Kategoriler
Tarih & Kültür

Gertrude Bell kimdir? Orta Doğu aşığı casus ve güçlü bir kadın

Gertrude Bell İngiliz bir arkeolog, dağcı, gezgin, diplomat, tarihçi, dilbilimci ve zoraki bir casustu. Orta Doğu'da görev aldığı sürede Arabistanlı Lawrence olarak bilinen Thomas Edward Lawrence ile tanıştı. Gertrude Bell modern Orta Doğu'nun sınırlarının çizilmesinde önemli rol oynamıştır. Churchill ve T.E Lawrence ile deve sürmüş ancak Filistin'de bir Yahudi devletinin kurulmasıyla sonuçlanan Balfour Deklarasyonu'nun akıl dışı olduğunu söylemiştir. Varlıklı bir aileden gelen Bell, Orta Doğu aşığıydı ve eşi görülmemiş, farklı bir hayat yaşadı.

Gertrude Bell Orta Doğu'ya nasıl ayak bastı?

Böylesine güçlü bir figürün tarih kitaplarında yer bulmaması zamanın erkek tarihçilerinin kadınlara olan bakışıyla ilgilidir. Geride bıraktığı notlarını inceleyen modern tarihçiler sahip olduğu el yazısının dahi oldukça kişilikli olduğunu söylerler. Araştırmalara göre bölgeye kendi başına geldi. Yerel kabile liderleri ve şeyhler ile dostluklar kurdu. Başta "kolonici bir casus" olarak görülmesine rağmen kendisini tümüyle Irak'ın kurulmasına adadı. Hayatının son zamanlarına doğru Orta Doğu'da olanlardan pişmanlık duyduğunu belirtti. Bunun intiharının nedenleri arasında olduğu düşünülür.

Kızıl saçlı, yeşil gözlü Bell çölde her zaman bir İngiliz gibi giyinmiştir

Varlıklı bir aileye sahip olan Britanya leydisi Gertrude Bell, Londra'da çizimler yaptığı odasından Orta Doğu'ya nasıl geldi? 1868'de sanayici bir ailenin çocuğu olarak doğdu. 1886'da Oxford tarih bölümünden birincilik alan ilk kadın oldu. Ancak düzen ve konfor dolu hayatını çabucak geride bırakarak evinden çok uzaklara seyahat etmeye karar verdi.

Ziyaret ettiği ülkeler arasında Japonya, ABD ve Güney Amerika vardı. Ancak 1892'de Paris’i ziyaret edişi ona Doğu'nun kapılarını açtı. Henüz kurulmakta olan İsrail'e, Şam ve Bağdat'a gitti. Farsça, Arapça ve Türkçe öğrendi. Çöl ve arkeolojik alanlar onu büyüledi. Kamerasıyla birçok yerin fotoğrafını çekti.

İngiliz istihbaratına alınışı

Gertrude Bell'in ününün büyük kısmı I. Dünya Savaşı'ndan sonra Orta Doğu'da kurduğu yeni politik düzenden geliyor. Ancak kendisi aslında gerçek bir casus değildi. Kendi isteğiyle Orta Doğu'da kaldığı yıllarda I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle Fransa'daki Kızılay'a katılmak için gönüllü olmuş ancak İngiliz İstihbarat'ı onunla iletişime geçerek bölgede görev vermiştir.

gertrude bell
Kendisine verilen görevden sonra şeyhlerle

Bilgisi, deneyimi ve uzmanlığı İngiliz yetkililerin Irak sınırını çizmesine yardımcı oldu ve I. Faysal'ı yeni krallığın başına getirdi. Gertrude Bell'in en hayret veren özelliği yalnızca erkek kişiliklerin kabul edildiği Arap dünyasında kendisine saygı gösterilmesini sağlamış olmasıdır. Bell, Nicole Kidman tarafından "Çöl Kraliçesi" filminde canlandırıldı.

Pers elçisi olan amcasını ziyareti

Oxford'dan mezun olduktan sonra henüz 18 yaşındayken Pers elçisi amcasını ziyarete gitti ve orada ilk kez Doğu'yu tanıdı. Bu ziyaretinde Persian Pictures isimli ilk kitabını yazmıştır. Babasına gönderdiği mektuplarda bölgeye duyduğu sevgiyi ve hayranlığı dile getirdi;¨"Doğu'dan hiç bıkmıyorum ve hiç yabancı gibi hissetmiyorum". Birkaç yıl sonra tekrar yazarak bölgede kalıcı olmak istediğini söyledi, "Tekrar İngiltere'de olmayı beklemiyorum — inşallah".

"Cennet Bahçesi'ne düştüm. Bir şeyhten ilk Farsça dersimi aldım, kendisi sevimli biri. "

Gertrude Bell, Pers elçisi amcasını ziyarete gittiğinde babasına yazdığı mektup

1890'lardaki Alp dağları gezilerinden sonra ülkesini kısa bir süreliğine ziyaret etti. Mont Blanc tırmanışında 48 saat bir ip üzerinde fırtınaya karşı asılı kalarak ölümden döndü. Hayatı o yıllardan sonra büyük ölçüde çölde ve Suriye, Lübnan, Mısır ve Mezopotamya (Irak) şehirlerinde geçmiştir.

Gertrude Bell ismi yakın zamana kadar unutulmuştu ancak son zamanlarda çekilen biyografiler ve filmler ile tekrar hatırlanmaya başladı. Bu sıra dışı kadının en bilinen fotoğraflarından biri 1921'de Giza Sfenksi'nin önünde çekilmiş resmidir. Bu fotoğraf Kahire Konferansı'ndan sonra alındı. Konferansta, I. Dünya Savaşı ile Irak'ı manda yapan İngilizler, Orta Doğu'daki dengesizlikleri konuştular.

gertrude bell deve churchill
Churchill ile birlikte

Devesinin üzerinde görülen Gertrude Bell o günlerde yeni bir ülkenin doğuşuna tanıklık ediyordu. Yanında Britanya'nın koloniler sekreteri Churchill duruyor. Diğer tarafında ise Arabistanlı Lawrence lakabıyla İngiliz subayı Thomas Edward Lawrence var. Tarihçiler Gertrude Bell'in Britanya İmparatorluğu'nda zamanın en güçlü kadını olduğunu itiraf etmektedir. Bell bizzat bir Irak devleti kurulmasını istiyordu ve bunu sağladı. Ancak sonuç İngilizlerin müdahalesi nedeniyle istediği gibi olmadı.

Araplar üzerindeki görüşleri

Bell insanlar üzerinde bıraktığı büyüleyici etkiyle dikkat çekmiştir. İngiliz ordusundan kabile reislerine kadar insanlar onun ne kadar güçlü bir kadın olduğundan söz etmiş, hatta bir şeyh "Eğer Britanyalı kadınlar çok güçlü ve enerjikse, erkeklerinin gücünü hayal edin" demiştir. Fiziksel ve mental dayanıklılığı çölde saatlerce deve sürmesine izin veriyordu.

Orta Doğu üzerindeki bilgisi ve insanlarıyla münasebeti 1916'da kendisinin İngiliz diplomatlığına alınmasını sağladı. 1917'de üstlerine yazdığı bir mektupta "İnsan doğası kendini Araplarda da gösteriyor, ara sıra sadık ancak çoğunlukla hain, bazen aydın ama her zaman kararsız — … tarihte Avrupa'yı oluşturan çeşitli uluslar arasındaki ilişkilerde bulunabileceği gibi her an ittifaklarını içten ve dıştan değiştirmeleri beklenebilir" demiştir.

Siyonist düşünceye karşı nefreti

Bell'in notları arasında Yahudiler için bir ulus kurmanın planlarına rastlandı. Balfour Deklarasyonu'nun ardından bu planı ailesiyle paylaştığında şunları söyledi, "Bay Balfour'un [Büyük] Suriye ile ilgili Siyonist söylemlerinden nefret ediyorum. Benim düşünceme göre bu yürütülemez. Ülke Yahudilere tamamen karşı. Fakir bir ülke, gelişmekten aciz ve nüfusunun üçte ikisi Yahudilere şüpheyle bakan Müslüman Araplardan oluşuyor. Bence tüm gerçekliklerden uzak tamamen yapay bir fikir. Dilerim hak ettiği gibi başarısız olur — ve olacak, bunu istiyorum."

Son yıllarında Irak hükumeti tarafından antik eserlerin korunması ve yönetimi için yetkilendirildi ve Bağdat Arkeoloji Müzesi'ni kurmak için çalıştı (şimdi Irak Ulusal Müzesi olarak bilinir). Yeni Irak'ın eski hazinelerini çalmak isteyen hırsızlar ve tüccarlarla büyük bir enerjiyle mücadele etti.

Müze 2003'te içerisindeki birçok hazineyle yağmalanmıştır. Gertrude Bell'in heykeli çalınmış ve yanına "Arapların her zaman sevgiyle hatırlayacağı Gertrude Bell" notu düşülmüştür. İronik ancak bu durum belki de Bell'in tanımladığı Arapları iyi şekilde anlatan bir olay olmuştur.

Gertrude Bell: Ölümü

Gertrude Bell 1926'da Bağdat'taki odasında ölü bulundu. Ailesinin serveti savaşta darbe almıştı ve kendisi plözeri (akciğer zarı iltihabı) geçiriyordu. Aşırı uyku hapı almış olduğu için öldüğü düşünülür. Ne var ki uyumadan önce hizmetçisine kendisini uyandırmasını söylemiştir. Olağanüstü egzotik hayatı gizemli bir şekilde son bulmuştur.

Gertrude Bell kimdir? Orta Doğu aşığı casus ve güçlü bir kadın yazımız burada son buldu. Benzer içerikler için: https://evrenatlasi.com/k/tarih-kultur/

Yazar Burcu Kara

Genellikle modern tarih, yakın tarih ve popüler bilim üstüne içerikler üretiyor. Özel ilgi alanları arasında Kuzey Afrika ve Güney Amerika'nın sömürge tarihi ve Avrupa'daki eski monarşiler yer alıyor.