Hara-kiri Nedir? Samurayların Korkunç Seppuku Ritüeli

Samuray edebiyatının sayısız eserinde ve tarihi kroniklerde, korkunç hara-kiri geleneği anlatılır. Bu ürkütücü geleneğin pek çok nüansını ve çağdaş Japon kültürünü nasıl etkilediğini anlatıyoruz.

harakiri seppuku

Japon samuraylarının ünlü düsturu, ölümü onur kırıcı her türlü eyleme tercih etmekti. Seppuku olarak da bilinen Hara-kiri, ritüele dayalı bir intihar türüdür ve kişinin kendi bağırsaklarını kesmesi anlamına gelir. Kelime anlamı olarak " göbeği kesmek" demektir. Açıkçası, bu korkunç ve acı verici bir ölüm şeklidir. Yine de samuraylar bunu yapıyorlardı. Peki bu durum günümüze nasıl uyarlanabilir?

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, Japonca'da intihar için kullanılan "hara-kiri" terimi " aşağılayıcı" bir terim değildir. Çünkü bu iki terimin alfabeleri (Kanji) aynıdır. Japonca'da yaygın telaffuz hara-kiri şeklindedir. Geleneksel Çincenin yazımında seppuku okunuşu kullanılır.

Seppuku ve hara-kiri arasındaki ayrım, ilkinin tüm ritüeli, ikincisinin ise ritüelin son halini temsil etmesiyle de açıklanabilir.

Hara-kiri ve Seppuku

harakiri seppuku

Seppuku ritüeli nedir?

Hara-kiri ritüelinin çeşitli uygulamaları olmakla birlikte, bazı tutarlı özellikleri de vardır. Samuray yere bir parça ipek koyar ve ardından tanto önünde olacak şekilde seiza pozisyonunda diz çökerdi. Katana ve wakizashi'den daha kısa olan tanto Japon savaşçılar tarafından da taşınırdı.

Bir samuray öldüğünde, son anları hakkında bir şiir yazardı. Ardından kimonosunun düğmelerini açarak karnını ortaya çıkarır, tanto bıçağını tutar ve bıçağı önce orta kısmına saplardı.

Samurayın bu aşamada nasıl hara-kiri yapacağı tamamen kendisine kalmıştı. Acıya karşı mümkün olduğunca uzun süre metanetini korumak zorundaydı. Acı dayanılamayacak kadar arttığında, kayşakunin ya da ikinci kişi boynuna bir kesi atarak savaşçının hemen hemen başını keserdi. Kopan kafanın yere düşmemesi, kesiğin ne kadar iyi ayarlandığını gösterir ("hemen hemen" kısmı). Şinto öğretisinde kan ya da ölü bir beden bir bölgeyi saflıktan uzaklaştırır.

Hedefin ilk bıçak darbesiyle başının kopmadığı durumlarda, samuray tantoyu karnına doğru çeker ve kalbe kadar ikinci bir dikey kesik atardı. Bir kayşakunin olarak hizmet etmek, önemli bir yükümlülükle birlikte gelen bir ayrıcalıktı. Eğer bir kayşakunin töreni başarısızlığa uğratırsa kendi seppuku'su talep edilebilirdi ki böyle bir şey küçük düşmenin bir simgesidir.i.

Hara-kiri yasasının arkasındaki sebepler

Hara-kiri çoğunlukla (kurgusal eserlerde) korkunç bir günahı telafi etmek için yapılıyordu. Bu, bir samurayın en ufak bir suç için kendini kurban edeceği anlamına gelmez. Bu yalnızca başka bir şekilde telafi edilemeyecek ciddi bir sorun varsa yapılırdı. Ayrıca çok yüksek rütbeli iki yetkili olan daimyo veya shogun'un onayına ihtiyacı olurdu. Budistlerin gözünde izinsiz seppuku yapmak saygısızlık olarak kabul edilir ve kişinin alt kasttan yeniden doğmasına yol açabilirdi. Bunun geçerli olmadığı tek zaman, bir samurayın savaş sırasında düşman tarafından esir alınma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu durumlardı.

Bir samurayın neden böyle bir eylemde bulunabileceğine dair en yaygın açıklamalardan biri de infaz aracı olarak kullanılmasıdır. Eğer bir savaşçı daimyosunu savaşta kritik bir hata yapmak ya da başka bir görevi yerine getirmemek gibi mühim bir şekilde yüzüstü bırakırsa, daimyo savaşçıya bir tür bedel ödeme biçimi olarak hara-kiri emri verebilir.

Herhangi bir ölçüte göre bu aşırıdır, ancak Japon nüfusunun çoğunluğunun Budist olduğunu unutmayın. Birçok Batılı ahlaki çerçeveye kıyasla yaşam ve ölüm konusunda farklı bir bakış açısı mevcuttu ve varlığını sürdürüyordu. Reenkarnasyona olan inançlarının bir sonucu olarak, beklenmedik ölümü hayatın bir başka parçası olarak görüyorlardı.

Son olarak, seppuku bir cezalandırma yöntemi olarak uygulanırdı. Ölüme mahkum edilen kişi, kendisini hapsedenler tarafından çok iyi izlenir ve infazı kayşakunin ile tamamlanırdı.

Hara-kiri yapan kadın ve çocuklar

Japon kadınlarının seppuku ritüeli biraz daha farklıydı.
Onodera Junai'nin karısı (47 roninden biri) kocasının ölümününden sonra jigai'ye (seppuku'nun kadın versiyonu) hazırlanıyor

Kadınların yöntemleri erkeklerden farklı olsa da kadınlar da seppuku yapmıştır. Kimi edebiyatçılar tarafından yapılan yanlış çeviriler, bu olay için yanlış bir terim olan jigai'nin (intihar) kullanılmasına yol açmıştır. Kadın dizlerinin üzerine çöker, mahremiyet için bacaklarını birbirine bağlar ve kendi boynunu keserdi.

Herhangi birinin, hatta reşit olmayanların bile hara-kiri yapmasını emretmek olasıdır. Özellikle gençler söz konusu olduğunda, bunun sadece bir kostümlü prova olduğu söylenir ama yine de öldürülürler. "Babaların suçları" yaklaşımı feodal Japon toplumunun merkezinde yer alıyordu. Eğer bir aile çok ciddi bir suç işlerse, tüm aile ölüme mahkum edilebilirdi.

Hara-kiri neden bu şekilde yapılıyordu?

Akashi Gidayu ve Kaplan, Tsukioka Yoshitoshi tarafından, 1890,
Akashi Gidayu ve Kaplan, Tsukioka Yoshitoshi tarafından, 1890,

Hara-kiri'nin motivasyonlarını konuştuk ama bu neyi temsil ediyor? Neden bu kadar korkunç bir şeye kalkışılır? Ağır zorluklara rağmen yılmama becerisi Japon kültüründe ve bununla paralel olarak buşido'da son derece değerliydi. Samurayın kurtuluş için son şansı, ölümle onurlu ve saygılı bir şekilde yüzleşebilmesiydi.

Eski inanışlara göre hara ya da mide, ruhun fiziksel konumuydu. Midenin delinmesiyle ruhun bedenden ayrılıp yeni bir bedende yeniden doğabileceğine inanılırdı. Karın kesisi de son darbe sayılmazdı. İç enfeksiyon ve kan kaybı nedeniyle bu kesin bir ölüm olurdu ama bir samuraya yakışan hızlı bir ölüm değildi.

Hara-kiri'nin kökenleri

I. Uji Muharebesi'nden bir sahne.
I. Uji Muharebesi'nden bir sahne.

Heian dönemi, hara-kiri uygulamasının hayata geçirildiği ilk zamandır. Belgelenen en eski vakada Minamoto Yorimasa, 1180'deki Uji Muharebesi'nin ardından hasımları tarafından işkence görmektense kendi canına kıymıştır. Açıkça öldürülmedikleri takdirde, yenilen samurayların hepsi bu seçeneği tercih ederdi. Samuraylar için seppuku, savaş meydanındaki bir tür şefkat gibiydi. Savaşın gidişatı aleyhlerine döndüğünde hayatlarını onurlu bir şekilde sonlandırmanın bir yoluydu.

Sonraki zamanlarda samuray kastı genişledi ve politik olarak daha aktif hale geldiler. Savaş dışında samuraylar buşido (bushido) standartlarına bağlıydı; seppuku yapmak daha çok, gözden düşmüş bir savaşçıya duyulan saygıyı yeniden kazanmanın bir yoluydu.

Hara-kiri Batı'da Japonya'da olduğundan oldukça farklı görülüyordu. Japonya'da bu bir onur ve dinginlik sınavının yanı sıra sanatsal olarak kendini affettirmenin bir yolu olarak görülüyordu. Tokugawa şogunluğu mevcut statükoyu sürdürmek için Japonya'nın Batı ile ilişkilerini sıkı bir şekilde düzenlemiştir.

Modern zamanlardan Hara-kiri olayları

Yabancı basında yer aldığı şekliyle Sakai Olayı
Yabancı basında yer aldığı şekliyle Sakai Olayı

Osaka yakınlarındaki Tosa vilayetinde bir liman olan Sakai, 12 Mart 1868'de bir grup Fransız denizcinin ziyaretine sahne oldu. Denizcilerin karaya çıkma izni, bölge halka yönelik sözlü ve fiziksel tacizle dolu bir şekilde geçmiştir. Bir Tosa samurayının sancağı bir denizci tarafından çalındı. Bir grup denizci ile bölge samurayları arasında çıkan bir tartışma diplomatik bir ortamı tetikledi.

Japonlara, ritüelin düzgün bir şekilde yerine getirildiğinden emin olmak için orada bulunan Fransız komutanlarının önünde seppuku yapmaları talimatı verildi. Garnizon komutanı ve diğer on beşi aşkın asker kendi sonlarını getirecekti. Fransız yüzbaşı seppukuyu izledikten sonra, hayatta kalan samurayların kurtarılabilmesi için bunun durdurulması için ricada bulunmuştur.

Bir cezalandırma biçimi olarak Hara-kiri, bu olayın ve Japon toplumunun modernizasyonunun bir sonucu olarak nihayetinde kaldırılmıştır. Aralarında kamikaze stratejisini bulan amiral Takijiro Onişi'nin de bulunduğu bazı Japon İmparatorluk yetkilileri, II. Dünya Savaşı sırasında samuray geleneğine uygun olarak intihar etmiştir. Tipik bir ölüm şiiri yerine, uçaklarını düşman gemilerine düşürerek hayatlarını kaybeden 4.000 pilot yakınına bir özür mektubu gönderdi. Ancak Onişi, 15 saat süren ölümünden önce bir kayşakunin tayin etmeyi de başaramamıştır.

Çağdaş dönemde bilinen ikinci seppuku vakası, II. Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından Japon ordusunun ve toplumunun zayıfladığına inandığı için kendini öldüren güçlü bir milliyetçi olan Yukio Mishima'dır. Japon Öz Savunma Kuvvetleri'ni 1970 yılında bir darbe düzenlemek ve İmparator'u iktidara geri getirme çabasının başarısız olmasının ardından, karargahlarına girmiş ve hara-kiri yapmıştır.

Günümüz Japonyası'nda Hara-kiri ve intihar olayları

japon intihar ormani min
"İntihar Ormanı" Aokigahara'dan bir görüntü.

Üzülerek söylemek gerekirse, Japonya dünyadaki en yüksek intihar oranlarından birine sahiptir. Samuray gelenekleri doğrultusunda yaygın olarak seppuku yapmasalar bile, aile ya da toplum ölçütlerini karşılamada başarısız olan bireyleri hedef alan, derinlere yerleşmiş bir mahcubiyet geleneği hala mevcuttur. Japon toplumundaki en büyük utanç nedenlerinden biri, prestijli bir üniversite kazanamamak ya da mali açıdan istikrarlı bir işe girememektir. Topluma sunacak bir şeyleri kalmadığına inanan yaşlı Japon bireylerin sevdiklerine yük olmaktansa kendi canlarına kıymaları alışılmadık bir durum değildir.

Depresyon veya yüksek stres gibi ruh sağlığı sorunları Japon kültüründe " dayan ve katlan" tutumuyla karşılanmaktadır. Japonya'da terapiye gitmek ya da akıl rahatsızlıkları hakkında konuşmak bir tabu olarak görülse de bu damga genç nüfus arasında kaybolmaya başlamıştır. Benzer şekilde Japon hükümeti de intihar oranlarını düşürmek için çalışmaktadır. "İntihar Ormanı" olarak da bilinen Aokigahara'da her parkur başına uyarı afişleri asılmıştır. Bu afişlerde insanları intihardan vazgeçirmek için bölgedeki kriz merkezleri hakkında bilgi veriliyor ve ölümlerinin en yakınları üzerinde yaratacağı etki hakkında düşünmeye teşvik ediliyor.


Kaynaklar:

  • Annual Report of the Secretary of the Board of Agriculture, Volume 36 (pp 109).
  • Fusé, T. (1980). Suicide and culture in Japan: A study of seppuku as an institutionalized form of suicide. Social psychiatry15(2), 57-63.
  • Maeda, A. (2012). 10. How suicide has been conceived in Japan and in the Western World: Hara-kiri, Martyrdom and Group Suicide. Facing Finality, 10.
  • Nitobe, I. (1911). Bushido: the soul of Japan. Teibi publishing company.
  • Okuma, M. (1973). Seppuku no Rekishi [History of Seppuku]. Tokyo: Yuzankaku.
  • Pierre, J. M. (2015). Culturally sanctioned suicide: Euthanasia, seppuku, and terrorist martyrdom. World journal of psychiatry5(1), 4.
  • Rankin, A. (2012). Seppuku: A history of samurai suicide. Kodansha USA.
  • Turnbull, S. (2011). Warriors of medieval Japan. Bloomsbury Publishing.
  • Turnbull, S. (2012). Samurai Women 1184–1877. Bloomsbury Publishing.
  • Ikegami, E., "Shame and the Samurai: Institutions, Trusthworthiness, and Autonomy in the Elite Honor Culture", Social Research, Vol. 70, No. 4, Shame (winter 2003), pp. 1351-1378
  • Powell, B., "The Samurai Ethic in Mayama Seika's Genroku Chūshingura", Modern Asian Studies, Vol. 18, No. 4, Special Issue: Edo Culture and Its Modern Legacy (1984), pp. 725-745