Kategoriler
Tarih & Kültür

Paris Komünü: Fransa'yı bölen, Almanya'yı birleştiren savaş

1871 Paris Komünü hakkında detaylı bir yazı okuyacaksınız. İki bölüm olarak Prusya'yı, Fransa'nın düşmesini ve Paris Komünü'nün neden hezimete uğradığını ve olayların başlangıç noktalarını ele alıyoruz. Özellikle III. Napolyon'un zayıf öngörüsü ve yeteneksizliği olmasaydı, bugünün Fransası belki daha güçlü bir konumda olabilirdi.

Prusya Fransa'yı istila ediyor

200 yıl boyunca Almanya, bağımsız eyaletlerin oluşturduğu bir yamalı bohçaya verilen ad olmuştu. Fransa – Prusya Savaşı'nı başlatan, Kont Otto von Bismarck'ın bu eyaletleri Prusya'nın önderliğinde birleştirme tasarısı olmuştur. 1868'e gelindiğinde Bismarck, diğer Alman devletleriyle savunma amaçlı askeri ittifaklar kurmuştu ve onları denemek için bir olanak arıyordu. Bu olanak 1870'de boşalan İspanya tahtına bir Alman prensini çıkarma girişiminin, III. Napoleon yönetimindeki Fransa'nın düşmanca karşılanmasıyla doğdu.

Almanlar tahtta hak iddia etmekten vazgeçtiler, ama Fransa Prusya Kralı I. Wilhelm'den bundan sonra böyle bir istekte bulunulmayacağı konusunda güvence talep etti. Kral bu güvenceyi vermeyi reddetti ve Bismarck'a toplantının bir tutanağını gönderdi. Bismarck da bu tutanağı, Fransa'yı olabildiğince alçaltmak için, kendisi elden geçirerek yayımladı.

Bismarck'ın umduğu gibi, Fransa'nın tepkisi Prusya'ya savaş ilan etmek oldu. Fransızlar daha seferberlik bile ilan edemeden, birleşik bir Alman ordusu Fransa'yı istila etti. Yaratılan Alman milliyetçiliğinin verdiği gurur Bismarck'a, Wilhelm'i birleştirilmiş bir Almanya imparatoru olarak tanımaları yolunda diğer Alman liderlerini ikna etme olanağı verdi. 18 Ocak 1871 günü, topçuları hala Paris'i bombalarken, Almanlar Prusya kralını Alman İmparatoru I. Wilhelm olarak ilan eden bir tören düzenliyorlardı.

Fransa neden teslim oldu?

19 Temmuz 1871'de Prusya'ya savaş ilan ettiklerinde Fransızlar başaracaklarına inanıyorlardı. Bununla birlikte, demiryollarının yaygınlaşmasının ve topçu gücünün öneminin artmasının savaş sanatında getirdiği ilerlemelere yeterince ayak uydurabilmiş değillerdi.

Böylece, ekim ayına gelindiğinde Almanlar Fransız ordularını yenilgiye uğratmış, III. Napoleon'u tutsak almış Paris'i kuşatmaktaydılar. Şehrin tüm ikmal hatları kesilmişti ve çok geçmeden Parisliler yiyecek sıkıntısı çekmeye başladı.

Ocak ayındaki şiddetli kış ve salgın hastalıklar durumu daha da kötüleştirmişti ve ölüm oranı giderek artıyordu. Yoksullar arasındaki hoşnutsuzluk ayaklanmaya dönüşme tehlikesi gösteriyordu. Zengin sınıflar çoktan barışa hazırdılar, çünkü savaş sürecek olursa parasal yönden kaybedecek şeyleri çoktu. Geçiçi hükümetin başı Adolphe Thiers de, Paris ne kadar çabuk teslim olursa Almanların koşullarının o denli insaflı olacağına inanıyordu. 27 Ocak günü toplar sustu ve Fransa – Prusya Savaşı sona erdi.

İLGİLİ:  Dünya tarihi /1590–1599/ Japonya-Kore Savaşları, Osmanlı Avusturya Uzun Savaşı, Zitvatorok Antlaşması

1871 Paris Komünü nasıl başarısız oldu?

Versailles Hükümeti, 18 Mart 1871 ayaklanmaları Paris Komünü'nü iktidara getirdikten sonra saldırıya uğrama korkusu içinde yaşar olmuştu. Almanya'yla yaptığı barış antlaşması gereğince mevcudu azaltılmış ordu Ulusal Muhafızların yanında sayıca pek yetersiz kalıyordu ve Almanlar yardım etmeye yanaşmıyorlardı.

Bununla birlikte günler geçiyor ama saldırı olmuyordu. Paris Komünü'nün çok çeşitli toplumsal çevrelerden gelme, farklı siyasal inançlara sahip üyeleri, eyleme geçmeyi engelleyen bitip tükenmek bilmez tartışmalara kilitlenmişlerdi. Komün eyleme geçtiğinde de kararsızlık, bu eylemlere olan güveni dinamitliyor ve etkili olmalarını önlüyordu. Başlangıçtaki niyetleri uyarınca Fransa Bankası'na el koyacaklarına, bankanın uzmanların elinde bırakılması gerektiği fikrine ses çıkarmamışlar ve Komün için gerekli fonlar, borç almak suretiyle karşılanır olmuştu. Böylece bankanın başındaki Marki de Ploeuc, Versailles'ya sürekli olarak gizlice para aktarabiliyordu.

2 Nisan'da ordusunu güçlendiren Thiers, Paris'e saldırıya geçti. Ulusal Muhafızların sayıca hükümet güçlerinden çok daha üstün olmalarına karşın disiplin eksikliği her türlü başarı olasılığını ortadan kaldırmıştı.

Komün'ün sonuçları neler oldu?

Fransa'nın başkenti Paris, daha dün sokaklarını altüst eden iç savaşın etkilerinden çabucak kurtuldu. Birkaç hafta içinde omnibüsler çalışmaya başladı, tiyatrolar açıldı ve turistler de akın akın Paris'e harabeleri görmeye geldiler.

Komüncü tutukluların yargınlanmaları 1875'e kadar sürdü ama 1880'de bir genel af çıkartıldı. "Kanlı Hafta" olarak anılacak süreçte Komüncülerin topluca idamı ve ilk günlerdeki kargaşada hayatta kalabilenlerin sürgüne gönderilmesi ya da hapsedilmesi garip bir sonuç yarattı. Badanacıların, tesisatçıların ve ayakkabıcıların yarısı ortadan yok olmuştu. Sanki Belleville'de sokaklarda sadece yaşlı kadınlar yaşıyordu.

Karl Marx, Komün'ü sınıf mücadelesinin gerekli bir örneği gibi sunmuştur. Fransa'da İç Savaş adlı yapıtı kamuoyunda yankı buldu ve Komün'ü sol kanada yakınlık duyanlar için bir simge haline getirdi. Her yılın 28 Mayıs günü, 147 Komüncü'nün yan yana kurşuna dizildikleri Pere-Lachaise'deki duvar ziyaretçi akınına uğrar oldu. 1964 yılında Sovyetler Birliği'nin ilk üç kişilik ekibi uzaya çıktığında yanlarında Marx ve Lenin'in fotoğrafları ile Komün bayrağından bir parça vardı.

Balonlar ve kuşlar umut mesajları taşıyor

Şehir Prusyalıların kuşatmasındayken Parisliler, Paris'in dışına mesaj taşımak için "balon postası"nı kullandılar. Almanlar balonları vurup düşürmekte başarılı olamadıklarından yere indikleri "postacıları" sadece tutuklamakla yetindiler. Gece uçuşları kuşatmanın en dehşet verici seferlerinden birkaçına yol açtı. Bir balon, 1400 km öteye Norveç'in ortasına indi. Buna karşılık, sadece iki balon kaybedildi.

Gerçi balonlar Paris'in dışına mesaj götürmekte oldukça başarılıydılar ama hiçbir dönüş uçuşu gerçekleşmedi. Şehre ulaşabilen birkaç mesaj ya balonlarla şehir dışına götürülmüş ya da evine dönmekte olan posta güvercinleri ile taşınmıştı. Tours'a taşınmış olan hükümete gönderilen kağıtlar o denli minicik boyutlara indirgenmiş ti, bir güvercin 40.000 mesaj birden taşıyabiliyordu; bu da mikro-fotoğrafçılığın bilinen ilk kullanımıdır.

İLGİLİ:  Notre Dame yangını: Katedralin tarihi ve kısa bilgileri

Gene de güvercin postasının başarı oranı düşüktü; gönderilen 392 güvercinden sadece 59'u gideceği yere varabildi. Geri kalanı ya açlıktan ya da soğuktan öldü ya da yırtıcı kuşlara yem oldu; bir kısmını da Prusyalılar pişirip yediler.

Paris Komünü nedir?

Burası ikinci bölüm. Şimdi Paris Komünü hakkında detayları ele alalım. Fransız ordu birliklerinin başkentte ayaklanan halkın kurduğu Fransız Komünü'nü ezdiği "Kanlı Hafta" Fransa-Prusya Savaşı'na acıklı bir şekilde nokta koydu. Dinleyicilerin çoğunluğunu işçi sınıfının oluşturduğu Tuileries Bahçeleri'ndeki klasik müzik konserindeki alkış arasında Paris Komünü'nün yöneticilerinden biri kürsüye çıktı. Sadece bir bildiri yapıldı ve Geçici Ulusal Hükümet'in lideri Adolphe Thiers'in iddia edildiği gibi Paris'e giremediği hatırlatıldı ve bir daha da giremeyeceği vurgulandı.

Fransız hükümetinin başı Adolphe Thiers, Komün'ü ezen saldırıyı başlattı.
Fransız hükümetinin başı Adolphe Thiers, Komün'ü ezen saldırıyı başlattı.

Ne var ki Adolphe Thiers'nin komuta ettiği Fransız ordu birlikleri aslında konserdekilerin haberi olmaksızın Paris'in güneybatısındaki Point du Jour Kapısı'ndan içeriye yürümeye başlamıştı bile. İki ay kadar önceki ayaklanmaların Fransa'yı yöneten Ulusal Meclis'i şehirden kaçıp Versay'a sığınmaya zorladığından bu yana, Hükümet güçleri bu 21 Mayıs 1871 akşamı ilk kez Paris'e giriyordu. Ayaklanmalar Fransa-Prusya Savaşı'ndan sonra ülkeyi istila eden Almanlara teslim olan Ulusal Meclis'e duyulan hoşnutsuzluk yüzünden başlamıştı. Savaş sırasında ve sonrasında çekilen açlık ve sıkıntılar öfkenin büsbütün artmasına yol açmıştı. Paris'teki işçi sınıfından yurttaşlar protesto olarak Ulusal Meclis'i şehirden sürüp çıkarmış ve kenti yönetmek üzere Paris Komünü adını verdikleri bir devrim komitesi kurmuşlardı. Thiers nisan başında Paris Komünü'ne karşı saldırıya geçtiğinde Komüncüler önce Hükümet birliklerini durdurmayı başardılar. Bununla birlikte izleyen altı hafta içinde Komün'ün savunması giderek zayıflayacaktı.

Tuileries'deki konserden önceki gün öğleden sonra, Ducatel adında Hükümet yanlısı bir mühendis oradan geçerken Point du Jour Kapısı'nnı savunmasız olduğunu gördü. Hemen surlara tırmanıp orayı kuşatanlara beyaz bir bayrak salladı. Çok geçmeden Hükümet birlikleri Paris'e akıyordu: Geçici Ulusal Hükümet askerlerinin bütün acımasızlığıyla Komüncülere saldıracağı "Kanlı Hafta" başlamıştı.

Plansız direniş

En çetin Komüncü direnişlerinden birini, başlarında Louise Michel adında bir öğretmenin bulunduğu 25 kadar kadından oluşan ve Montmartre tepesini canla başla savunan bir topluluk yönetmişti
En çetin Komüncü direnişlerinden birini, başlarında Louise Michel adında bir öğretmenin bulunduğu 25 kadar kadından oluşan ve Montmartre tepesini canla başla savunan bir topluluk yönetmişti.

Haber, Belediye Sarayı'ndaki Komün karargahına ulaştığında bir heyecan yaşandı. Ertesi gün, Komün'ün askeri lideri Charles Delescluze, Paris halkını silah başına çağıran bir bildiri yayımladı: "Halka, silahsız savaşçılara yol açın! Devrim için savaşın zamanı gelmiştir."

Hükümet birlikleri kentin içinde doğuya doğru ilerlerken başlangıçta büyük bir direnişle karşılaşmadılar. Bir gün içinde Montparnasse Garı'nı ele geçirmiş ve Montmartre'a yaklaşıyorlardı. Ancak Concorde Meydanı'nda durduruldular. Komün'ün en önemli askeri gücü olan Ulusal Muhafızlar Tuileries Sarayı'nın terasından onları yaman bir yaylım ateşine tuttular.

İLGİLİ:  Yeni İtalya Devleti ve Risorgimento hareketi

Bununla birlikte şehrin her yanındaki Komüncülerin umutsuzca savaşmasıyla akşama doğru direniş sertleşti. 23 Mayıs günü şafak sökerken Hükümet kuvvetleri Montmartre'a karşı bir saldırıya geçtiler. Orada bulunan komüncülerin çoğu gece boyunca gitmiş ve geride sadece 100 kadar savunmacı bırakmışlardı. Öğlen saat 13:00'te Montmartre düştü.

O gece Parisliler Tuileries Sarayı'nın üzerinde kıpkızıl bir aydınlık gördüler. Komüncüler çaresizlik içinde kamu binalarını ateşe veriyorlardı. 24 Mayıs gecesi, şehrin tüm sokakları ve en değerli binalarından çoğu ya alevler tarafından sarılmış ya da çökmüştü.

Çıldırmışlardı, ama içlerinde o hiç sönmeyen küçük ateş vardı.

Pierre-Auguste Renoir

Delescluze vuruluyor

Delescluze dikkatsizlik sonucu vuruluyor
Delescluze dikkatsizlik sonucu vuruluyor.

Ne var ki alevler Hükümet kuvvetlerinin ilerleyişini yavaşlatmaktan öte bir şey yapamadı. Gece bastırdığında Sen Irmağı'nın güney kıyısı hemen hemen tümüyle Hükümet'in elindeydi. Ertesi gün Delescluze barikattan barikata koşuyor, birliklerini daha büyük kahramanlıklar yapmaları için yüreklendiriyordu. Bununla birlikte yenilginin kaçınılmaz olduğunun bilincine varmıştı. 25 Mayıs günü saat akşamın yedisine doğru, Delescluze terk edilmiş bir barikatın tepesine tırmandı ve orada öyle, batan güneşin önünde, bir silüet olarak dikildi. Sonra bir silah patladı ve Delescluze yüzükoyun yuvarlanarak öldü. 26 Mayıs günü yağmurlar başladı. Paris'i yakıp kavuran yangınlar söndü. Artık savaş neredeyse son direnişçileri temizleme eyleminden ibaretti.

On binlerce Komüncü tutsak alınıyor ve uzun esir kuyruklarıyla şehrin içinden Versay'a doğru yürütülüyordu. Birçoğu oraya hiç varamadı; yol boyunca binlercesi kurşuna dizilip cesetleri hendeklere atıldı. Öte yandan Komüncüler de tutsaklarından birkaçını idam ettiler.

Katliamla biten savaş

Pere-Lachaise Mezarlığı  / Paris Commune
Pere-Lachaise Mezarlığı savaşın en kanlı anlarına tanıklık etti. Günümüzde bu mezarlık Communards' Wall adıyla ziyaret ediliyor.

27 Mayıs Cumartesi günü, geriye kalan Komüncüler de Belleville ve Menilmontant'daki işçi yerleşim bölgelerine sıkıştırılmıştı. Oradan, kaçınılmazı önlemek uğruna girişilen son ve umutsuz bir atılımla, kadın, erkek, çocuk hepsi savaştılar ve son barikatlarda öldüler.

Pere-Lachaise Mezarlığı çevresinde de kıyasıya çatışmalar oldu. Hükümet birlikleri barikatları yardıktan sonra umutsuzca göğüs göğüse çarpışma başladı. Kurşunlar aile mezarlıklarının mermerlerini sıyırdı ve kan, şairlerin, ressamların ve bestecilerin mezar taşlarına sıçradı. Bununla birlikte gün sona ermeden mezarlıktaki son savunmacı da öldürülmüştü.

28 Mayıs 1871 pazar günü, bir hafta süren ve kazanılması olanaksız olan savaşın sonunda Paris Komünü öldü. Hükümet güçleri son direnişi de kırdılar. Ne var ki Belleville Mahallesi Ramponneau Sokağı'nda yalnızca bir barikat ayakta kalmıştı. Orada bir çeyrek saat boyunca tek bir Komüncü saldırılara karşı koydu. Sonra son kurşununu da sıktı ve sakin sakin yürüyerek çekti gitti.

Yazar Berkay Alpkunt

Coğrafya ve astronomi üzerine geniş kapsamlı içerikler hazırlıyor. Diğer ilgi alanları canlı hayatı, bilim tarihi ve ülkeler olarak sıralanır. Aynı zamanda bağımsız video oyunlarıyla ilgilidir.