Kategoriler
Mitoloji

Hindu panteonu

Reklam

Hindu panteonu nedir?


Hindu panteonu, zamanla değişip, gelişir. Erken Vedalar döneminde Dyaus (Dyaus Pitar = Gökyüzü Baba, Yunan Zeus ve Romalı Jüpiter) ile Prithvi (Yeryüzü Ana), Yunanistan'daki Uranos ile Gaia gibi ilk tanrılardır. Onların arkasından İndra'nın liderliğinde tanrıların ikinci nesli, devalar gelir. İndra, güneş tanrısı Surya (bazen Mitra) ile ateş ve kurban tanrısı Agni, ilk büyük Hindu üçlüsünü oluştururlar. Bir diğer önemli erken figür, bazen yüce tanrı, bazen suların tanrısı, bazen de Surya-Mitra'nın gündüzünün tersi olan geceyi temsil eden Varuna'dır. Daha düşük seviyedeki Vedik tanrılar, birçok Hint-Avrupa kutsal ikizlerinin ilki olan Aşvinler; rüzgar tanrısı Vayu; Şafak tanrıçası Uşak; konuşma tanrıçası ve "Vedalar'ın Anası", İndra'nın karısı Vac'tir. Vişnu ve Rudra (Siva-öncesi olanlardan biri) sonradan Hinduizm haline gelecek geleneğin ilk gelişme safhasındaki ikincil figürlerdi.

Upanişadlar döneminde, karmaşık yaratıcı ilkeler, Prajapati'de ve daha da karmaşık bir halde Brahman'da somutlaşır.

Sonunda, sürekli yaratma ve yeniden yaratım geçirmesi gereken evrende Brahma'nın yaratıcı, Vişnu'nun koruyucu ve Şiva'nın gerekli yok edici olduğu ikinci bir yüce üçlü veya Trimurti gelişir. Brahma'nın karısı Sarasvati Vişnu'nunki Lakşmi veya Sri, Şiva'nınki Parvati'dir. Vişnu ile Şiva klasik Hinduizm'de hâkimiyetlerini sürdürmüşler, Brahma'nın yerini esasen önem açısından ve bir anlamda da Trimurti'nin üç tanrısının kızları gibi bir dişi enkarnasyon olarak Durga, Kali, Şakti gibi biçimleriyle ulu tanrıça Devi almıştır.

Bu başlıca figürlerin yanı sıra, aralarında Şiva ile Parvati'nin fil kafalı oğlu Ganeşa'nın (Ganapati) ve çeşitli çağlardaki birçok Manu ile Prajapati'nin bulunduğu çok sayıda daha önemsiz tanrılar mevcuttur.

Hinduizm'de gökyüzünde savaş var mıydı?

Hindu mitolojisinde gökyüzünde savaşlar vardı. İndra'nın şeytani Vritra'ya karşı savaşı böyle bir savaştı. Ayrıca "iyi" tanrılar devalar ile o kadar iyi olmayanlar, asuralar arasında birçok savaş olmuştur. Sonunda, Yunan Olimposlular ve İskandinav Aesir gibi, devalar, daha ilkel düşmanlarının karşısında kazanmışlardır.

Reklam

İndra kimdir?

İndra, tanrıların yüce kralı, ateşli savaşçı ve kaotik canavar Vritra'yı yenmesiyle temsil edilen düzen kurucu pozisyonundaki önemini Şiva, Vişnu, Brahma ve Devi karşısında yavaş yavaş kaybetmiştir. Önce yüce bir kralken sonra tanrıların kutsal içeceği Soma ile sarhoş olmuş bir kadın düşkünü olarak betimlenir. Ünlü "İndra ve Karınca Geçidi" hikâyesinde olduğu gibi şaka ve ders konusu bile olmuştur.

Karınca Geçidi nedir?

Brahma Vaivarta Purana, aşırı talepkar bir kral olan İndra'nın, ilahi mimar Vishvakarman'a kendisi için sarayların en görkemlisini yapmasını emrettiğini anlatır. Mimar işine devam ederken İndra giderek fazlasını istedi, Vishvakarman sonunda, yardımını istemek için yaratıcı tanrı Brahma'ya başvurdu. Brahma, bunun üzerine daha yüce bir merciye, Vişnu'ya başvurdu. Vişnu, açgözlü İndra konusunda bir şey yapılması gerektiğini kabul etti ve karınca geçidi doğdu.

Bir sabah, brahma rahibi bir çocuk İndra'ya geldi ve kralın harika bir saray yaptırmayı planladığını duyduğunu ve projenin tamamlanmasının ne kadar süreceğini merak ettiğini söyledi. Kralın tasavvur ettiği gibi bir sarayı o zamana kadar hiçbir İndra'nın yaptırmayı başaramadığına dikkat çekti. İndra şaşırmıştı. "Kaç tane İndra olabilirdi ki?” diye sordu. O zaman çocuk, evrenin ve bir sürü İndra'nın defalarca yaratımına, yıkımına ve yeniden yaratımına şahit olmuş bilge ve kadim bir adam olduğunu ve Brahma ile Vişnu'nun bir temsilcisi olduğunu açıkladı.

Yirmi sekiz İndra'nın gelişi ve gidiși Brahma'nın tek bir gününe denkti. O zaman sonsuz görünen bir karınca geçidi başladı ve çocuk, her bir karıncanın bir kere boş ve bencil arayışlarla ilgilenen bir İndra olduğunu açıkladı. Böylece İndra karman'ın (karma) ne olduğunu yani geçmişteki davranışların bireyin gelecekteki enkarnasyonlarını etkileyeceği prensibini öğrendi. Yaşamın, geçmişteki eylemlerin belirlediği ölümler ve yeniden doğumlar olduğunu öğrendi.

Surya kimdir?

Surya, önemli bir Veda tanrısı veya adityas (Veda tanrıları) idi. Bazen Savitar da (bakıp, gözeten) denirdi. Surya, yaşama hükmeden güneşti, aydınlatıcı ve yaratıcıydı. Yüzyıllar içinde yavaş yavaş saygınlığını yitirdi ve özellikleri diğer tanrılara bahşedildi. Agni ve İndra ile bağlantılı olarak, gökyüzüne hükmeden güneşin ateşiydi.

Reklam

Agni kimdir?

Surya ve İndra ile birlikte Vedik üçlüde ayinsel kurbanın ateşiydi. Hayvanlar, bitkiler ve insanlardaki tinsel ateş olarak yeryüzünün hükümdarıydı. Veda-sonrası Hinduizm'in doğuşu esnasında İndra ve Surya gibi o da önemini yavaş yavaş kaybetti.

Brahma kimdir?

İndra / Agni / Surya üçlüsü gibi önem kaybeden başlıca tanrılar arasında olan Brahma / Vişnu / Surya üçlüsünde Brahma, yaratıcı tanrı olarak Prajapati'nin yerini aldı. Fakat bu konumda bile, çoğunlukla üçlüdeki kardeşlerinden çok aşağıda görülürdü, aslında yüce üçlüdeki konumu, bir biçimi Brahma'nın karısı Sarasvati olan Ulu Tanrıça Devi tarafından devralınmıştır. Brahma'nın dört yöne bakan dört kafası vardı, dolayısıyla gözleri daima Sarasvati'nin üzerinde olurdu.

İLGİLİ:  Afrika mitolojileri, animizm, yaratılış ve tufan

Sarasvati kimdir?

Sarasvati, Vedalar döneminden beri, kocası Brahma'yı önemini sürdürme açısından geride bırakan, bilgi ve öğrenme tanrıçasıydı. Sarasvati, Purana'larda bazen ona ensest arzular besleyen Brahma'nın kızı olarak görülmüştür. Bir süre, Vişnu'nun karılarından biri olarak görülmüş ve eşleri arasındaki kavgalara son vermek için Vişnu tarafından Brahma'ya verilmişti.

Vişnu kimdir?

Vişnu, klasik Hinduizm'de bazı Hindu'ların, her birini bilinemez Mutlak'ın yani Brahman'ın somut hali olarak düşündükleri en önemli üç tanrıdan biridir. Vaişnavizm, Vişnu'nun yüce tanrı olarak görüldüğü bir bhakti (adanma) biçimidir. Erken Vedalar'da Vişnu, önemsiz bir figürdü fakat Brahma / Vişnu / Şiva üçlüsünde, yaratılışın koruyucusu ve sürdürücüsüydü.

Puranik dönemde Vişnu, yaratıcı Brahma'yı göbeğindeki lotustan çıkararak daha da güçlenmiş ve inananlar için önem derecesinde Şiva'yı bile geride bırakmıştı. Vişnu'nun gücü, Süt Okyanusunun Çalkalanması mitinde belirgindir. Vişnu'nun cildi koyu mavidir ve en az dört kolu vardır. Ulaşım için güneş kartal Garuda'ya biner. En önemli eşleri çoğunlukla (Sri-Lakşmi şeklinde) kabul edilen Sri ve Lakşmi'dir. Birçok dünyevi enkarnasyonu veya avatarı vardır, en önemlileri Rama ve Krasnodar.

Reklam

Lakşmi kimdir?

Lakşmi, çoğunlukla elinde bir lotus tutar. Şakti'nin bir biçimidir yani eşinin dişi yaratıcı enerjisidir, refahı simgeler ve Ulu Tanrıça Devi'nin bir halidir. Devi Bhagavata Purana'da mucizevi şekilde, yüce varlığın yan tarafından doğmuş olduğu söylenir. Vişnu çeşitli vücutlarda canlandığında Lakşmi de, örneğin, Ramayana'da Rama'nın karısı Sita, Mahabharata'da Pandava'nın karısı Draupadi olarak vücut bulur. Vişnu Purana, onun da Vişnu'nun her bir avatarı ile uyumlu olacak biçimler aldığını açıklar.

Vişnu'nun avatarları kimlerdir?

Vişnu'nun on avatarı balık Matsya, kaplumbağa Kurma, yaban domuzu Varaha, aslan-adam Narasimha, cüce Vamana, Parasu-Rama (baltalı Rama), Sri-Rama, Balabhadra-Rama, Krişna ve mevcut dönemin yani Kali-Yuga'nın sonunda gelecek olan avatarı Kalki'dir. Bazıları Buda'yı da Vişnu'nun avatarı sayarlar. Rama ve Krişna, açık ara, en önemli avatarlarıdır.

Krişna kimdir?

Vişnu'nun en önemli ve en popüler avatarıdır, tam olarak, "siyah olan (krişna)" anlamındadır ve Bhagavata Purana'da mucizevi hamilelik sonucu doğum ve canavar katletme dahil karmaşık bir kahramanlık mitolojisi anlatılır.

Krişna'nın ebeveynleri Vasudeva ile Devaki'idi. Krişna baştan beri kötü kalpli amcası Kamsa tarafından tehdit edildi. Vişnu'nun sembollerini taşıdığı dört elle doğan Krişna, hemen geçmiş yaşamlarını babasına açıkladı ve o anki yaşamıyla ilgili talimatlar verdi. Sonra yine bir insan bebeği şekline döndü ve Vasudeva, bebeği Kamsa'dan korumak için başka bir çifte götürdü.

Eve, Krişna'nın yerine Devi'nin bir enkarnasyonu olan başka bir bebekle döndü. Kamsa bebeği öldürmeye geldiğinde o, gökyüzüne yükseldi ve Kamsa'nın müstakbel katilinin doğmuş olduğunu ilan etti. Öfke içindeki Kamsa masum bebeklere katliam düzenledi. Bunun üzerine Krişna'nın üvey babası, çocuğu uzaklaştırıp, Gokula'ya götürdü. Krişna orada Gopala denen inek çobanlarının arasında büyüdü. Krişna, özellikle inek çobanı kızlar olan Gopilerle ilişkilerinde birçok düzenbaz özelliği edindi. Örneğin, bir gün kızlar yüzmeye gittiklerinde giysilerini çaldı ve geri almak için kendisine gelmelerini sağladı.

Reklam

Erotik bölümlerde, kendini bir sürü Krişna'ya böldü ve Gopilerle ilişkilere girdi. Gözdesi Radha idi. Gopilerin onunla sevişmesi, Krişna'ya dini olarak adanmayı ve itaati simgeler.

Bir gün yine düzenbazlık ederken çocuk Krişna, toz yuttu ki, koruyucu annesi ağzını açmasını istesin. Çocuk ağzını açıp, kadın içine bakınca, orada tüm evreni gördü.

Krişna gençliğinde canavar katili ve insanların koruyucusuydu.

Krişna, Pandava kahramanı Arjuna'nın Mahabharata'daki destansı savaşında onun insan görünümünde arabacısıyken birden bire, Vişnu'nun enkarnasyonu olan yüce varlık Tanrı Krişna olduğunu açıklar.

Sonunda Krişna, insan biçimindeyken, vücudunda sihirli iksirle korunmamış yegâne yer olan ayağına saplanan zehirli okla öldürüldü. Ölümünde göğe yükselip bir kez daha Vişnu oldu.

Reklam

Yeni Antlaşma ve Akhilleus mitlerinin okuyucuları, Krişna'nın hikayesinde, Kral Herod ve masumların katliamını, İsa'nın göğe yükselişini ve Aşil'in ölümcül hassasiyetteki topuğunu hatırlayacaklardır.

Bhagavadgita ve mesajı nedir?

Bhagavadgita yani "Rabbin Ezgisi", yaklaşık iki bin yıl önce yazılmış ve Mahabharata'ya dahil edilmiştir. Nihai hakikatin mesajları için sıklıkla başvurulan bir metindir. Şiir, Sanskritçe yedi yüz dizeden oluşur. Gita'daki öğretmen çoğunlukla söylendiği gibi, Arjuna'nın arabacısı, varoluşun nihai hakikatlerini ortaya çıkaran Tanrı Krişna'dır.

Arjuna, etrafında büyük bir savaş şiddetlenirken, anlamsız cinayetlerin yani savaşın gerekçeleri hakkında bariz sorular sorar. Krişna, savaşa görev (dharma) bağlamında gerekçe gösterir. Savaşçı kastın bir üyesi olarak Arjuna, sonuçlarına bakmadan görevini yerine getirmelidir.

Her halükarda, birey gerçekte ölümsüzdür, sadece görünüşte kaderini kontrol eder. Birey, sonuçta ilahi gerçekliğe bağlıdır. Krişna, aslında burada kendinin Vişnu olduğunu, birçok Hindu'nun Brahman dediği kişiler üstü en yüce ilksel güç olduğunu açık eder. Krişna, Vişnu olarak, varoluşun tüm destanını kendi içinde barındıran evrensel şairdir. Arjuna ile Krişna'nın ilişkisi, insanla tanrı arasındaki gerçek bağlantının benzetmesidir.

MAHABHARATA


Mahabharata'nın arka planı nedir?

Hint destanı Mahabharata, Homeros'un İlyada ve Odysseia'sının toplamının sekiz katı uzunluktadır. Yazarlığı, Hintli "Homeros" "Krişna Dvaipayana" olarak da bilinen dolayısıyla Krişna ve Vişnu ile bir bağlantıyı ima eden ünlü bilge (rişi) Vyasa'ya isnat edilir. Önceden belirtildiği gibi, destanı Vyasa'ya dikte eden, Şiva'nın oğlu fil kafalı Ganeşa'dır.

Reklam

Bir başka anlatıya göre, Vyasa, destanda savaşan iki ailenin ataları olan ilk Hintliler, yani Bharataların babasıdır. Destanın ismi bu yüzden, Maha-bhararata'dır (Büyük Bharatalar). Aslında antik "Ari" kabile savaşlarının öykülerine kadar gerilere giden destan, yavaş yavaş oluşmuştur. Destanın büyük kısmı, MÖ beşinci yüzyılda brahma rahipleri tarafından uyarlanmış ve MS 500'de ilaveler yapılmıştır.

İLGİLİ:  Ovidius ve Dönüşümler

Destanın teolojik bağlamı, Yerküre biçimindeki tanrıçanın iblisler ve insanlar tarafından zulüm görmesi olgusudur. Refahın geri gelmesi için kurban vermek gerekir. Vişnu ile diğer tanrılar önemli rol oynarlar. Krişna kimliğinde Vişnu, tanrıların çocukları olduklarından iyi niyetli kahramanlar olan Pandava kardeşlere yardım eder. Pandava kralı Yudhishthira'nın babası Dharma'nın (vazife ve uygun düzen) kişileşmiş halidir. Mahabharata'nın Bhagavadgita bölümünün esas karakteri Arjuna'nın babası İndra, kardeşi ve silah arkadaşı kahraman Bhima'nın babası Vayu'dur (Rüzgar). İkizler Nakula ile Sahaveda'nın babası ilahi ikizler yani toplumsal refahı simgeleyen Aşvinler'dir. Pandavalar tek bir eşi, Sri-Lakşmi'nin enkarnasyonu olan ve Refah'ı simgeleyen Draupadi'yi paylaşırlar. Pandavalar bir bütün halinde Dharma dürtüsünü somutlaştırırlar. Destan, güneş tanrısı Surya'nın oğlu Karna'dan yardım alan özellikle kibirli Duryodhana liderliğindeki yüz tane Kaurava kuzenleri ile Pandavalar arasında süren mücadele ile ilgilidir. Kauravalar, dharma'nın aksini, adharma'yı simgelerler. Aileler arasındaki savaş, daha geniş teolojik bağlamda, bir çağı sonlandırıp yeni birini başlatacak olan temizleyici bir kurban ediştir. Yeryüzünün yükünü kaldıracaktır. Arjuna'nın arabacısı konumundaki Krişna'nın Bhagavad Gita'da açıklık getirdiği şey budur.

Mahabharata'nın olay örgüsü nedir?

Siyasi mücadelelerden sonra Yudhisthira, evrensel krallık iddiasında bulunur fakat Duryodhana, onu zarla oynanan karar verme oyununa davet ederek meydan okur. Yudhisthira kaybeder ve Draupadi dahil kendine ve kardeşine ait ne varsa verir. Kısacası, Draupadi Lakşmi'nin enkarnasyonu olduğu için Refahın kendisini kaybetmiş olur. Kazanan Kauravalar, Draupadi'yi soyarak aşağılamaya kalkışınca Krişna, güçlerini kullanarak sarisini sonsuz hale getirir. Yine de, o ve kocaları, gelecek olan büyük kurbana hazırlık olarak sürgüne giderler. Sonra, savaşları bitirecek bir savaşta Pandavalar, Kauravaları yenerler fakat neredeyse bütün askerler ölmüştür. Bu da mevcut çağı, kaliyuga çağı sona erdirir. Böylece Vişnu yeni bir yaratıma hazırlık yapmak için yeryüzünü yükünden kurtarmıştır.

Ganeşa kimdir?

Ganeşa ya da Ganapati, birçok Hindu'nun, özellikle de, kendilerini baş tanrıları kabul ettikleri ona doğrudan adayan Ganapatyaların taptıkları fil-başlı tanrıdır. Brhaddharma Purana, Ganeşa'nın doğum öyküsünü anlatır. Şiva'nın karısı Parvati bir çocuk istemiştir fakat münzevi-yogi Şiva, çocuklar yaratmaya gerek görmez. Sonunda karısının arzusunu kabul eder ama hamile bırakma süreciyle mesafesini korur. Karısına, hamilelik aracı olarak kullanmak üzere elbisesinden bir parça yırtmasını söyler. Karısı banyo yaparken bebek, Parvati'nin eline doğunca Şiva onu kıskanır ve çocuğun başını koparır. Sonra pişmanlık duyan ve Parvati'nin kendi kendine yaratma tehditlerine boyun eğen Şiva, çocuğa yeni bir baş takılmasını sağlar. Baş bir file aittir. Ganeşa servet ve başarı getiren tanrıdır.

RAMAYANA


Rama ve Sita kimdir?

Vişnu'nun annesine verdiği ilahi tatlıdan mucizevi bir şekilde ana rahmine düşen Rama, bu tanrının ikinci önemli avatarıydı. Genç bir adamken karısı Sita ve erkek kardeşi Lakşmana ile birlikte, babasının karılarından birinin isteği üzerine sürgüne yollanmıştı. Ormanda güçlü bir iblis Rama'ya aşık olmuş ama Rama onu reddetmişti. Bu bize, Mezopotamya mitolojisinde Gılgamış'ın İnanna'yı benzer şekilde reddedişini ve İrlanda mitolojisinde Cuchulainn'in Morrigan'ı reddedişini hatırlatır. Rama'nın destanı Ramayana'daki olayların ortaya çıkardığı zorluklara rağmen Rama ile Sita, karı koca arasındaki kusursuz ilişkiyi temsil ederler ve öldükten sonra göğe yükselip, yeryüzünde avatarları oldukları tanrılar Vişnu ile Lakşmi'nin içine girerler.

Reklam

Ramayana'nın olay örgüsü nedir?

Rama, Sita ile kızın babası Janaka'nın sarayında, Ravana ve müttefikleriyle yapılan uzun bir mücadele esnasında tanışmıştı. Sita, mucizevi bir şekilde yeryüzünde bir domuzdan doğmuş ve tarlasını süren Janaka tarafından bulunmuştu. Dolayısıyla Prithvi'nin (Yeryüzü) çocuğuydu. Rama, tanrı Şiva'nın büyük yayını germeyi başardığında gerçek bir kahraman olarak Sita'ya layık olduğunu kanıtlar. Vişnu'nun yayını germeyi de başarır. Janaka'nın, karılarından birine verdiği söz yüzünden Sita ile Rama'yı bir süreliğine sürgüne göndermekten başka çaresi yoktur. Orman sürgünü esnasında Ravana, Sita'yı kaçırır ve kendi Lanka kalesinde hapseder. Rama artık, hayatının en önemli arayışına, tanrısal yaratıcı enerjisinin Sita'da vücut bulmuş olan Şaktisini aramaya başlamak zorundadır; bu çok sembolik bir arayıştır. Maymun tanrı Hanuman ve ordusu, Sita'yı kurtarması için Hindistan'dan Lanka'ya (Sri Lanka) bir köprü kurarak Rama'ya yardımcı olurlar. Rama, Ravana'yı öldürür, böylece Vişnu'nun daha önemli amacına ulaşmış olur.

Teorik olarak Sita, Ravana tarafından kirletilmiş olabileceği için, aslında Sita masum olsa bile, ateşle bir deneme yapmak zorundadır. Rama'nın karısı olarak, sati yaparak (kadının kendini yakması) sadakatini kanıtlamalıdır. Yani kendini cenaze ateşine oturtmalarına izin vermelidir. Alevler onu yakmayı reddeder, o zaman Rama onu kusursuz eş olarak alabilir. Yine de Rama'nın şüpheleri yeniden uyanır ve ormana sürüldüğünde Sita'nın kurban edilmesi devam eder. Orada ikizleri doğurur ve Ramayana'yı yazan şair Valmiki ile birlikte kalır. Sita, sonunda Rama'ya döner fakat annesinden yani Yeryüzü'nden masumiyetinin ve sadakatinin kanıtı olarak kendisini geri almasını ister. Yeryüzü ayağa kalkıp, çocuğunu kucağına alır; Yeryüzü, Ravana'nın tehdit etmiş olduğu Refah'ı yeniden kazanır. Gerekli kurban verilmiştir ve Rama kral olarak bin yıl hüküm sürer.

Ramayana'nın arka planı nedir?

İki önemli Hint destanının ikincisi olan Ramayana, daima Hint "Homeros'larının" ikicisine, yani Valmiki'ye isnat edilmiştir. Aslında destan MÖ 500 ile MS 200 arasında çeşitli efsanelerden ve halk masallarından derlenerek ortaya çıkarılmıştır. Mahabharata gibi, o da sadece bir öykü değil, Hindu görüşlerinin alegorik veya sembolik bir kaydıdır. Destanın kahramanı Rama, Vişnu'nun bir avatarı olarak, dharma' yı (görev ve düzeni) somutlaştırır. Karısı Sita, Vişnu'nun karısı Lakşmi'nin avatar olarak, Refahtır. Ormandaki sürgünlerinde Rama ile Sita, sadece kusursuz karı-kocayı temsil etmekle kalmazlar, korkunç iblis Ravana'nın temsil ettiği dünyadaki kötülüğü yenmek için gereken kutsal kurbanın hazırlığını da simgelerler.

İLGİLİ:  Afrika tanrıçaları ve düzenbazları

ŞİVA


Şiva kimdir?

Şaivalar, Şaivism'e inananlar, Şiva'ya adananlar (Bhakti), Şiva'nın tanrıların en yücesi olduğuna, en yüksek tanrının yani Brahman'ın esas enkarnasyonu olduğuna inanırlar. Daha belirgin bir biçimde, yaratıcı Brahma, koruyucu Vişnu ise, Brahma / Vişnu / Şiva üçlüsü bağlamında, Şiva, yeni yaşamın içinden doğacağı kurbanı talep eden yok edicidir. Yaşamın kendisinin, yani evrenin bir ölüm ve yeniden doğuş süreci olduğu gerçeğini temsil eder. O, kozmik yoga dansının tanrısı, evrenin dansı, yani Nataraja'dır. En üstün guru-yogidir, onun yogasını, onun çileciliğini takip edenlere kurtuluşu (mokşa) getiren münzevidir.

Antik bir ön-Hint-Avrupa İndus Vadisi mührü, yoga stilinde bağdaş kurmuş oturan üç yüzlü bir tanrıyı betimler. Çoğu kişi, bunun sonradan Vedalar'da Rudra olarak geçen Şiva'nın bir tasviri olduğunu varsayar.

Reklam

Şiva, çoğunlukla, eşiyle ya da Şakti'siyle yani yaratıcı enerjiyi veren gücüyle birlik (bazen cinsel birleşme) halinde gösterilir.

Şiva'ya sonsuz gökyüzüne erişen linga'sı (kutsal penisi) vasıtasıyla ibadet edilir. Bazen linga'sı eşinin yoni'sinin (kutsal dişi cinsel organı) içine yerleştirilmiştir.

Bir Şiva miti örneği

Şiva hakkında sayısız mit vardır. Bunlardan meşhur bir tanesi, Ganga (Ganj) Nehri'nin kökenini anlatır. Bir kral, göğe ait olan Ganga'nın yeryüzüne inip, ölmüş asker oğullarının küllerini atmasını istemiş. Sonunda bir bilge, Himalayalar'a gidip, nehri aşağı inmeye ikna etmiş fakat güçlü nehrin dünyayı yok etmesini önlemek için de Şiva'yı, suların onun saçlarından dağılmasına izin vermeye razı etmiş. Ganga gelince, mevcut Ganj nehirlerini oluşturan üç nehir haline gelmiş.

Parvati kimdir?

Şiva'nın karısı Parvati ("Dağın Kızı") Ana Tanrıça Devi'nin vücut bulmuş halidir. Kocasının Şakti'si olarak, çoğunlukla kocasıyla cinsel birleşme halinde tasvir edilir. Ganesha'nın doğum öyküsünde olduğu gibi, ona karşı gelebilirdi. Şakti'ye inananlar (şaktalar) Şakti'siz yani dişi yönünden yoksun kalan Şiva'nın (ya da herhangi bir tanrının) özünde hiçbir gücü olmadığını söylerler.

DEVI: ANA TANRIÇA


Devi ile Şakti kimlerdir?

Sakti, bazen Ana Tanrıça Devi'nin bir görünüşü olarak kişileştirilen tanrısal yaratıcı enerjidir.

Reklam

Şiva, Vişnu ve Brahma'nın, hepsi de Devi'nin görünümleri olan kendi karıları Parvati, Lakşmi ve Saraswati biçiminde kendi Şaktileri vardır. Devi, en sık Siva ile onun karılarından biri -Parvati, Kali ve Durga-olarak ilişkili görünür. Ayrıca Krişna'nın en gözde karısı Radha ve Lakşmi'nin avatarı olarak da görülebilen Pandava ailesinden Draupadi olarak da insan biçimine girer. Aslında Devi, tüm Hindu tanrıçaları için ortak bir isimdir. Veya diğerlerine eşit olarak Şiva ve Vişnu ile oluşturduğu üçlüde, Mahadevi (Ana Tanrıça) denen inananları ona tapabilir. Devi'nin en popüler mitolojik görünüşleri, ürkütücü tanrıçalar Kali ve Durga'dır.

Kali kimdir?

Kali "siyah olan", Mahadevi'nin karanlık tarafı, Şiva'nın karısı Parvati'nin öfkesidir. Kali, şaraba ve hayvan kurbanların kanına susar. Ölü olduğu halde onunla cinsel birleşme halinde betimlenen kocası Şiva'nın bedeni üzerinde çılgınca dans eder.

Kali, her şeyi tüketen kaçınılmaz yiyip bitirici unsur "zaman"ın Sanskritçesi kala kelimesinin dişi formudur. Şiva'nın dansı, ebedi kozmik zamanken, Kali'nin Şiva'nın üzerinde yaptığı dans, ölümle son bulan dünyevi zamandır. Kali'nin kanlı azı dişleri vardır ve bazen, insan kafalarından oluşan bir gerdanlık takar. Bir yok edici olan Kali'nin, yok edici Şiva'nın karısı, Şaktisi olması mantıklıdır. Şiva'nın onunla cinsel teması doğurganlığı ve muhtemelen ölümün yaşam döngüsünün gerekli bir parçası olduğu fikrini ima eder.

Durga kimdir?

Durga, birçok yönden Kali'ye benzer ve Şiva'nın karısı ile Devi'nin iki biçiminden bazen tek bir varlık olarak bahsedilir. Durga çok popülerdir ve yaygın olarak tapılır. Dünyaya çeşitli biçimler almış kötülüğü öldürmek için gelen gizem ve kozmik yanılsama tanrıçasıdır. Bazıları onun Vişnu'nun kulağındaki balmumundan doğduğunu söyler. Kötülüğe karşı savaşan biri olarak Durga da Kali gibi kana susamış ve ürkütücüdür. En önemli kahramanlığı, bir erkeğin öldüremeyeceği korkunç şeytan Mahişa-asura'yı katletmesidir. Mahişa'nın Brahma, Vişnu ve Şiva'yı bile gökyüzünden kovduğu söylenir Tanrılar, çaresizlik içinde güzel bir tanrıça yaratmak için güçlerini birleştirmişler ve çarpışmada kendisini her kim yenerse onunla evleneceğini ilan eden Durga'yı yaratmışlardır. Mahişa yemi yutup sığır şeytan biçimine girdiğinde Durga onun kafasını kesmiş ve tanrılar adına gökyüzünü kurtararak kozmik düzeni geri getirmiştir. Bazıları Kali'nin, Durga'nın kafasından doğduğunu söylerler.

Mistik Hindu kahramanlar

Hinduizm'im başlıca mitolojik kahramanları (mucizevi hamilelik, tanrıların akrabası olma, zorlu arayışlar, gökyüzüne yükselme gibi monomitik kahraman özelliklerine sahip insanlar) Krişna, Rama, Sita ve Draupadi gibi avatarlardır; Arjuna ile kardeşleri (destan kahramanları) daha az kusursuzdur fakat Homeros'un destan karakterleri anlamında kahramandır. Çoğunlukla tanrısal ataları vardır, diğer insanlardan daha büyük güçlere sahiplerdir fakat aynı bulunur. Antik Hindistan'da doğan bir diğer kendini adama biçimi olan Budizm'den farklı türde kahraman çıkar.

Reklam

Yazar Burcu Kara

Genellikle modern tarih, yakın tarih ve popüler bilim üstüne içerikler üretiyor. Özel ilgi alanları arasında Kuzey Afrika ve Güney Amerika'nın sömürge tarihi ve Avrupa'daki eski monarşiler yer alıyor.