Kategoriler
Mitoloji

Sümer tanrıları ve kahramanları

Reklam

Sümerler kimlerdi?


Sonradan Sami ırkından o toprakları fethedenlerin Sümerler diye adlandırıldıkları halk, bugünkü Irak'ın güneyinde, Mezopotamya'da yaşamış Kenger halkıdır. Kökenleri biraz gizemlidir. Bir teoriye göre, Sami ırkından olmayan bu halk MÖ dördüncü binyılda Orta Asya'dan Mezopotamya'ya göç etmiş ve orada Ubeydlerle karışmıştır. Ubeydler en azından MÖ beşinci binyıldan beri orada yaşayan bir başka halktı ve onlar da Kengerler gibi Sami ırkına mensup değildi. Bölgedeki bataklıklar boyunca ilk şehirleri onlar kurmuşlardı. Bu yerleşimler, sonra ünlü Sümer şehirleri Ur, Eridu, Ur (Uruk) ve Nippur olarak gelişeceklerdi. Bu şehir devletleri Sami ırkından Babillilerce MÖ ikinci binyılda yeniden güçlendirilerek bölgeyi (ve mitolojisini) dilsel, hukuki, dini, siyasi ve mimari esaslarda etkilemişlerdir. Bu etki Sümerlerin, Sami Akadlar tarafından I. Sargon yönetiminde MÖ üçüncü bin yılın sonlarında fethedilmesinden çok sonra yaşanmıştır.

Sümer panteonu hangi tanrılardan oluşur?

Sümerlerin tanrı ve tanrıçaları, doğanın ve evrenin unsurlarını temsil ederlerdi. İlk başta, tanrıça Nammu, yani başlangıçta var olan ilksel sular, ilk gökyüzü tanrısı An'ı ve ilk yeryüzü tanrısı Ki'yi oluşturdu. An (Anu) ile Ki, ilk panteonu, Anunnaki'yi (tam olarak An+Ki) oluşturmak üzere eşleştiler. Sümerlerin kendi panteonlarını oluşturan tanrılar arasındaki akrabalık ilişkilerine dair farklı farklı öyküleri vardır. Her şehir-devleti, belli tanrıları kendi koruyucuları olarak görüyordu. Bununla birlikte, özellikle aşağıdaki tanrılar, An-Ki birleşmesinin soyundan gelmektedir ve altı bin kadar tanrının en önemlileridir:

Enlil: Hava tanrısı (Lil=hava). O, evrenin ve yeryüzündeki uygarlığın düzeninden sorumlu baş tanrıydı, Sümerlerin Odin'i ya da Zeus'uydu.

İLGİLİ:  Hint mitolojisi

Ninlil: Hava tanrıçası. Ninlil Enlil'den güneş tanrısı Utu'yu ve Sümer tanrıçalarının en yücesi olan İnanna'yı doğurmuştu. Eğlenceli bir mit, Ninlil'in Enlil'e ilk olarak nasıl âşık olduğunu ama onun dikkatini nasıl çekeceğini bilemediğini anlatır. Ona, "saf nehirde yıkanmasını" ve sonra Enlil'in yaşadığı bölgeye yürümesini böylece onun dikkatini çekeceğini söyleyen kendi annesidir. Flört işe yaramıştır ve Enlil, karısı olacak genç kızı "öpmüştür".

Nanna: Ay tanrısı. Bazıları, Nanna'nın, İnanna'nın babası, karısı Ningal'in ise annesi olduğunu söyler.

Reklam

İnanna (Istar): Aşk ve bereket tanrıçası. "Gökyüzü ile Yeryüzü'nün kraliçesi." İnanna'nın eşi Dumuzi idi. İnanna'ya ilişkin esas anlatı olan Yeraltı Dünyası'na [Ölüler Diyarı'na] Iniş mitinde ikisi de önemli rol oynar.

Ereşkigal: Yeraltı Dünyası'nın tanrıçası ve İnanna'nın kız kardeşi. Ereşkigal, doğurgan İnanna'nın karşıtı olan kısırlığı temsil eder.

Enki: Bazen düzenbaz bir tanrı, erkek üretkenliğinin tanrısı ve me'nin yani ilk ana tanrıça Nammu'dan türeyen uygarlığın yasaları ve düzenlemelerinin koruyucusudur. Me, krallık, güç, evlilik, cinsellik ve yazı gibi hayatın çeşitli yönlerini içerir. Bir içki içme yarışması esnasında İnanna, Enki'yi kandırıp, me'nin kontrolünü kendisine bırakmasını sağlar.

Ninhursag (Ki): Yeryüzü tanrıçası. Ninhursag, Enlil'in kız kardeşidir.

Sümer mitolojisi dünyanın yaratılışı hakkında ne der?

Bazı Sümer tablet parçalarında belirtildiği üzere, An (Gökyüzü) ile Ki (Yeryüzü) Anki'yi (evreni) oluşturmak üzere birleştiklerinde, yaratılış mitlerinin birçoğunda olduğu gibi, onları ayırmak gerekliydi ki, dünya, onların arasındaki boşlukta meydana gelebilsin. Annesini An'dan ayıran Enlil'di. O zaman, tanrılarla tanrıçalar evlenmiş ve tarım yapmaya başlamışlardı fakat bu iş zordu ve tanrılar yakınıyordu. Hatta zeki ve kurnaz tanrı Enki diğerleri çalışırken zamanının çoğunu uyuyarak geçiriyordu. Oğlunu uyandırıp, tanrıların hizmetinde çalışmaları için insanları yaratmasını öneren, Nammu (ilksel deniz) idi. Enki, annesinin sağladığı bataklıklardan kil alıp, onlara insan şekli verdi. İnsanlar işe koyuldu, tanrılar rahata kavuştu.

Reklam

İşler, yeryüzü tanrıçası Ninhursag tarafından uygun bir şekilde denetlendi. Bazıları, ilksel denizi, Dicle ve Fırat nehirleri olarak yeniden şekillendirenin, şehirler kurup, hayvanlarla bitkileri evcilleştirmeyi ve bataklık sularını balıkla doldurmayı düzenleyenin Enki olduğunu belirtmişlerdir. Bize anlatılana göre, Enki, hendekleri penisinden çıkan spermleriyle (yani suyla) doldurmuş ve bakire tanrıça Uttu'nun (Yeşillik) içini de aynı sıvıyla doldurmayı istemiş ama tanrıçanın annesi kızına, Enki elmalar, salatalıklar ve üzümler getirmediği takdirde ona karşı koymasını öğütlemiştir. Enki şartları kabul etmiş ve ancak ona bu hediyeleri sunduktan sonra "suyunu" Uttu'nun rahmine boşaltmıştır. Genç tanrıçanın bedeninde kalan fazla spermden sekiz yeni bitki yaratılmıştır.

İLGİLİ:  Cuchulainn ve Tain

Sümer mitleri neden çoğunlukla cinsellik içerir?

Bu kadar cinsellik bulunması, modern duyarlılıklara göre aşırı gelebilir. Sümerlerin anlayışı tamamen farklıydı. Tarım, hayvancılık ve insan türünün çoğalmasına dayalı kültürde esas olan üretkenlik, doğurganlık ve verimliliktir. Bu nedenle cinselliği, tanrıların bu alanlardaki faaliyetleriyle ilişkili görüyorlar ve dini bağlamda ele alıyorlardı. Yazıya geçirilen ilk ilahiler, aşk bereket tanrıçası İnanna için söyleniyordu; bunlar onun en mahrem yerlerini bile öven akıl dışı şarkılardır.

Önemli bir Sümer tanrı miti örneği

Çağdaş bilim insanlarının en çok ilgisini çeken tanrı miti, tanrıça İnanna'nın eylemlerinin döngüsü, özellikle de, Yeraltı Dünyası'na inişidir. İnanna'nın döngüsünu konu alan öykünün bütün Mezopotamya mitleri arasında gösterilen dikkat açısından tek rakibi Gılgamış Destanı'dır.

İnanna'nın öyküsünün ilk kısmı, yani tabletlerde Huluppu Ağacı'ndan söz edilen bölüm aslında Gılgamış'ı da içerir. Yaratılıştan kısa bir süre sonra genç İnanna, Fırat'tan bir ağaç alıp, onun kendi tahtı haline geleceğini umarak kendi şehri Uruk'a taşır. Fakat ağacın köklerinde bir yılan yuva yapmış ve karanlık Lilith gövdesine yerleşmiştir. Burada, Kutsal Kitap'ın Yaratılış bölümü ve İskandinav Yggdrasil efsanesindeki gibi diğer mitolojik ağaçları düşünmek kaçınılmazdır.

İLGİLİ:  Fionn ve Fenian Döngüsü

İnanna, Uruk kahramanı Gılgamış'tan ağacını istilacılardan kurtarmaya yardım etmesini ister. O da bu isteği yerine getirir ve ağacın gövdesini oyarak "kutsal kız kardeşi" için bir taht ve bir yatak yapar.

Reklam

Zeki, düzenbaz tanrı Enki ile yapılan ve iki tanrının da çok içtikleri önemli bir toplantıda, İnanna, yaşlı akrabasını oyuna getirip, kutsal me'yi kendisine vermesini sağlamayı başarır. Enki bu hatasından pişmanlık duymaya vakit bulamadan İnanna, ev sahibinin rıhtımından "Cennet Kayığına" atlayıp, me'yi yani en azından Enki'nin gücünü elde etmiş bir tanrısal varlık olarak kaçar. Döngünün bir sonraki kısmında (bu kısım bize hemen Kutsal Kitap'taki Ezgiler Ezgisi'ni hatırlatır) İnanna, bereket tanrıçası olarak, "ıslak toprağını sürmesi" için bir koca arar. Kocası, dişi doğurganlığının somut halini dölleyecek olan çoban Dumuzi olacaktır ve İnanna'nın "tarlası" tahıllar ve diğer bitkilerle birlikte zenginliği getirecektir.

Fakat Uruk kraliçesi olmak, İnanna'ya yetmez. Ulu bir tanrıça olarak tüm potansiyelini kavramak için, karanlık kız kardeşi Ereşkigal'in hakikatini anlamalıdır. Bunu gerçekleştirebilmek için ölüler diyarına inmelidir. Böylece arketipik mitlerin en kadim olanı başlar. O, benliği bulmak için benliği kaybetmenin yeniden doğmak için ölmenin öyküsüdür. Bunlar Yunan Persephone ve Mısırlı Osiris gibi daha iyi bilinen mitlerle ilişkili unsurlardır. Feda etmeyi, açıkça ölmeyi kapsar ve diriliş ve geri dönüşle sonuçlanır.

Yazar Berkay Alpkunt

Coğrafya ve astronomi üzerine geniş kapsamlı içerikler hazırlıyor. Diğer ilgi alanları canlı hayatı, bilim tarihi ve ülkeler olarak sıralanır. Aynı zamanda bağımsız video oyunlarıyla ilgilidir.