Roma Mitolojisine Giriş

Yunan mitolojisi, Roma mitolojisi üzerindeki birçok etkiden sadece biridir.
Yazar Burcu Kara
Etrüsk TURAN

Romalı ve Roma Mitolojisi ile Ne Kastediliyor?


Günümüzde bir Romalı, Roma'da yaşayan bir kişidir. Bir zamanlar Romalı olmak, önce bir şehir devletinin, sonra bir cumhuriyetin, sonra da başkenti Roma şehri olan uçsuz bucaksız bir imparatorluğun yurttaşı olmak demekti. Roma'nın dili, modern Romen dillerinin atası olan Latinceydi. Roma mitolojisinden söz ettiğimizde, orada hâkim din olarak Hristiyanlığın yerleşmesinden önce Roma'nın çeşitli jeopolitik safhalarındaki mitolojisine atıfta bulunuruz.

Roma Mitolojisi, Yunan Mitolojisinin Latince Çevirisi mi?

Yunan mitolojisi, Roma mitolojisi üzerindeki birçok etkiden sadece biriydi. MÖ 6. yüzyılda Tiber Nehri kıyılarındaki köylerde ya da sonradan Roma haline gelecek olan şehirde yaşayan insanlar, Latium'un diğer sakinleri olan birkaç Latin kabilesi ve Sabinler (Antik İtalya'da Roma'nın kuzeydoğusunda yaşayan halk) gibi İtalik bir dil konuşuyorlardı. Dilleri ile ataerkil ve savaşçı kültürlerinin kökeni, MÖ 2. yüzyılda İtalya'ya göç etmiş olan Hint-Avrupalıların kültürüydü. İlk Romalılar ve diğer Latinler, kuzeyde Etrüskler, güneyde ise Yunanlılarla ilişki kurar ve sık sık savaşırlardı. Bu ilişkilerin Roma'nın dini ve mitolojik geleneklerinin gelişmesinde kesin bir etkisi vardı.

Etrüskler, MÖ 750'den, MÖ 509'da Romalıların bağımsızlıklarını kazanıp, senatosu olan bir Cumhuriyet kurmalarına kadar Roma'yı yönetmişlerdi. İki yüz elli yıllık Etrüsk hâkimiyetinin Roma dininde ve mitolojisinde belirgin bir etkisi olması kesindi. Güneyde uzun zaman ticaret yapmış olmaları ve sonunda MÖ 3. yüzyılda Roma'nın Yunanlılar üzerinde hâkimiyet kurması da, Roma dininin doğrudan Yunan mitolojisinin etkisi altına girmesiyle sonuçlanmıştır.

MÖ 3. yüzyılda Yunanistan'ın ve Pön Savaşları sonunda Kartaca'nın fethiyle fiilen bir Roma İmparatorluğu kurulmuştur. Cumhuriyet esasen, Jül Sezar, MÖ 40 yılında gerçek bir diktatörlük kurduğunda sona ermiştir. MÖ 44'te Jül Sezar'ın suikasta kurban gitmesinden sonra, bir tarafta Marcus Junius Brutus ve Gaius Cassius Longinus ile Marcus Antonius ve Octavianus arasında ve sonra yine, Marcus Antonius ile Octavianus (bütün bunlar Shakespeare'in Julius Caesar ve Antonius ve Cleopatra adlı eserlerinde meşhur olmuşlardır) arasında uzun süren bir iç savaş, MÖ 31'de Octavianus'un zaferiyle sonuçlanmış ve Octavianus (daha sonra Augustus) yönetimindeki Roma İmparatorluğu MÖ 27'de resmen kurulmuştur.

Roma İmparatorluğu'nun Augustus'un ve sonraki imparatorların idaresinde yavaş yavaş genişlemesiyle Romalılar, hâkimiyetleri altındaki halkların kültürleriyle etkileşimde bulunmuşlar ve bu etkileşimler, Anadolu ve İran dahil, çeşitli bölgelerin mitolojik geleneklerinin Roma kültürüne katılmasını sağlamıştır. MS 4. yüzyılda Hristiyanlık devletin resmi dini olduğunda Roma bu geleneğin anlatılarını ve ritüellerini benimsemiş ve Katolikliğin merkezi haline gelmiştir.

Hint-Avrupalılar


Hint-Avrupalılar Kimlerdi ve Mitolojileri Nedir?

Hint-Avrupalılar, bir zamanlar muhtemelen ortak bir dil (ön Hint-Avrupa dili) konuşurken, tahminen MÖ 3. bin yılın ortalarında Hindistan, İran, Anadolu ve Avrupa'ya göç etmiş olan halklardır. Sonunda orijinal dilden çeşitli diller doğmuştur. İtalya'da, Latin dilinin ve sonra da Romen dillerinin (Latince kökenli dillerin) atası olan İtalik bir Hint-Avrupa diline ait MÖ 7. yüzyıldan kalma yazılı kanıtlara rastlanmıştır.

Bilim insanları Hindistan, İran ve Avrupa dilleri (İtalik, Latin ve Romen dillerinin ile Germen ve Kelt dilleri dahil) arasında çeşitli bağlantılar keşfetmişlerdir. Tanrılarla Hindistan'daki Vedik mitoloji temaları ile Yunan, Roma ve diğer Hint-Avrupa dillerini konuşan Avrupalı halkların mitolojileri arasında bağlantılar mevcuttur. Bu durum, güçlü gökyüzü tanrılarına, savaşçı kahramanlara, erkeklere tabi olup da zaman zaman şiddet yanlısı olan tanrıçalara ve genelde ataerkil savaşçı dünya görüşüne dayandırılan orijinal bir Hint-Avrupa mitolojisinin varlığını ortaya koyar.

Hint-Avrupa Mitolojisinin Roma Mitolojisini Etkileyen Yönleri

Bilim insanları, Hindistan'dan İran'a ve Roma dahil Avrupa'ya kadar Hint-Avrupa mitolojilerini karakterize eden çeşitli kültürel temaların varlığını öne sürmüşlerdir.

Bunların ilki, toplumun üç sınıfa bölünmesidir: dinle, askerlikle ve tarımla uğraşan sınıflar. Hindistan'da bu sınıflar Brahmanlar (dindar kast), Ksatriyalar (savaşçı kast) ve Vaişyalar'dır (çiftçi kast). Roma'da aynı sınıflar flamineler, mileteler ve quiriteler şeklindeydi. Roma mitolojisinde, egemen arilar rahipler ve krallarla, savaşçı tanrılar askerlerle ve bereket tanrıları çiftçilerle ilgiliydi. Üçe bölünmenin doğal sonucu, egemenlik, güç ve toplumu temsil eden tanrılar üçlüsünün Hint-Avrupa'nın her yerinde bulunan varlığıdır: Örneğin, Hindu Hindistan'da Brahma, Şiva ve Vişnu; antik Roma'da Jüpiter, Mars ve Quirinus.

Hint-Avrupa mitolojilerinin bir diğer önemli özelliği de, ikizlerdir. Hindistan'daki Aşvin ikizlerinin Yunanistan'daki karşılığı Kastor ve Polydeukes (Polluks), Roma'daki karşılığı ise Romulus ve Remus'tur.

Hint-Avrupa mitolojisinde savaşçı kahraman teması temeldir. Örneğin, Hindistan'daki Arjuna'nın Roma'daki akrabası Aeneas'tır.

Latinler, Etrüskler ve Antik Roma


Latinler Kimlerdi ve Mitolojilerinin Temeli Nedir?

Latinler denilen halk, bir Hint-Avrupa dilini, Latincenin bir türünü konuşan ve Tiber Nehri kıyısında Eski Latium olarak bilinen bölgede, MÖ 1. bin yılın başlarından itibaren yaşayan çeşitli kabilelerdi. Latinlerin baş tanrısı Jüpiter Latiaris'ti. Sonunda Jüpiter'in hâkimiyeti altında önemi azalan Diana Arena da önemliydi.

Etrüskler Kimlerdi ve Mitolojilerinin Temeli Nedir?

Etrüskler, İtalya yarımadasında Roma'nın doğuşu ve oradaki hâkimiyetinden önce en ileri uygarlığa sahip olan ve Hint-Avrupa dil ailesi dışında bir dili konuşan bir halktı. Dinlerinin belirgin özellikleri, haruspicina (yani kurban edilen hayvanların bağırsaklarını inceleyerek tanrıların arzularını okumak) ile diğer kehanet yöntemleri ve kaynağı efsanevi kâhin Tages olan ritüellerdir. Tages'in bir bilgenin aklına sahip kır saçlı bir çocuk olarak bir tarladaki saban izinden doğduğu söylenmiştir. Bu açıdan Buda, Krişna ve İrlandalı Cuchulainn gibi küçük çocuklar olmalarına rağmen yetişkinlerin güçlerine sahip diğer kahramanlara benzer.

Bir diğer Etrüsk miti, zor zamanlarda kullanılacak bir rehberi içeren Kehanet Kitapları'dır. Roma öyküsüne göre yaşlı bir kadın, yani Cumae kâhinesi, dokuz kehanet kitabını Roma'nın son Etrüsk kralı Tarquin'e satmayı teklif eder. Tarquin, yaşlı kadının istediği yüksek fiyata karşı çıkar, kadın da kızıp, kalan altısını satmayı teklif etmeden önce üçünü yakar. Tarquin bunu da reddedince, üçünü daha yakar. Tarquin kalan üç kitap için kadının istediği fiyatı kabul eder ve bu Kehanet Kitapları Romalıların gelecek yüzyıllarda yaşayacakları zor günler için bir tavsiye kaynağı olarak Capitol Tepesi'nde saklanır.

Roma'da Krallığa son veren devrimi başlatıp, MÖ 509'da Cumhuriyet'in kurulmasını belirleyen olay, Tarquin'in oğlunun aristokrat bir kadın olan Lucretia'ya tecavüz etmesidir.

Etrüsk Tanrıları Kimlerdi?

Etrüskler, yabancı tanrıların kendi tanrılarının eşdeğerleri olduğunu farz etmeye dünden razılardı. Fenikeli Astarte ile Yunan Hera'yı, kendi ana tanrıçaları Uni'nin somut örnekleri olarak görüyorlardı. Bir diğer önemli tanrıça ise Minerva idi. Tinia, kudretli yıldırım tanrısıydı. Turan aşk tanrısıydı. Bu tanrıların çoğu doğrudan Yunanlılardan edinilmişlerdi. Örneğin, Aplu ile Artumes, Apollo ile Artemis'in versiyonlarıydı.

Romalılar, Etrüsk ve Latin Mitolojilerini Ne Şekilde Kapsama Almışlardır?

En önemli birleşme, Kehanet Kitapları'nda simgelenen kehanet gelenekleri ile Roma'nın tarihi boyunca etkili olan geleceği görme geleneklerinin birleşmesiydi. Tanrılar söz konusu olduğunda bazen hangisinin önce geldiğini kestirmek zordur. Acaba Romalılar Etrüsk tanrılarını benimsemişler miydi yoksa Etrüsk tanrıları Roma tanrıları haline mi gelivermişti? Etrüsklü Uni'nin Romalı Juno, Tinia'nın ise Roma'nın yüce tanrısı Jüpiter, Turan'ın Venüs, Nethus'un Neptün ve Turms'un Merküri olduğunu biliyoruz. Roma'nın Jüpiter'i Latin Jüpiter Latiaris'ten, Diana Latin Diana Aricana'dan mı türemişti yoksa Etrüskler, Romalılar ve diğer Latinler tanrılarını İtalya'nın güneyinde kurulan Yunan kolonilerinden mi almışlardı?

Yunan, Etrüsk ya da Latin Mitolojilerine Karşılık Roma Mitolojisinin Diğerlerinden Farklı Niteliği Neydi?

Bu sorunun cevabı, Roma tarihinin ele alınan dönemine çok bağlıdır. Arkaik Romalılar ve ardından gelen Cumhuriyet dönemi Romanları ile İmparatorluk Romalılarının arasında farklı mitolojik vurgulardan söz etmek mümkündür.

Arkaik Roma Mitolojisi Nasıl Bir Niteliğe Sahipti?

Arkaik Roma'dan söz ettiğimizde, Etrüsk hakimiyetinden önce gelen dönemden bahsederiz. Sonradan Roma (Roma Kenti) olarak tanınan antik Latin yerleşiminde yüce tanrı, Hint-Avrupa kökeni lou ya da dyeu olan bu itibarla tanrıyı dilsel olarak Zeus'la (dyeus) ve Sanskritçe gökyüzü anlamına gelen kelime (dyaus) ile ilişkilendiren Jüpiter ya da luppiter'dir. Iuppiter ile diğer Antik Roma tanrıları çoğunlukla insan biçiminde değillerdi.

Daha ziyade kavramların ifadesiydiler. Iuppiter, gökyüzünün gücüydü, Fides, iyi niyetin, bağlılığın tanrıçasıydı, Ceres tarımda bereket tanrıçası, Concus depolanmış tahıl, Ops zenginlik, Vesta kutsal ateşti. Angerona ve Mater Matuta, güneş yılının nitelikleriyle ilgili tanrıçalar. En önemlisi Hint-Avrupa üçlüsünün bir versiyonuydu: Iuppiter (egemenlik), Mars (güç) ve Quirinus (refah toplumu). Üçlünün önemini, muhtemelen Antik dönemde doğmuş olan Roma'nın kuruluş miti Romulus ve Remus yansıtır.