Kategoriler
Kültür

Roma'yı Akdeniz Gücü Yapan Roma Deniz Muharebeleri

Roma Akdeniz sularını ele geçirmek için deniz dışında karada da savaşmak zorundaydı.

Roma, ekonomik ve askeri etki gücünün doruğundayken büyük bir İmparatorluğu yönetiyordu. İmparatorluğun tam ortasında Romalıların Mare Nostrum ya da "Bizim Deniz" olarak isimlendirdiği bir iç deniz olan Akdeniz yer alıyordu. Bu denizin kıyı hattı, büyük bölümü Romalılardan yıllar önce orada olan zengin kentler, kültür, ticaret ve ticaret bölgeleriyle doluydu. Buradaki kaliteli tarım arazileri, Roma'nın gücünü devam ettirmesine ve imparatorluk ordularının yanında halkın beslenmesini sağlıyordu. Buradaki kuvvetli donanma "Roma gölünü" kontrol ederek, ticaretin sorunsuzca devam etmesini sağlıyordu.


Tüm bu güce rağmen Mare Nostrum sularında gücü ele geçirmek isteyen başka devletler vardı. Bu nedenle Roma'nın aynı anda hem kara hem de denizde savaşması zorunluydu. Roma'nın en büyük rakibi olan, efsanevi Kartaca bu düşmanların başındaydı. Diğer yandan korsanlık yapan serbest topluluklarla da sık sık karşılaştılar. Bu yazıda Roma'nın Akdeniz sularındaki gücünü pekiştirmesini sağlayan deniz çarpışmalarına yer verdik.

Mylae Deniz Muharebesi – MÖ 260

Birinci Pön Savaşı arifesinde Roma ve Kartaca topraklarını gösteren harita, MÖ 3. yüzyıl, Kaynak: Wikipedia
Birinci Pön Savaşı arifesinde Roma ve Kartaca topraklarını gösteren harita, MÖ 3. yüzyıl, Kaynak: Wikipedia

Roma MÖ 3. yüzyılın ortalarında Apenin yarımadasını ele geçirerek Sicilya'ya doğru yön çizdi. Sicilya'nın verimli toprakları ve elbette Akdeniz'deki muhteşem konumu, onu ilgi çekici bir hedefe dönüştürmüştü. MÖ 264 yılında ada halkı arasındaki iç savaşa aynı anda hem Roma hem de Kartaca dahil olmak istedi. Birinci Pön Savaşı olarak bilinen savaş, adadaki güçleri değiştirerek, Roma'nın donanmasının inşasına neden olacaktı.

Roma ordusu Sicilya'da arka arkaya zafer kazansa da, Kartacalılar o dönemlerde denizlerde baskın kuvvetti. Dolayısıyla Roma daha üstün bir donanmanın inşasına başladı. Tarihçi Polybius'a göre Roma, ele geçirdiği hasarlı bir Kartaca gemisini alarak modellemeye başladı. Ortaya 100 quinqueremes ("beş kürekli") ve 20 triremes'ten ("üç kürekli") oluşan bir filo gemisi çıktı. Roma bu durumda olsa bile Kartacaların yıllarca edindiği deniz tecrübesine karşı koyamazdı. O nedenle MÖ 260 yılında Lipari Muharebesi'nde acı bir yenilgi alacaklardı.

Martin Lokaj tarafından modellenen bir "corvus". Kaynak: Livius.org
Martin Lokaj tarafından modellenen bir "corvus". Kaynak: Livius.org

Roma hiçbir zaman vazgeçmedi. Aynı yıl içinde, Roma ve Kartaca donanmaları Sicilya'nın Mylae bölgesinde çarpışmaya hazırdı. Romalılar 130 gemiye karşılık 100 gemiyle Kartacalılardan sayıca az ve zayıftı. Fakat Roma daima akıllı ve uyum sağlayan bir organizmaydı. Daha önceki savaşlarındaki deneyimsizliği eşitlemek için kendi icatlarını kullandılar: Corvus olarak isimlendirilen bir bordalama köprüsü.

Peki, corvus ne işe yarıyordu? Roma geleneksel deniz savaşı yerine, bir Kartaca kadırgası kendisine yaklaştığında, corvus aniden düşüyor ve Kartaca kadırgasına bağlanıyordu. Böylece Roma ordusunun üstün piyadeleri karada savaşıyormuş gibi devreye girecekti. Artık Roma için denizdeki çarpışmak, karada çarpışmak gibi olacaktı. Bu yenilik sayesinde Kartaca ordusunu yendiler. Kartaca beklemediği bir yenilgi almış, Roma ise ilk büyük muharebesini kazanmıştı. Kartaca 44 gemisinden 30 tanesini Roma donanmasına kaptırdı. Bu muharebe Roma deniz egemenliğinin ilk işaret fişeği olacaktı.

Ecnomus Burnu Deniz Muharebesi – MÖ 256

Ecnomus Burnu Deniz Muharebesi'nde Kartacalıları yenen Roma filosu; Gabriel Jacques de Saint-Aubin (Fransa, 1724 - 1780)
Ecnomus Burnu Deniz Muharebesi'nde Kartacalıları yenen Roma filosu; Gabriel Jacques de Saint-Aubin (Fransa, 1724-1780), Kaynak: Getty.edu

Mylae Muharebesi ne kadar büyük bir Roma zaferiyse, Ecnomus Burnu Muharebesi'ni de böyle değerlendirmeliyiz. Savaş ilk olarak Kartaca topraklarını ele geçirme hamlesiyle başlamış, daha sonra tarihteki en geniş Roma deniz muharebeleri olarak devam etmiştir. I. Pön Savaşı M.Ö. 256'da adeta çıkmaz sokaktaydı. Roma Sicilya bölgesinde avantajlar elde etmiş olsa da, Kartacalıların Akdeniz egemenliğini tamamen kırmış değildi. Fakat Kartaca özellikle MÖ 260'da Mylae'de aldığı yenilgiyle Romalılara olan bakışını değiştirmişti ve temkinliydi. Diğer yandan Roma, donanmasının artan gücünü iyi analiz ederek, Kartaca filosuna son hamleyi yapmaya hazırlanıyordu. Roma donanması MÖ 256 yılının bahar günlerinde, Kartaca'nın bulunduğu Afrika'yı denizden istilaya başladı.

Kartaca'nın 350, Roma'nın 330 gemisi vardı. Yani savaşı kazandıracak olan, bu kadar büyük bir donanmayı yönetebilecek üstün komuta kademesiydi. Her iki filonun da bel kemiği, Akdeniz'deki donanmaların en yaygın kadırgası olan beş kürekli quinqueremes'ti. Bunun yanında, Roma filoları olabildiğince kara askeri, kuşatma başlatabilecek silahlar ve tedarik gemileriyle yola çıktı. Tahmin edileceği gibi; kadırgalar açık denizde gidemeyeceği için, Roma filosu Sicilya kıyılarını takip ediyordu. Öyleyse Sicilya Boğazı'nın dar bölümünü de aşmalıydılar. Bölgenin uzmanı olan Kartacalılar, Roma'nın rotasını doğru tahmin ederek, yollarını kesmek istedi. Bu büyük deniz muharebesinin iki gücü Ecnomus Burnu'nda karşılaştı.

Roma ve Kartaca neredeyse aynı adette gemiye ve toplamda 300.000 civarı popülasyona sahipti. Savaşın kazanılmasını yalnızca üstün taktikler sağladı. Romalılar kama şeklinde dört filo olarak konumlanırken, Kartaca filosu kıyıdan uzakta sıra sıraydı. Görünen o ki, Kartacalıların planı Roma'nın öndeki filolarını arkadaki ikili filodan koparmak ve kıskaca almaktı. Bu sayede tedarik gemileri boşa düşecekti.

Fakat gemiler arasındaki iletişim kopukluğu ve en önemlisi büyük gemilerin uzun süren manevraları, Kartacıların öndeki dizilime değil arkasına saldırmalarına neden oldu. Pozisyonları kaybettikleri için filonun ortası yarılmıştı. Roma bu boşluğa girerek Kartaca gemilerine köprüyle bağlandı. Kartaca 100 civarı gemisini kaybetmiş, ağır bir yenilgi almıştı. Romalı askerleri Kartaca gemilerinin pruvalarını sökerek Roma'daki kutlamalara götürdü.

Aegates Adaları Deniz Muharebesi – MÖ 241

Aegates Savaşı, Roma İmparatorluğu'nun geleceğini şekillendirdi, Kaynak: Getty Images
Aegates Savaşı, Roma İmparatorluğu'nun geleceğini şekillendirdi, Kaynak: Getty Images

Birinci Pön Savaşı yirmi yıldan fazla sürmüştü ve artık MÖ 241'e gelinmişti. Üstün denemelere rağmen, ne Roma ne de Kartaca kesin zafere ulaşamadı. Romalılar elbette Ecnomus Burnu'nda önemli bir zafer kazanmıştı, Fakat Afrika seferleri aynı şekilde sonuçlanmadı. İşin kötüsü, Roma ordularını geri getirmek için gönderilen filo kasırga nedeniyle batmış ve 100.000 kişi ölmüştü. Roma Sicilya'daki Kartaca bölgelerini temizleme çabalarını sürdürdü. Fakat Drepana'daki MÖ 249 tarihli hamle, Roma filolarının imha edilmesiyle sonuçlandı.

Roma bu durumdayken, Kartacalılar daha iyi değildi. Yaşadıkları istikrarsızlık açıkça ortaydı. Sicilya'nın en batısındaki kontrolleri devam ediyordu ama garnizonları bir süredir kuşatılmış ve gıdaları tükenmişti. Savaşların uzunluğu Kartaca'nın hazinesini tüketirken, topraklarının dağılmasına neden olmuştu. Hiç istemeden de olsa Ptolemaois Mısır'ından destek talep edecekti. Diğer yandan Roma'nın da hazinesi çok kötü durumdaydı ve ordusuna asker bulmak için her yolu deniyordu. Roma Senatosu yeni bir donanma için onay verdi. Bu durumda Romalı zenginlerden borç alınarak gemiler finanse edildi. Bu şekilde tek kuruş harcamadan 200 quinqueremenin yer aldığı, yarı özel bir donanma kuruldu. Kartaca devleti de son parasını 250 gemiye harcadı ve kuşatma altındaki garnizonlarına gıda götürecek gemilerin yanına gönderdi.

Savaş artık bitmeliydi. Son deniz muharebesi Sicilya'nın batı kıyısı bölgelerindeki Aegadian Adaları mevkiinde yaşandı. Savaşmayı engelleyen rüzgarlara rağmen, Romalı komuta kademesi savaşma kararı aldı. Bu karar çok doğruydu. Çünkü Sicilya garnizon filolarının içi erzak yüklüydü ve istedikleri gibi manevra yapamazlardı. Roma gemilerinin ise tam tersi şekilde manevra yapmaları daha kolaydı. Bu muharebede Roma donanması köprüleme yapmaya dahi gerek görmeyecekti.

Garnizonlarına ikmal hattı kuramayan Kartaca, Sicilya'yı Roma'ya bırakmak zorunda kaldı. Böylece I. Pön Savaşı sona ermişti. Roma, Batı Akdeniz'in ve en sonunda tüm Akdeniz'in tek askeri gücü olmuştu.

Aktium Muharebesi – MÖ 32

Actium Savaşı, MÖ 31 Eylül, Kaynak: Art Images/ Getty Images
Aktium Muharebesi, MÖ 31 Eylül, Kaynak: Art Images/ Getty Images

Roma'nın Akdeniz'deki egemenlik kurma planının son aşamasına MÖ 32'de Aktium'da gelindi. Aktium'daki Roma deniz muharebesi, Roma Cumhuriyeti'nde yaşanan ve Jül Sezar'ın ölümüyle ilişkili olan iç savaşın bir sonucuydu. Bu muharebede geleceğin imparatoru Octavian (veya Octavianus)'ın ordusu ve Marcus Antonius (Mark Antony) ve sevgilisi ve müttefiki Mısır kraliçesi Kleopatra ile karşılaştı. Antonius en başta, Octavian'ın 300 gemisine karşılık neredeyse 500 gemiden oluşan bir filoya sahipti. Ancak düşünülmeyen sert kış ve salgın hastalık ordularının kamp alanını yok etmişti. Bu salgında en güvendiği denizcilerini kaybetti. Daha da sıkıntılı olan durum, Octavian (ileride imparator Augustus)'ın yetenekli amiralı Marcus Agrippa'nın Antonius'un ikmal hatlarını ele geçirmiş olmasıydı.

Antonius'un yapabileceği tek plan ablukadan yaşamını yitirmeden kurtulmak ve Yunanistan'dan ayrılmaktı. Bu plana göre kara ordularını Makedonya'ya yolladı. Daha sonra Kleopatra ile denizdeki ablukayı yararak kaçmaya çalıştı. Yunanistan'a ulaşan Antonius, Aktium Muharebesi'nde sayıca üstün taraftı. Büyük ve yüksek efor isteyen quinqueremelerden oluşan filosu, Amiral Agrippa'nın daha küçük ve manevra kabiliyeti daha yüksek savaş gemileri tarafından avlanmaya müsaitti. Ayrıca Antonius'un donanmasında, Helenistik dönemin en büyük savaş gemilerinden olan birkaç octeres vardı (tesadüf eseri Aktium'da son defa kullanıldılar).

Antonius öğle saatlerinde hızlanan rüzgarı arkasına alarak harekete geçti. Agrippa ise yelkenlerini indirmişti. Bu eski tip deniz muharebelerinin bilinen bir uygulamasıydı. Elbette Agrippa ne yapacağını biliyordu ve Antonius'un donanmasının körfezden çıkacağı yere pusu kurdu.

Antonius savaş sırasında kazanmayı değil kaçmayı planlamıştı. Büyük savaş gemilerini Augustus'un filosunda bir boşluk yaratması için gönderdi. Bu hamlesiyle Kleopatra kaçmayı başarabildi. Antonius da açılan boşluktan aynı yolu izledi. Bunun için büyük amiral gemisinden kaçarak başka bir gemiye bindi. Altmış gemiyle İskenderiye'ye ulaşmış ve geride kalanların yok edilmesini izlemişti. Antonius'un ordusu biraz inat ettikten sonra Octavianus (Augustus)'un ordusuna katıldı. Octavianus sonraki yıl Mısır'ı ele geçirirken, Antonius ve Kleopatra yaşamlarına son verecekti.

Antonius ve Kleopatra'nın filosunun Aktium Muharebesi'nde yenilmesi ve ardından ölmeleri iç savaşı sona erdirdi. Böylece Octavianus Roma dünyasının tek hakimi oldu. Aktium'daki zaferden üç yıl sonra Octavianus, Agrippa'nın yardımıyla Roma Cumhuriyeti'ni sonlandırdı ve ilk Roma İmparatoru Augustus oldu. Ve böylece Akdeniz nihayet bir Roma gölü haline gelmişti. Ayrıca bkz: Jül Sezar suikastı Roma Cumhuriyeti'nin çöküşünü nasıl hızlandırdı?

Yazar Ayberk Göktürk

Antik ve kimi zaman modern tarih odaklı içerikler üretiyor. Özel ilgi alanları arasında Kuzey Afrika ve Güney Amerika'nın sömürge tarihi ve Avrupa'daki eski monarşiler yer almaktadır.