Tank Nasıl İcat Edildi?

Tanklar I. Dünya Savaşı'nda, sıkıntılı arazileri geçmek ve yıkım yaratmak için tasarlanmış acımasız araçlar olarak karşımıza çıktı.
Mark 1 tankı

I. Dünya Savaşı'na kadar askeri mühendislerin öncelikli odak noktası toplardı. En korkutucu şey ise topların menzili ve hasarındaki gelişmelere rağmen zırh ya da diğer savunma biçimlerinde hiçbir gelişme kaydedilmemesiydi. Askerler düz, sıralı düzenlerde savaşmaya devam etti. Askerlerin parçalanarak yok olması, topların ve makineli tüfeklerin gerçek sonucuydu.

Bu problem, I. Dünya Savaşı sırasında yaşanacakların bir habercisiydi ve bunlar fazlasıyla gerçekti. İktidardakiler gururlarını ve birkaç metre daha fazla toprak parçasını adamlarının hayatlarının önüne koyuyorlardı. Tanklar, I. Dünya Savaşı sırasındaki bu yaygın tahribata kısmen yanıt olması için geliştirilmişti.

Tankları kim icat etti?

1903 yılında Gunther Adolf Burstyn adında bir Avusturyalı, topların gelişimini ilerletmek için orduda mühendis olarak görev aldı. Sahip olabilecekleri yıkıcı etkileri gördükten sonra, bunlara karşı koymanın bir yolunu bulmaya koyuldu.

Giderek, etrafı tamamen çelik zırhla sarılı donanma savaş gemilerine özel bir merak geliştirdi. Bu konsepti benimsedi ve böylesine yüksek derecede korumayla donatılmış personelin düşman mevzilerine yaklaşırken ciddi şekilde yaralanma ya da ölme ihtimalinin çok daha düşük olacağını düşünerek bu konseptin peşinden koştu. "Kara gemisi" kavramı ortaya çıktı.

Burstyn'i büyüleyen torpido botları, toprak zeminde verimsiz çalışacak dev buhar makineleriyle tahrik ediliyordu. Bunun yerine, henüz yeni geliştirilmiş bir güç kaynağına yöneldi; içten yanmalı motor. Ayrıntılı bilgi edinmek için 1905 yılında Viyana Otomobil Fuarı'na katıldı.

Zırhlı arabanın tanka dönüşümü

Austro-Daimler Panzerautomobil
Panzerautomobil'i renkli olarak gösteren bir kartpostal. Fotoğraf muhtemelen 1906 yılındaki manevralar sırasında çekilmiştir. Kaynak: Landships Forum.

Burstyn Viyana Otomobil Fuarı'nda bir Daimler zırhlı aracı gördü. Bunun tam da ihtiyacı olan şey olduğunu hemen anladı. Ne var ki, bu konuda bazı güçlükler de yok değildi. Aracın dar dört lastiği sadece asfaltta hareket etmek üzere tasarlanmıştı. Herhangi başka bir ortamda araç hemen tıkanabilir ve yolda kalabilirdi.

Burstyn bu soruna bir çözüm olarak şimdi tank paleti dediğimiz şeyi tasarladı. Her iki tarafta ikiden fazla tekerlek kullanılması sonucunda aracın yükü daha güvenli bir şekilde dağıtıldı. Bu nedenle bir tankın batağa saplanma olasılığı standart dört tekerlekli bir araca göre oldukça düşüktür ve zorlu arazilerde çok az endişe duyarak ya da hiç endişe duymadan sürülebilir.

Burstyn Motorgeschütz'ün geliştirilmesini 1911'de tamamladı. Paletler ve savaş gemilerindeki gibi dönen bir taretle donatılmıştı; iki kişi kullanabilirdi. Ayrıca, ön ve arka kolların uzatma mekanizmaları yardımıyla hendekler ve diğer bariyerler aşılabiliyordu.

Bu planını aynı yıl Avusturya Savunma Bakanlığı'na sundu. Plan hiç dikkate alınmadan anında reddedildi. Burstyn daha sonra eserini daha ilerici bir ulus olarak gördüğü Almanya'ya sundu. Önerileri onlar tarafından da reddedildi. Burstyn'in zaman ve emek harcayarak ilgi uyandırmaya çalıştığı tasarım tamamen göz ardı edilmişti. Peki ama neden? Çünkü dönemin askeri kurumları böyle bir silaha gerek görmüyordu.

I. Dünya Savaşı'nın tankların gelişimine etkisi

I. Dünya Savaşı'nın ilk günü 28 Temmuz 1914'tü. Her ne kadar tüm dünya savaşın yaklaştığını bir kilometre öteden görebilse de, modern savaş yönetimdekilerin kavrayamayacağı kadar ilerlemişti. Makineli tüfeklerin patlayıcı gülleleri ve mermileri adamları kağıttan yapılmış gibi delik deşik ediyordu. Her iki taraf da, komutanlarının Napolyon Bonapart ve Horatio Nelson (bkz: Trafalgar Muharebesi) tarzı topyekûn bir savaş olacağını tahmin ettikleri bu çatışmada mevzilerini terk edemedi.

Askerlerin karşı tarafın dikenli tellerine ve siperlerine ulaşmadan çok önce ölmesi olağan bir durumdu. Savaşın ilk beş ayında 1.000.000 asker yaşamını yitirdi. Birlikler tarafından ateş edilebilen ancak vurulması zor olan siperler, verilen korkunç kayıpların ardından gelen güvenlik talebine yanıt olarak kazılmaya başlandı.

Burstyn'in geliştirmesi yaklaşık 18 ay sürecek olan Motorgeschütz'ü asla üretilmedi. Çünkü her iki tarafın liderleri de savaşın önümüzdeki birkaç ay içinde biteceğine inanıyordu. Toprakta açılacak bir çukurun da en az onun kadar etkili bir koruma sağlayacağı ortadayken neden bu makineler yapılsın ki?

Haftalarca, aylarca ve nihayetinde yıllarca süren çatışma hiç bitmeyecekmiş gibi görünmüş olmalı. Bu süre zarfında, dikenli tel şeritleri de aynı şekilde gittikçe kalınlaştı ve böylece daha da engel teşkil etmeye başladı. Aynı zamanda, çatışma 1915'in başlarında bir kördüğüme ulaşmış, bu da kuvvetleri saldırılarında zehirli gaz kullanımı ve düşman mevzilerinin altına patlayıcı tüneller açılması gibi daha aşırı önlemlere başvurmaya sevk etmiştir.

Batı'da mühendisler bu kısıtlamaları aşmanın yollarını bulmaya çalışıyorlardı. Böylece modern tanklar gelişmeye başladı.

Fransızların Schneider CA 1 tankı

Schneider CA 1 (orijinal adıyla Schneider CA) Birinci Dünya Savaşı sırasında geliştirilen ilk Fransız tankıydı.
Schneider CA 1 (orijinal adıyla Schneider CA) Birinci Dünya Savaşı sırasında geliştirilen ilk Fransız tankıydı.

İlk olarak Gunther Burstyn tarafından ortaya atılan bu kavram Jean Baptiste Eugene Estienne adlı bir Fransız albay tarafından yeniden hayata geçirildi. Fransız ordusunun en iyi topçu alayını yönetiyordu. Yakın mesafelerde, silahları yıkıcıydı. Savaş alanını kat edebilecek ve siperlere ilk ateş edebilecek mobil bir topu icat eden kişinin I. Dünya Savaşı'nı kazanacağına dair bir aydınlanma yaşadı.

Başlangıçta motoru, paletleri ve güçlü zırhı olan bir top geliştirmeye çalıştı. Burstyn'e benzer şekilde, Estienne'in üstleri de planını reddetti çünkü böylesine ağır bir nesneyi herhangi bir motorun itebileceğinden şüphe duyuyorlardı. Estienne, Doğu Fransa'daki Le Creusot'da Schneider-Creusot adlı bir işletmenin kendi tankını üretmeye başladığını öğrendiğinde vazgeçmek üzereydi. Mayıs 1915'ten itibaren üretime başlandı. Schneider'e geçtiğinde CA 1 olarak bilinen tankın üretimine başlanmış olduğunu öğrenen Jean Baptiste Eugene Estienne çok şaşırmıştı.

Ancak, onun fikirlerinin aksine, Schneider CA 1 büyük, devasa bir mühimmat taşımayacaktı. Bunun yerine iki makineli tüfek ve 75 milimetrelik bir topa sahipti. Diğerlerine takip edebilecekleri bir koridor bırakarak dikenli telleri kesmek için yapılmıştı. Maksimum hızı saatte 8 km ve zırh kalınlığı 11 mm idi.

Estienne, Aralık 1915'te Fransızların zırhlı kuvvet kurmasını sağlamıştır. Bunun sonucunda Şubat 1916'da Fransız ordusu 400 adet CA 1 tankı sipariş etti. CA 1'in kusursuz bir tasarım olmadığını açıkça söylemek gerekir. Ayrıca Fransız ordusu Saint-Chamond tankını da sipariş etti, ancak Fransız ordusu bu tanktan daha fazla yararlandı.

İngilizlerin tank çalışmaları


Little Willie

İlk tank ve paletlerin üzerinde büyük bir su tankı tasarımı olduğu için neden bu ismi aldıklarını anlayabilirsiniz. İngilizlerin ilk tank tasarımı Little Willie.
İlk tank ve paletlerin üzerinde büyük bir su tankı tasarımı olduğu için neden bu ismi aldıklarını anlayabilirsiniz. İngilizlerin ilk tank tasarımı Little Willie.

İngilizlerin "Machine Gun Corps"unun bir alt kümesi olarak 1 Mayıs 1916'da "Heavy Machine Gun Corps" kuruldu. Adı kasıtlı olarak muğlak bırakılmış olsa da, mensupları tankları harekete geçirmekten sorumlu olacaktı. Bu ağır makineli tüfek birlikleri bir süre sonra tank kolordusuna dönüşmüş ve daha sonra da Kraliyet Tank Alayı adını almıştır.

İngilizler 1915'ten beri kendi "tanklarını" geliştiriyorlardı. Ancak araçları Estienne'in Schneider CA 1'inin aksine dikenli telleri parçalamak ve devirmek üzere tasarlanmıştı. Landship Little Willie orijinal adıydı ve büyük ölçüde donanma mimarisinden ödünç alınmıştı. Bir su tankına olan benzerliği nedeniyle, Almanları gerçek işlevi konusunda aldatmak için Landship Little Willie'ye "tank" kod adı verildi.

Little Willie daha fazla tasarım geliştirmesinin sonucu olarak büyütüldü ve toplarla donatıldı. Yeni adı " Mother" oldu. Bu tank ağır makineli tüfek birlikleri tarafından hem tatbikat hem de muharebe için kullanılmıştır.

Mother

C-15 adlı öncü model bir İngiliz Mark I "erkek" tankı, Thiepval yakınlarında, 25 Eylül 1916. Tank muhtemelen 26 Eylül'de başlayan Thiepval Sırtı Muharebesi için yedekte tutuluyor
C-15 adlı öncü model bir İngiliz Mark I "erkek" tankı, Thiepval yakınlarında, 25 Eylül 1916. Tank muhtemelen Somme Muharebesi için bekletiliyor.

I. Dünya Savaşı'nın Mother tankını kullanmak için sekiz kişilik bir ekip gerekiyordu. Tankın arkasındaki fikir, rakip tankların üzerinden geçmek ve onlara yukarıdan ateş etmekti. Tankın "kadın" versiyonu ikiz makineli tüfeklerle donatılmıştı, oysa "erkek" versiyon tek bir büyük topa güveniyordu. CA 1 kadar hızlı gidebiliyordu ki bu da saatte 8 km ya da tipik yürüme hızından yaklaşık 5 km daha hızlı demekti.

Korkutucu ve görkemli olmasına rağmen Mother'ın bir dizi ciddi kusuru vardı. Öncelikle, Alman topçusu yavaş hızı ve devasa cüssesi nedeniyle onu kolayca vurabiliyordu. Kurşun geçirmez yan duvarlarının olmaması nedeniyle mürettebat özellikle tankın kanatlarından gelen saldırılara maruz kalıyordu. En kötüsü de İngiliz ordusunun birliklere I. Dünya Savaşı'nda görecekleri çamur ve mermi çukurlarından oldukça farklı yüzeylerde tatbikat yaptırmasıydı.

Tanklar ilk ne zaman kullanıldı?

Somme Muharebesi'nin bir parçası olan Flers–Courcelette çarpışmasında ilk defa Mark 1 tankı kullanıldı.
Somme Muharebesi'nin bir parçası olan Flers–Courcelette çarpışmasında ilk defa Mark 1 tankı kullanıldı.

Ağustos 1916'daki Somme Muharebesi sırasında Ağır Makineli Tüfek Kolordusu ön saflara gönderildi. Almanları ilk ve beklenmedik saldırılarıyla şok etmek ve dehşete düşürmek amacıyla gizlice gönderilmişlerdi. Ordunun geri kalanı tankları hızla takip ederek Almanya'ya girecek ve savaşı sona erdirecekti. En azından onlar böyle düşündüler.

Tanklar 15 Eylül 1916'da Somme muharebe hattına gönderildi. Saldırı başlayınca bazı Alman birlikleri panikledi ama cepheleri tuttu. Her yönden tam bir başarısızlıktı. Almanların direnişi karşısında, saldıran 50 tanktan sadece 10 tanesi geri dönebildi. Tankların çoğu ya çalışamaz durumdaydı ya da yanıyordu. Hayatta kalanlar arasında yüksek oranda TSSB ve ruhsal çöküntü görülmüştür.

Tank saldırısı tam bir başarısızlıktı ama İngiliz basını bunu parlak bir zafer olarak duyurdu. Bu açıkça yanlış olsa da, halktan geniş bir destek aldı. O ana kadar büyük kayıplar vermiş olan İngilizlerin moralleri bu sayede önemli ölçüde yükselmiştir.

Tanklar I. Dünya Savaşı'na katkı sağladı mı?

Somme Muharebesi'nde savaşırken Almanlar terk edilmiş İngiliz tanklarını ele geçirdi ve bunları kendi üretim modelleri için temel olarak kullandı. Ancak İngiliz donanmasının kuşatması nedeniyle Almanya'nın ciddi bir hammadde sıkıntısı vardı. Joseph Vollmer Alman ordusu için A7V gibi tanklar üretmiş olsa da sadece 10 adet üretebilmişti. Sonunda, kullanılabileceği çelik kalmamıştı.

I. Dünya Savaşı'nda kullanılan tanklar pek bir fark yaratmadı. Sürekli olarak karşı hatları ezip orduyu Almanya'ya kadar peşlerinden sürüklemiş değillerdi. Yine de çatışma boyunca önemli bir amaca hizmet ettiler. İngilizler ve Fransızlar Alman hatlarına saldırırken düzenli olarak ordu ve hava kuvvetleriyle birlikte kullandılar.

Belki de tankların sağladığı en mühim katkının askerlerin motivasyonu olduğu söylenebilir. Bu, belki de çatışma dönemi boyunca gerçekleşebilecek en önemli şeydi. Tank endüstrisi o zamandan bu yana ilerleme kaydetti. I. Dünya Savaşı sırasında birkaç tank jenerasyonu üretildi. Bugün herkes onları tespit edebiliyor ve dünyanın her yerindeki ordularda önemli bir rol oynuyorlar.