Kategoriler
Mitoloji

Afrika tanrıçaları ve düzenbazları

Önemli Afrika tanrıçaları


Tanrıçalar birçok Afrika mitinde önemli rol oynar. Birkaçı, İjaw'ın Woyengi'si, Dahomey'in Mawu'su ve Kongo'daki Bankongo halkının Njambi'si gibi Yüce Varlık-yaratıcılardır. Toprak analar ve bereket tanrıçaları yaygındır. Örnek olarak, Güneybatı Kongo'nun Woyo halkına ait Mboze, Yoruba'ya ait Oddudua veya Olokun ve İbo halkına ait, yeryüzünün kişileşmiş hali olarak, ölü ataları rahminde, yani Yeraltı Dünyası'nda taşıyan Ala söylenebilir. Asase, Ashanti yeryüzü tanrıçasıdır.

Togo ve Gana'nın Karachi halkı için Asase Ya yeryüzüdür ve gökyüzü Wulbari, yükselmeye karar verene kadar, kalabalık uzayı çocuklarına bırakıp, Asase Ya'nın üzerine uzanmıştır. Zulu tanrıçası Nokhubulwane, biranın mucididir ve doğanın tüm yönlerinin içine işler. Alışılmadık bir tanrıça, Yoruba'nın Oya'sıdır. Muhtemelen bir kişilikten ziyade kavram olarak o, nehir, hayvan ya da insan davranışının bir yönü olabilir. Adaleti temsil eder fakat Hintli Kali gibi, bir şiddet ve ölüm tanrıçasıdır.

Düzenbazların karakterleri ve rolleri nelerdir?

Genelde olduğu gibi, düzenbazlar yaratıcıdır fakat çoğunlukla yaratıcıya karşı çıkar veya işini baltalarlar. Yemeye, sekse ve güce doymak bilmezler. Bazen, Yüce Varlık'ın gücü ve keyfiliği karşısında insanlara yardım eden kültür kahramanıdırlar. Düzenbazlar şekil değiştirebilirler, şaibeli amaçlarına ulaşmak için çoğunlukla hayvan biçimine girerler. Özünde, uygarlığın kısıtlamalarını henüz kabul etmemiş bir bilinç durumunu temsil ederek ahlak dışı davranırlar. Düzenbazlar, Afrika mitolojisinde önemli rol oynarlar çünkü genelde Afrika mitolojisi, varoluşun tehlikeli halini vurgulayarak yaşam ve tanrılar konusunda şüpheci bir görüş ortaya koyar, bu tehlikeli hal düzenbazlar ve onların faaliyetleriyle temsil edilir.

Afrika mitolojisindeki önemli düzenbazlar kimlerdir?

Afrika mitolojilerinde birçok düzenbaz öne çıkar. Birkaçı, esasen hırsızlık ve cinayet esnasındaki hileleriyle tanınırlar. Bir zamanlar yaratılışa katılmış olan Bantu düzenbazı Hlakanyana bir diğer Bantu figürü olan tek kollu, tek bacaklı, tek gözlü Dikithi böyle düzenbazlardandır. En meşhur Afrikalı düzenbazlar, Batı Afrikalı tanrılar Eshu (Elegbara veya Legba olarak da bili nir) ve Örümcek Anansi'dir.

Eshu, bir orisha'dır, Yoruba ve Fon mitolojisindeki ruhlardan biridir. Ruhu, kölelere yenidünyaya kadar eşlik etmiştir; Haiti, Küba ve diğer yerlerdeki Voodoo'da bulunan Papa Legba gibi önemli bir mevcudiyet olarak kalır. Legba, sözlü ve sözsüz iletişimin ruhudur, bir bereket tanrısı ve kavşakların bekçisidir. Yunanistan'daki Hermes gibi, karanlık dünyaya nüfuz eden biridir. Dahomeylerde, onun delici penis sembolü, Hermes'in penis şeklindeki büst sütunu (sınır işareti) gibi, çoğunlukla koruyucu tılsım olarak konutların dışına konur.

İLGİLİ:  Samiler ve Babil mitolojisi

Anansi, Batı Afrika halkları arasında yaygındır. O, Örümcek'tir, hikâyelerin dokumacısıdır. Anansesem ("Örümcek Hikâyeleri") terimi, sözlü olarak aktarılan bütün bir Anansi öyküleri koleksiyonunu belirtir. Anansi öyküleri, kölelerle birlikte Amerika'ya ulaşmış, burada düzenbaz, Nancy Teyze (Anansi ile telaffuz benzerliğinden) ve Tavşan Kardeş gibi formlar kazanmıştır.

Legba'nın hikâyesi nedir?

Legba (Elegba, Eshu), yaratılışın en başında, yaratıcı henüz yeryüzünde yaşarken var olmuştu.

Mitin biri, onun aslında yaratıcının oğlu olduğunu ve yaratıcı uzak kaldığı esnada bir tür kültür kahramanı rolü oynayarak insan tebaası arasında onun iradesinin yöneticisi görevini gördüğünü söyler. Yaratıcı kötü şeylere sebep olmuşsa Legba suçlanır, iyi şeyler olmuşsa yaratıcı övülürdü. Bu durum, Legba'yı o kadar sinirlendirdi ki, babasına karşı çıktı. "Sadece benden istediklerini yaptım," dedi, "ve sen kötü şeylere neden olduğunda ben suçlandığım için başım belaya giriyor."

Yaratıcı, kralların daima iyi şeyler için övülmesi, hizmetkârların da kötü şeyler için suçlanması gerektiğini söyledi: "İşler hep böyle yürür ve yürüyecek." dedi. Bu konuşma, Legba'yı daha da kızdırdı ve bir intikam planladı. Babasına, hırsızların onun ünlü tatlı patates bahçesini soymayı planladıklarına dair bir söylenti duyduğu yalanını attı. Öfkelenen yaratıcı, tatlı patateslerini çalacak kişilerin infaz edileceğini ilan etti. O gece, Legba, babasının evine girip, tanrının sandaletlerini çaldı. Onları giyip bahçeye gitti ve bütün patatesleri aldı. Ertesi sabah, yaratıcının evine koşup, bütün patateslerin çalınmış olduğunu bildirdi fakat hırsızın sandalet izleri bıraktığını ve onu bulmanın kolay olacağını da belirtti.

Yaratıcı, bahçede kimin sandalet izi bıraktığını görmek için herkesi çağırdı. Fakat izler kocamandı, köydeki herhangi bir izden çok daha büyüktü. O zaman Legba babasına dönüp, sordu "Efendim, acaba patatesleri uykuda gezerken siz almış olamaz mısınız?" "Tabii ki hayır," diye bağırdı tanrı fakat ayaklarını izlerin üstüne koyunca mükemmel uyum sağladığı görüldü. O zaman insanlar, tanrı kendi patateslerini kendisi çaldığı için yakınmaya başladılar. Yaratıcı, kurnaz oğlunun kendisine oyun ettiğini anladı ve öfke içinde yeryüzünün sorumluluğunu oğluna bırakarak dünyayı terk edip gökyüzüne gitti.

İLGİLİ:  İbraniler ve Kenanlılar

Anansi'nin hikâyesi nedir?

Bazıları Anansi'nin, birtakım öykülerde Nyame, bazılarında Wulbari, bazılarında ise başka yaratıcılar olarak geçen gökyüzü-tanrısı-yaratıcının oğlu olduğunu söylerler. Annesi, yeryüzü tanrıçasıydı. Bazıları, Anansi'yi öncelikle, insanlara hayatta kalabilmeleri için gereken hediyeleri getiren bir kültür kahramanı olarak görürler. Bir örümcek olduğu için küçüktü fakat özellikle kurnazdı ve diğer düzenbazlar gibi, amacına ulaşmak için çalmaktan geri durmazdı.

Ashanti halkı, aslında güneş ile diğer yıldızları ve insanları yaratanın Anansi olduğunu, onlara yaşam enerjisini verenin gökyüzü tanrısı Nyame olduğunu söyler. Tüm düzenbazlar gibi Anansi'nin de cinsel iştahı çoktur; hatta gökyüzü tanrısının kızını baştan çıkarmış ve kaçırmıştır.

Bir Krachi mitine kulak verelim: Bizzat yüce tanrı olan gökyüzü tanrısı Wulbari, Anansi'nin kendisinden daha akıllı olduğunu söyleyerek böbürlendiğini duymuş. Wulbari, Anansi'ye bir ders vermek için, onu bir şey bulmak amacıyla yeryüzüne göndermeye ama o bir şeyin ne olduğunu söylememeye karar vermiş. "Eğer o kadar akıllıysan ne istediğimi bilmelisin," demiş. Anansi yeryüzüne inmiş, çeşitli kuşlardan tüyler alıp, kendi vücuduna yapıştırarak, kuş görünümüne girmiş (düzenbazlar istedikleri görünüme girebilirler) ve gökyüzüne uçmuş.

Wulbari, ağaca konan bu gizemli ve güzel kuşu görünce şaşkına dönmüş. Hayvanlara onun ne olduğunu sormuş. Onlar, Anansi'nin bilebileceğini söylemişler. Wulbari, "Ona soramam çünkü bir şey bulması için onu yeryüzüne gönderdim," demiş. Hayvanlar, o şeyin ne olduğunu sormuşlar ve o anda aslında kuş olan Anansi kulak kabartmış, "Ona söylemedim," demiş Wulbari," ama aklımdaki şey güneş, ay ve karanlık." Hayvanlar gülmüşler ve düzenbazı zekice alt ettiği için tanrıya iltifat etmişler. Fakat artık Anansi, Wulbari'nin ne istediğini öğrenmiş. Güneşi, ayı ve karanlığı toplayıp, bir çuvala koymuş. Sonra Wulbari'ye dönmüs. Çuvaldan karanlığı çıkardığında kimse bir şey görememiş. Ayı çıkardığında hayvanlar azıcık görebilmişler. Sonunda güneşi çıkarmış, ona bakanlar kör olmuşlar, gözlerini kırpıştıranlar olmamışlar. Körlük dünyaya bu şekilde gelmiş.

İLGİLİ:  Orfeus, Orfizm ve felsefi mitler

Anansi ve öykücülüğü hakkındaki mit

Anansi, her şeyden önce, bir öykücüydü. Dilin gizemli gücü onun için çok önemliydi. Bir Ashanti miti, Anansi'nin Nyame'den öykücülüğü nasıl aldığını anlatır. Anansi, yüce tanrı Nyame'den sadece onun bildiği öyküleri satın almak istemiş. "Niye onları sana satayım ki?" demiş tanrı, "zaten fiyatı sana fazla gelir." Anansi fiyatın ne olduğunu sormuş. "Piton, Leopar, Eşek Arısı ve bir Peri," demiş Nyame. Anansi oradan ayrılıp, ona yapması gerekeni söyleyen karısı Aso'ya danışmış.

Karısının tavsiyesine uyup üzerinde asmalar olan bir sopa alıp, pitonu bulduğu yere yerleştirmiş. "Karımla senin uzunluğunu tartışıyorduk," demiş Anansi. "Tamam, bu sopayla ölç." demiş piton. Anansi sopayı pitonun yanına koymuş ve sonra yılanı çabucak asmalarla sopaya bağlamış. Yakaladığı pitonu Nyame'ye teslim etmiş.

Sonra, yine Aso'nun tavsiyesi üzerine leoparın avlandığı yolda bir çukur kazıp, üstünü sopalarla kapatarak tuzak kurmuş. Doğal olarak leopar gelip çukura düşmüş. Anansi, leoparın çukurdan çıkmasına yardım ediyormuş gibi görünüp, onu yaralayarak yakalamayı başarmış. Tutsağını Nyame'ye götürmüş.

Yine Aso'nun talimatlarını izleyip, eşekarılarının kovanının üzerine su dökmüş ve "yağmurdan" korunmaları için taşıdığı su kabağına girmeleri için ısrar etmiş. Eşekarıları dediğini yapmışlar, Anansi kabağı kapatıp, Nyame'ye götürmüş.

En sonunda düzenbaz, Aso'nun yardımıyla, oyma bir oyuncak bebek yapmış, onu yapışkan bir bitki özüyle boyamış ve bebeğin ellerine biraz tatlı patates lapası koymuş. Bebeği, perilerin dans etmeyi sevdikleri bir yere yerleştirip, kafasına bir tel bağlamış. Perilerden biri, bebekten biraz lapa istemiş ve ağacın arkasına saklanmış olan Anansi, bebeğin kafa sallaması için teli kullanmış. Peri teşekkür ettiğinde bebek karşılık vermemiş, buna kızan peri bebeği tokatlamış. O zaman bebeğe yapışmış (Amerikan "katran" bebeğinin Afrika versiyonu). Anansi yakaladığı periyi Nyame'ye götürmüş, tanrının da öyküleri Anansi'ye vermekten başka seçeneği kalmamış. Dünyada öykülerin, özellikle de Örümcek Hikâyeleri'nin olma sebebi budur.

Yazar Berkay Alpkunt

Coğrafya ve astronomi üzerine geniş kapsamlı içerikler hazırlıyor. Diğer ilgi alanları canlı hayatı, bilim tarihi ve ülkeler olarak sıralanır. Aynı zamanda bağımsız video oyunlarıyla ilgilidir.