Kategoriler
Bilim & İnsan

Asteroit nedir? Asteroit kuşağı, oluşumları, keşfi ve kısa tarihi

Asteroitler Güneş Sistemi'nin oluşumundan artakalan ve neredeyse tüm Güneş Sistemi boyunca Güneş'in etrafında dönen kaya parçalarıdır. Asteroitlerin çoğu Güneş Sistemi'nde Mars ve Jüpiter'in yörüngeleri arasında uzanan Asteroit Kuşağı'nda bulunuyor. Bu kuşakta sayılamayacak kadar uzay kayası olmasına rağmen içlerinden geçmeye çalışsanız neredeyse boş olduğunu düşünürdünüz. Çünkü asteroitler (filmlerde ve uzay temalı çalışmalarda görülenin aksine) birbirinden epeyce uzakta yer alıyorlar. Bazı asteroitlerin yörüngesi ayrıca Dünya'ya yakın bir noktadan (1.3 AU'dan az) geçer. Bunlara "Dünya'ya Yakın Nesneler" deniyor. Yörüngesi Jüpiter'in daha gerisine uzanan asteroitler de var. Güneş'i bir gezegenle aynı yörüngede dönen asteroitlere ise "Truva Asteroitleri" adı veriliyor.

Asteroitlerin keşfi ve Asteroit Kuşağı

Asteroitler "Küçük Güneş Sistemi Cisimleri" (KGC) adı verilen uzay nesnesi sınıfındalar. Diğer KGC'ler arasında kuyruklu yıldızlar ve Güneş Sistemi'nin dışında bulunan "Neptün Ötesi Cisimler" (NÖC) var. Plüton keşfedilen ilk NÖC ve birçok NÖC mutlaka asteroit olmamasına rağmen Plüton gibi cüce gezegenlerden ibarettir (Bkz. Kuiper Kuşağı ve Oort Bulutu).

İLGİLİ:  Meteor nedir? Meteor yağmuru, göktaşı, meteor taşı ve asteroit farkı
asteroit kuşağı
Asteroit kuşağı

Asteroitler ilk kez 1800'lerin başında keşfedildi ve Ceres ilk keşfedilendir. 950 kilometre genişliğiyle en büyük asteroit olarak biliniyor. Ancak şimdi bir cüce gezegen sıfatına da sahip. Bir zamanlar gökbilimcilerin Güneş Sistemi'nde eksik bir gezegen olduğuna dair öngörüsü vardı. Teorilerden biri bu kayıp gezegenin Mars ve Jüpiter arasında yer aldığı ve Asteroit Kuşağı'nı oluşturmak üzere bir şekilde yörüngeden çıktığı yönündeydi. Ancak bu hikaye gerçekte yaşanan ile uzaktan alakalı bile değildi. Zira Asteroit Kuşağı'nı meydana getiren nesnelerin aslında diğer gezegenleri oluşturan nesnelerle benzer maddede olduğu öğrenildi. Tek farkları gezegen oluşturmak üzere bir araya gelmemiş olmalarıdır.

Bazı astronomlar kuşağın parçalanmış bir gezegenin kalıntıları olduğuna da inanır. Başka bir teori ise asteroitlerin Güneş Sistemi'nin oluşumundan kalan kalıntı kayalar olmasıdır. Bu fikir daha olası kabul ediliyor. Kayaların Güneş'i ve diğer gezegenleri meydana getiren Güneş bulutsusu sırasında oluştukları düşünülüyor. Milyarlarca yıl içinde içsel ısınma, çarpışmalar, yüzey erimesi, küçük mikro asteroitlerin bombardımanı ve radyasyon ayrışması sonucu değişime uğradılar. Ayrıca Güneş Sistemi boyunca durmadan hareket ederek çoğunlukla Asteroit Kuşağı'na ve Jüpiter'in yörüngesine yerleştiler. İç Güneş Sistemi'nde bulunan küçük gruplar da var ve bunlar Dünya'nın yörüngesine girerek meteor halini alıyor.

Asteroit Kuşağı'ndaki dört büyük cisim tüm kuşağın kütlesinin yarısını oluşturmakta. Bunlar cüce gezegen Ceres ve asteroitler Vesta, Pallas ve Hygeia'dır.

asteroit ve dünya
Birbirlerine çarpan asteroitler sonunda aynı kimyasal ve fiziksel özelliklere sahip asteroit ailelerini oluşturuyor

Asteroitlerin kimyasal içerikleri birbirinden çeşitlidir: Karbonlu (karbon içeren C-tipler), silikatlı (silikon içeren S-tipler) ve metal açısından zengin (M-tipler) bilinen asteroit türleri arasında. Büyüklükleri küçük kayalardan, yaklaşık 100 kilometre genişliğinde dev ülkeler arasında değişen milyonlarca asteroit vardır. Aynı fiziksel özelliklere ve kimyasal bileşime sahip olanlar "aile" adı altında gruplandırılır. Bazılarının bileşimi aşağı yukarı Dünya gibi gezegenlerin bileşimlerine benzer.

Asteroit türleri arasındaki bu büyük kimyasal fark Asteroit Kuşağı'nda hiçbir zaman gerçek bir gezegenin bulunmadığı ipucunu veriyor. Bu da, Asteroit Kuşağı bölgesinin (sahip olduğu yerçekimi etkisinden dolayı) gezegenlerin oluşumundan artakalan cisimlerin toplanma yeri olduğunu gösteriyor.

Asteroitlerin kısa tarihi

Güneş bulutsusu ilk zamanlarında toz, kaya ve gaz bulutuydu ve diğer gezegenlerin tohumlarını attı. Gökbilimciler diğer yıldızların etrafında da bu maddelere benzer diskler görüntülediler.

Bu toz tohumları zamanla birleşip büyüyerek Dünya, Venüs, Mars ve Merkür gibi diğer "karasal" gezegenleri ve gaz devi gezegenlerin kayalık iç kısımlarını oluşturdular.

İLGİLİ:  1.400 TNT gücündeki asteroit Küba'nın üzerinde patladı

Güneş Sistemi'ndeki koşullar daha farklı olsaydı bugün Asteroid Kuşağı'nın olduğu yerde dokuzuncu bir gezegen olabilirdi. Ancak Jüpiter'in devasa boyutu, Güneş nebulasından ayrılırken beraberinde diğer gezegen oluşturan maddeleri de sürükledi. Sürüklenen nesnelerin çoğu Asteroit Kuşağı'nda toplandı ve kalan diğerleri hala Dünya'ya yakın noktalarda dolanıyor. Bu asteroitler zaman zaman Dünya'nın yörüngesine girse de bizler için tehdit oluşturmazlar. Ancak büyük bir tanesinin her zaman gezegenimize fazla yaklaşıp yeryüzüne çakılması mümkündür.

Gökbilimci gruplar bunları "Dünya'ya yakın asteroitler" adı altında takip ediyor ve bize yaklaşabilecekleri yörüngeleri bulmak için ortak çaba sarf ediyorlar. Asteroit Kuşağı'na da büyük bir ilgi var. Dawn uzay aracı ana görevi olarak, bir zamanlar asteroit olduğu düşünülen cüce gezegen Ceres'i inceledi. Daha önce asteroit Vesta'yı ziyaret etmiş ve bu nesne hakkında değerli bilgiler göndermişti. Gökbilimciler Güneş Sistemi tarihinin ilk dönemlerine dayanan bu eski kayalar hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyor, tıpkı onları zaman içinde değiştiren olaylar ve süreçleri öğrenmek gibi.

Yazar Burcu Kara

Genellikle modern tarih, yakın tarih ve popüler bilim üstüne içerikler üretiyor. Özel ilgi alanları arasında Kuzey Afrika ve Güney Amerika'nın sömürge tarihi ve Avrupa'daki eski monarşiler yer alıyor.