orbanomics” açılım ile rekabetçiliğe ve “işgücü toplumu”na önem veren hükümet kontrollü bir program başlatıldı. İşsizlik oranı kısa sürede yüzde 12'ye düştü (2019 itibariyle yüzde 3'e yakın). 2010'larda GSYİH yeniden büyümeye başladı ve maaşlar arttı. Bazı uluslararası gözlemciler bunu "ekonomik mucize" olarak tanımladılar, diğerleri ise kuşkucu kaldı ve yüksek iş gücünün sürdürülebilirliğini sorguladılar. Hızlı ekonomik büyümede AB'den gelen önemli parasal katkıların oynadığı rolü savundular.

Macaristan yönetimi

Macaristan'daki modern siyasal sistem, 19. ve 20. yüzyıllar boyunca otokrasi unsurlarını içermekteydi, ancak 1867 ve 1948 arasındaki dönemde çok partili bir sistemi ve nispeten bağımsız bir yargı organını benimseyen yeni parlamentoya geçildi. Komünistlerin 1948'de ülkeyi devralmasından sonra, hükümetin yasama ve yürütme kolları ve hukuk sistemi Komünist Parti yönetimiyle Sovyet tarzına büründü. O yıl tüm rakip siyasi partiler kaldırıldı ve Macar Sosyal Demokrat Partisi, Komünist Parti ile birleşmeye zorlandı ve böylece Macar İşçi Partisi kuruldu. 1956 Devrimi'nden 1989'da komünizmin çöküşüne kadar hayatta kalan parti Macar Sosyalist İşçi Partisi adıyla yeniden düzenlendi.

Macaristan iklimi

Karpat Havzası içindeki konumu nedeniyle Macaristan orta derecede karasal bir iklime sahip. Yıllık ortalama sıcaklık yaklaşık 10°C'dir. Ortalama sıcaklıklar Ocak'ta yaklaşık −4 ila 0°C iken Temmuz ayında yaklaşık 18 ila 23°C kadar olur. Yaz aylarında aşırı sıcaklıklar (43°C) görülür ve kışın ise -34°C gibi aşırı soğuklarla karşılaşılır. Alçak bölgelerde yağışlar genellikle 500 ila 600 mm arasında değişirken, daha yüksek rakımlarda 600 ila 800 mm düzeyine ulaşıyor. Alföld yani Büyük Macaristan Ovası'nın orta ile doğu bölgeleri ülkenin en kurak yeri ve en yağışlı bölgesi ise güneybatıdaki yaylalarıdır. Yıllık yağışın üçte ikisi büyüme mevsimi boyunca düşüyor.

Bitki ve hayvan hayatı

Çağlar boyunca gerçekleşen insan faaliyetleri Macaristan'ın doğal bitki örtüsünü büyük ölçüde tahrip etti. Arazinin yaklaşık yarısına düzenli ekim yapılıyor ve yaklaşık altıda biri tarım dışı amaçla kullanılıyor. Kalan bölgeler çayırlar ve sert meraların yanı sıra orman ve ormanlık alanları içermekte. Ülkenin hiçbir kısmı doğal iğne yapraklı ağaçları destekleyecek yükseklikte değil. En yüksek rakımlarda kayın yetişir; sert iklimli ovalardaki meşe ormanları yayla bölgelerindeki düşük kotlarda görülür.

Ormanlarda geyik ve yaban domuzları yüksek kotlarda bol miktarda bulunurken, kemirgenler, tavşan, keklik ve sülün ovalarda yaşar. Bir zamanlar sayıları bol olan bataklık su kuşu türleri sınırlı bir alanda yaşıyor. Turna balığı, çipura ve turna balığı levreği gibi çeşitli tatlı su balığı türleri vardır. Ülkenin bazı sanayi bölgelerinde önemli su ve hava kirliliği yaşanıyor.

Macaristan tarihi

Roma'nın Pannonia ve Dacia eyaletleri Tiberius ve Trajan tarafından (MS 1. yüzyılda) fethedildi ve bugün Macaristan adını alacak bölgenin parçası oldu. Hunlar ve daha sonra Ostrogoth ve Avarlar kısa süreliğine buraya yerleşti. 9. yüzyılın sonlarında, Uralların ötesinden gelen Fin-Ugor topluluğu olan Magyarlar Macaristan ve Transilvanya'nın tamamını veya çoğunu fethettiler. Efsanevi görülen lider Arpad ilk hanedanı kurdu. Magyarlar bölgenin önceki yerleşimcileriyle birleşti ve Kral I. Otto (sonra Kutsal Roma İmparatoru olacak) tarafından Lechfeld’de (955) mağlup edilinceye dek batıyı fethetmeye devam ettiler.

Genişlemesi duran Macar devleti kendini değiştirmeye başladı. İlk kral St. Stephen (1001–38 hüküm sürdü) Magyarların Hristiyanlaşmasını sağladı ve ulusal varoluşun sembolü görülen tacını Roma Katolik Kilisesi'nin gücü ve yetkisi ile pekiştirdi. III. Bela altında (1172–1196 hüküm sürdü), Macaristan Batı Avrupa, özellikle de Fransız kültürü ile yakın temasa geçti. Başa geçen her yeni kral bunu küçük soylular, köylüler ve kasabalılar pahasına yetkilerini durmadan genişleten çok güçlü asillere (magnate) borçluydu. Bazi asiller 1222'de savurgan II. Andrew'u Golden Bull'u ("Macaristan'ın Magna Carta'sı") yayımlamaya zorladı. Golden Bull kralın yetkisini sınırlayarak magnateleri kısıtlamış oldu ve parlamentonun başlangıcını sağladı.

Andrew’un oğlu IV. Bela altında krallık neredeyse yok olma noktasına geldi: Moğol işgalcileri Muhi’de Bela’yı yendi (1241) ve bir yıl boyunca ülkeyi işgal etti. Oğlu tarafından tehdit edilen V. Stephen, Bohemya'lı II. Ottocar'ın saldırısına da yenildi. Stephen'ın oğlu IV. Ladislaus yönetiminde Macaristan anarşiye girdi. Arpad'ın kraliyet soyu III. Andrew'un ölümüyle (1301) son buldu ve magnateler otoritelerini artırma fırsatı yakaladılar.

1308 yılında Anjou'lu Charles Robert, Angevin soyunun ilk varisi olarak I. Charles adıyla Macaristan kralı seçildi. Otokratik yönetimiyle bir şekilde magnateleri kontrol etti ve kasabaların büyümesini sağladı. Oğlu I. Louis (Büyük Louis) altında Macaristan en geniş topraklarına ulaştı ve gücü Dalmaçya, Balkanlar ve Polonya'ya uzandı.

İki asır sonra 1526'da II. Louis, Kanuni Sultan Süleyman ile girdiği Mohaç savaşında yenildi ve öldürüldü. Avusturya'nın saldırgan girişimlerine direnmeye çalışan Macaristan'da bir prens olan Tökeli İmre, Türklere 1683 Viyana kuşatması sırasında çok büyük yardımlarda bulundu. Ancak İmparator I. Leopold, yetenekli generalleri Savoy Prensi Eugene ve Lorraine Dükü V. Charles sayesinde kısa sürede kaybedilen toprağını yeniden kazandı.

Budapeşte 1686'da Türklerden geri alındı. 1687'de Macar soylular, Habsburg'un Macar tahtına yönelik talebini kabul ettiler. Karlofça Barışı'yla (1699) Türkler Macaristan’ın çoğunu ve Transilvanya'yı Avusturya’ya bıraktı. Transilvanya Habsburg'larla savaşmaya devam etti ancak 1711'de II. Ferenc Rákóczi'nin yenilmesiyle Avusturya'nın kesin kontrolü kuruldu. 1718'de Avusturyalılar Banat'ı Osmanlı'dan aldı.

Yazar Burcu Kara

Genellikle modern tarih, yakın tarih ve popüler bilim üstüne içerikler üretiyor. Özel ilgi alanları arasında Kuzey Afrika ve Güney Amerika'nın sömürge tarihi ve Avrupa'daki eski monarşiler yer alıyor.