Sümerler: Tarihi, Kültürü, İcatları ve Önemi

Sümerler, MÖ 4. binyıldan MÖ 2. binyıla kadar Mezopotamya'da (günümüz Irak'ı) yaşamış eski bir uygarlıktır.
sümerler

Sümer, Dicle ve Fırat nehirleri arasında yer alan Bereketli Hilal'in Mezopotamya bölgesinde kurulmuş eski bir medeniyettir. Dilde, yönetimde, mimaride ve daha birçok alanda yenilikleriyle tanınan Sümerler tarihçiler tarafından medeniyeti icat eden ulus olarak kabul edilir. Sümerler tekerlekli taşıtı icat etmedi ancak MÖ 3000 gibi bir zamanda ilk iki tekerlekli yük çekme aracını geliştirdi ve hayvan gücünden yararlandı. Sümerler çiftçilikte hayati bir teknoloji olan sabanı geliştirdi. Hatta çiftçilere çeşitli saban türlerinin nasıl kullanılacağını anlatan ayrıntılı kılavuz bile sağladı.

Yünden kumaş dokumayı endüstriyel ölçekte yapan ilk Sümerler oldu. Tuğlalar için kalıp almayı akıl ettiler ve ilk seri üretim yapı malzemesi üreten toplum oldular. Sümerler kargı başından keskiye ve usturaya kadar yararlı ögeler yapmak için bakırı kullanan ilk insanlar arasındaydı. Aslan başlı kartal gibi fantastik hayvanları tasvir ederek bakırla sanat yaptılar. Bölgeyi 2000 yıl boyunca kontrol ettiler ve MÖ 2004'te artık yönetimi Babilliler ele geçirdi.

Sümerlerin Tarihi Kökeni

Sümerler, Dicle ve Fırat nehirlerinin suyunu ve içerdiği zengin alüvyonu detaylı kanal sistemleri ile taşıyarak tarlalarını suladılar. Bu yüzden sulamanın ve barajın mucidi oldular. Su akışını düzenlemek için sazlık, palmiye gövdesi ve çamurdan su kapıları yaptılar.
Sümerler, Dicle ve Fırat nehirlerinin suyunu ve içerdiği zengin alüvyonu detaylı kanal sistemleri ile taşıyarak tarlalarını suladılar. Bu yüzden sulamanın ve barajın mucidi oldular. Su akışını düzenlemek için sazlık, palmiye gövdesi ve çamurdan su kapıları yaptılar.

İlk insanların Sümer'e MÖ 4500 ila 4000 yılları arasında yerleştiği görülür ancak bazı yerleşimcilerin onlardan çok daha önce gelmiş olması muhtemel. Obeyd halkı olarak bilinen bu yerleşimciler çiftçilik, sığır yetiştirme, tekstil dokuma, marangozluk ve çömlekçilik yapan ve hatta bira seven insanlardı. Bir medeniyetin gelişiminin temellerini atan Obeyd çiftçiler, kendilerine köyler ve kasabalar inşa ettiler.

MÖ 3000'e gelindiğinde bölgenin kontrolü Sümerler denilen insanlara geçti. Şehir devletleri kültürlerinin önemli bir parçasıydı ve bunlar Eridu, Nippur, Lagaş, Kiş, Ur ve tarihteki ilk gerçek şehir olan Uruk olarak sıralandı. MÖ 2800 civarında zirve dönemini yaşayan şehir 10 km uzunluğunda savunma duvarı ile çevrilmişti ve 40.000 ila 80.000 insan barındırıyordu. Her Sümer şehir devleti duvarla çevrildi ve tapınılan ilahlara göre farklı görünümde olurdu. Köyler şehrin hemen dışında bulunurdu.

Sümer Dili ve Edebiyatı

Gıda kaynaklarının kaydının gösterildiği bir piktograf yazı örneği.
Gıda kaynaklarının kaydının gösterildiği bir piktograf yazı örneği.

Sümer dili kayda geçmiş en eski dildir. Bu yüzden Sümerlerin alfabeyi yani yazıyı icat ettiği düşünülür. İlk olarak arkeolojik kayıtlarda MÖ 3100 civarında ortaya çıktı ve dil sonraki bin yıl boyunca Mezopotamya'ya hakim oldu. MÖ 2000 civarında yerini çoğunlukla Akadca'ya bıraktı ancak yazılı bir dil olarak çivi yazısı halinde 2.000 yıl daha hayatta kaldı. Piktografik tabletlerde kullanılan çivi yazısı MÖ 4000 yılına kadar uzanır ve zamanla Akadça'ya da uyarlanmıştır. MÖ 3000'den başlayarak Mezopotamya'nın daha da dışına genişledi.

Yazı, Sümerlerin en önemli kültürel başarılarından biri olmaya devam ediyor. Bu yüzden yöneticilerden çiftçilere ve çiftlik sahiplerine kadar çok titiz kayıt tutulmuştur. Sümerlerin en eski yazılı yasaları MÖ 2400'e uzanıyor. Er-Nammu Kanunu'nun yazılı olduğu bu tabletlere Elba şehrinde rastlandı. Sümerlerin zengin edebi eser birikimine sahip olduğu düşünülmüştür ancak bulgular parça parçadır.

Sümer Sanatı ve Mimarisi

Sümerler döndürme tekerleğini icat etti ve seri üretime geçti.
Zamanın antik insanları elle çömlekçilik yaparken Sümerler döndürme tekerleğini icat etti ve seri üretime geçti.

Sümer yapılarının temelleri MÖ 5200'lerde Obeydler tarafından atıldı. Ancak mimarinin büyük ölçekte Sümerler döneminde başladığı ve yüzyıllar boyunca geliştirildiği düşünülür. İlk dini yapılar MÖ 3400'e kadar uzanıyor. Evler kerpiç tuğlalardan veya demetlenmiş bataklık sazlığından yapılmış. Binalar, kemerli kapıları ve düz çatıları ile dikkat çeker.

Bronz desenli pişmiş toprak süslemeler, karmaşık mozaikler, heybetli tuğla sütunlar ve sofistike duvar resimleri gibi ayrıntılı yapılar Sümer toplumunun teknik gelişmişliğini gösteriyor. Heykeller esas olarak dini tapınakları süslemek için kullanıldı ve Sümerli sanatçılar sık sık natüralizm çalıştılar. Taş kıtlığı ile karşı karşıya kalan Sümerler, heykel çalışmaları için metal dökümde atılımlar yapmıştır ancak taştan kabartma oyma popüler sanat biçimi olarak kaldı.

MÖ 2100 tarihli diyoritlerdeki karmaşık ve stilize çalışmaların kanıtladığı üzere Akad hanedanlığı döneminde heykel yeni zirvelere ulaştı. İlk zigguratlar MÖ 2200 civarında ortaya çıktı. Kare veya dikdörtgen şeklindeki basamaklı ve piramit benzeri etkileyici tapınaklar hiçbir iç odaya sahip değildi ve yaklaşık 51 metre yüksekliğe ulaşıyordu.

Zigguratların genellikle eğimli kenarları ve bahçeli terasları vardı. Babil'in Asma Bahçeleri bunlardan biridir. Saraylar ayrıca yeni bir ihtişam seviyesine ulaştı. Mari'de MÖ 1779 civarında 200 odalı iddialı bir saray inşa edildi.

Sümer Bilimi

Sümerlerin sayma sistemi günümüze kadar taşındı.
Sümerlerin sayma sistemi günümüze kadar taşındı.

Sümerler, sihir ve şifalı otçuluğu temel alan bir tıp sistemine sahipti ancak doğal maddelerden kimyasal parça çıkarma işlemine de aşinaydılar. İleri düzeyde anatomi bilgisine sahip oldukları düşünülmektedir ve arkeolojik alanlarda cerrahi aletler bulunmuştur. Sümerlerin en büyük ilerlemelerinden biri hidrolik mühendislik alanındaydı.

Henüz tarihlerinin ilk dönemlerinde selleri kontrol altına almaya yarayan hendek sistemini geliştirdiler ve Dicle ve Fırat'ın gücünü tarım için kullanarak sulamanın mucidi oldular. Kanallar, hanedandan hanedana devamlı korunmuştur. Mühendislik ve mimarlık becerileri matematik anlayışlarının gelişmişliğine işaret eder. Dakikada 60 saniye ve saatte 60 dakika sistemi Sümerlere atfedilir.

İlk insanlar kemiğe çentik atmak gibi basit yöntemlerle saydılar. 60'lı birimleri temel alan resmi bir sayma sistemi geliştirenler ise Sümerler oldu. Önce sazlık daha sonra çivi yazısını kullandılar. Sonraki medeniyetler için matematiğin temelini attılar. 60'lı sayma sistemi Babillilerce benimsendi ve astronomiye uygulandı. Birçok alanda artık kullanılmasa da 60 dakika ve 60 saniye hayatımızda kalmıştır. Ayrıca 360 dereceyi de kullanırız.

Sümer Kültürü

Sümer kültüründe okullar yaygındı ve toplumu geliştirme aracı olarak dünyada kitlesel bilginin aktarımına yönelik ilk örnektir. Sümerler, çok sayıda yazılı kayıt bıraktılar. Yazdıkları epik şiirler Yunanistan ve Roma'daki kültürleri etkilemiştir. Sümerler müzikale yatkındı ve MÖ 1400'e ait bir Sümer ilahisi olan "Hurrian Hymn No. 6" (Hurri İlahisi) dünyanın en eski notalı şarkısıdır.

Kral Gılgamış

Sümer'in tarihsel doğrulamaya sahip ilk yönetici organı Birinci Kiş Hanedanı'ydı. Bahsedilen en eski hükümdar o zamana ait bir belgede "tüm toprakları istikrara kavuşturdu" olarak geçen Kişli Etana'dır. Etana bin yıl sonra cennetteki macerasının anlatıldığı bir şiirle anılacaktı.

İlk Sümer hükümdarlarının en ünlüsü, MÖ 2700 civarında kontrolü ele geçiren Uruk kralı Gılgamış'tır. Tarihteki ilk epik şiir olarak Gılgamış Destanı'ndaki kurgusal maceraları ile hala hatırlanır. Kendinden sonraki Roma ve Yunan mitlerine ilham oldu. Bölgede meydana gelen yıkıcı bir sel destansı şiire konu olmuştur ve Nuh Tufanı ile benzerlik taşıması dikkat çeker.

Sümer Savaşları

MÖ 2600 civarında Kiş, Uruk ve Ur liderleri arasında güç mücadelesi patlak verdi. Sonraki 400 yıl boyunca taht sürekli el değiştirdi. İlk çatışma Avan krallığının kontrolü ele geçirmesi ve krallık Kiş'e dönene kadar yönetici organı Sümer'den çıkarmasıyla sonuçlandı.

Uruk Kralı Enshakushanna'nın yükselişine dek Sümer'in kontrolü Kiş'te kaldı. Onun hanedanlığını 90 yıl iktidarda kalan ve krallığı Akdeniz'e kadar genişleten Adabalı fatih Lugalannemundu izledi. Kendisi ayrıca doğu Irak dağlarında yaşayan ve daha sonra Sümer'i yönetecek olan Guti halkını da fethetti.

Sümerleri yöneten tek kadın olan Kubaba 2500 yılında tahta geçti. Tüm Sümer hükümdarlarını ve onların başarılarını belirten Sümer Kralı Listesi'nde listelenen tek kadındır. Kiş Hanedanı'nın dördüncü dönemi Kubaba'nın oğlu Puzur Suen ile başladı. Ondan önce Unzi kısa bir süre tahta yükselmişti ve Akshak Hanedanı'ndan ilk kraldı. Bu son Kiş hanedanı 100 yıl Sümer'i yönetmiştir. Ardından Uruk kralı Lugalzagesi 25 yıl yönetmiş ve Sargon 2234'te kontrolü ele geçirmiştir.

Sargon

Sargon'un hayat ağacının önünde duran MÖ 24-23. yüzyıla ait taş kabartması.
Sargon'un hayat ağacının önünde duran MÖ 24-23. yüzyıla ait taş kabartması. (Fotoğraf: Ann Ronan Pictures/Print Collector/)

Sargon, geçmişi söylencelerle dolu olan bir Akad'lıydı ve bu söylenceler kendisi tarafından yazılmış olabilir. Hikayede kendisinin yüksek bir rahibe tarafından sepete koyularak nehre bırakılan gizli çocuk olduğu anlatılır. En geç 1571 en erken 1391'de yaşayan Musa peygamberin hikayesini çağrıştırması dikkati çeker.

Sümer geleneğinde Sargon'un bir bahçıvanın oğlu olduğu aktarılır ve Kiş kralı Ur-Zababa için kadeh taşıyıcı pozisyonuna yükseldiği belirtilir. Bu pozisyon hizmetçi pozisyonu değil, yüksek seviyeli memur pozisyonuydu.

Ur-Zababa Uruk kralı tarafından mağlup edildi ve o da Sargon'a yenildi. Sargon, Ur, Umma ve Lagaş şehirlerini ele geçirip kendisini hükümdar ilan etti. Askeri hükümdarlığı Basra Körfezi'ne kadar ulaştı. Sargon, antik dünyada önemli bir merkez ve önemli bir liman haline gelen Kiş'in güneyinde Agade şehrini üs olarak inşa etti. Agade'deki Sargon ordusu tarihteki ilk organize sürekli ordudur ve savaşta savaş arabası kullanan en eski ordudur.

Sargon, Akadların ve Sümerlerin dini kültürlerini kontrol altına alarak, kızı Enheduanna'yı Ur'un ay tanrısı kültünün baş rahibesi yaptı. Enheduanna kendisinin de yazdığı ve koruduğu tapınak ilahilerini düzenlemesi ile hatırlanır.

Sargon 50 yıl hüküm sürdü ve ölümünden sonra oğlu Rimush bolca isyanla karşılaştı ve öldürüldü. Rimush'un erkek kardeşi Manishtushu da aynı kaderi paylaştı. Sargon'un torunu Naram-Sin tahta MÖ 2292'de geçti. Naram-Sin kendisini ilah görüyordu ve kutsala saygısızlık suçlamasıyla karşı karşıya kaldı.

Son Akad kralı Naram-Sin'in oğlu Sharkalisharri'nin saltanatını takiben Gutiler MÖ 2193'te Sümer'i istila ettiler. Dönemleri, ademi merkeziyetçi kaos ve ihmalle geçti. Büyük Agade şehri, Gutian hükümdarlığı döneminde enkaza dönüştü ve tarihten kayboldu.

Ur-Nammu

Sümer saltanatının sonu MÖ 2100'de geldi. Ur kralı Utuhegal, Gutileri devirdi ancak hükümdarlığı kısa sürdü. Ur'un eski valisi Ur-Nammu tahta geçti ve yaklaşık bir yüzyıl hüküm sürecek bir hanedan kurdu.

Ur-Nammu inşaatçı olarak biliniyordu. Zamanın heykelcikleri onu inşaat malzemeleri taşırken tasvir etti. Hükümdarlığı sırasında devasa projelere imza attı. Başkentinin etrafına sur çekti, daha fazla sulama yaptı, yeni tapınaklar inşa etti ve eskilerini onardı.

Ur-Nammu aynı zamanda tarihte ilk olacak şekilde detaylı, organize bir hukuk yasası oluşturdu. Amacı, hangi şehirde yaşanırsa yaşansın, krallıktaki herkesin valilerin bireysel kaprisleriyle değil aynı adalet ve ceza ile karşılaşmasını sağlamaktı.

Ur-Nammu ayrıca eyalet yöneticileri için organize bir okul sistemi oluşturdu. Kil tabletlerden oluşan Edubba öğretici bilgiler sunan bir arşivdi.

Sümerlere Ne Oldu?

MÖ 2004'te Elamlar Ur'a saldırıp kontrolü ele aldılar. Aynı dönemde Amoriler, Sümer nüfusunu sollamaya başlamıştı. İktidardaki Elamlar bir zaman sonra Amori kültürünün parçası oldular, Babillilere dönüştüler ve Sümerlerin sonunu getirdiler.

Sümerler 19. Yüzyıla Kadar Keşfedilmemişti

Mezopotamya, MÖ 2000'de Amoriler ve Babilliler tarafından işgal edildikten sonra, Sümerler yavaş yavaş kültürel kimliklerini yitirdi ve siyasi bir güç olmaktan çıktı. İsimleri dahil tarih, dil ve teknolojilerine dair tüm bilgiler gözden kayboldu ve 19. yüzyıla kadar Irak çöllerinde gömülü kaldı. O tarihlerde Fransız ve İngiliz arkeologlar eski Asurlara dair bilgiler ararken Sümer eserlerine rastladılar.

Henry Rawlinson, Edward Hincks, Julius Oppert ve Paul Haupt gibi bilim adamları Sümer dili ve çivi yazısının çözülmesini sağladılar ve Mezopotamya'nın uzun süredir kayıp olan tarihini ve edebiyatını ortaya çıkardılar. O zamandan beri arkeologlar çok sayıda Sümer sanat eseri, çanak çömlek ve heykel parçasının yanı sıra büyük çoğunluğu çevrilmeyi bekleyen 500.000 kil tablet keşfettiler.

Sümerler Hakkında Sık Sorulanlar

Sümerler'e neden Sümer deniyor?

Sümer uygarlığı (MÖ 5000 – MÖ 1750), medeniyetin beşiği olarak kabul edilen eski Mezopotamya'nın bir bölgesi olan Sümer'de doğmuştur. "Sümer" adı, o dönemde bu bölgede en yaygın olan dil olan Akadca'dan gelmektedir ve "Uygar Kralların Ülkesi" anlamına gelmektedir.

Sümer toplumu nasıl başladı?

Birçok tarihçi şehir ve kasabaların ilk olarak MÖ 5000 yıllarında Sümer'de kurulduğunu düşünmektedir. Göçebeler verimli topraklara taşındı ve yavaş yavaş büyük kasabalara dönüşen küçük köyler oluşturmaya başladı. Sonunda bu şehirler Sümer medeniyetine dönüştü. Bu topraklar genellikle "Medeniyetin Beşiği" olarak adlandırılır.

Sümer köyleri büyüyüp büyük şehirlere dönüştükçe şehir devletleri kurdular. Burası bir şehir hükümetinin şehri ve etrafındaki toprakları yönettiği yerdi. Bu şehir devletleri sık sık birbirleriyle savaşırdı. Korunmak için şehirlerinin etrafına surlar inşa ettiler. Tarım arazileri surların dışındaydı, ancak işgalciler geldiğinde insanlar şehre çekilirdi.

Sümerlere ne oldu ve neden?

Mezopotamya'nın MÖ ikinci binyılın başlarında Amoritler ve Babilliler tarafından işgal edilmesinin ardından Sümerler yavaş yavaş kültürel kimliklerini kaybettiler ve siyasi bir güç olarak varlıkları sona erdi. Tarihleri, dilleri ve teknolojileri hakkındaki tüm bilgiler -hatta isimleri bile- sonunda unutuldu.

Sümer neden en eski uygarlık olarak adlandırılıyor?

Sümerler, diğer pek çok ilkin yanı sıra sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş yapan, kayıt altına alınmış bir savaşa katılan ve hatta şehirleri kavramsallaştırıp inşa eden ilk uygarlık olma unvanına sahiptir.

Doğrusal tarih açısından Sümer, olabildiğince eskidir. Gize Piramitleri'nin inşası tamamlandığında Sümer uygarlığı en az 1.600 yaşındaydı. Kalıntıları 1800'lü yıllara kadar bulunamamış olsa da, antik Sümer'in yaratıcılığı sonraki kültürlerde de yaşamaya devam etmiştir. İster Medeniyetin Beşiği ister Cennet Bahçesi olarak adlandırın, antik Sümer'in insanlık tarihi ve kültürü için önemi küçümsenemez.

Sümerler Mısır'dan daha mı eski?

Sümer uygarlığının ilk olarak MÖ 5500 ile 4000 yılları arasında geliştiğine inanılmaktadır. Mısır uygarlığının ise ilk olarak MÖ 3150 yıllarında geliştiği düşünülmektedir.

Sümerlerden önce kimler vardı?

Sümer bölgesine ilk olarak MÖ 4500 ila 4000 yılları arasında Sümer dilini konuşmayan ve Sami olmayan bir halk yerleşmiştir. Bu insanlara daha sonra ilk kalıntılarının bulunduğu Al-ʿUbayd köyünden dolayı proto-Fıratlılar ya da Ubeydliler denmiştir.

Sümer heykellerinin neden büyük gözleri vardı?

Heykelciklerin çoğu, ölmüş bir kişi adına dini bir ritüel olarak bırakılan 'vekilleri' temsil ederken, iri gözlü yüzler tanrılara yakarışı temsil ediyordu.

İncil Sümerlerden mi kopyalandı?

İbranice Kutsal Kitap'ın eski bölümlerinde kaydedilen bazı öyküler Sümer mitolojisindeki öykülerle güçlü benzerlikler taşır. Örneğin, Nuh ve Büyük Tufan'ın İncil'deki anlatımı, Nippur'da keşfedilen bir Sümer tabletinde kaydedilen Sümer tufan efsanesiyle çarpıcı bir benzerlik taşır.

Dünya üzerindeki en eski uygarlık hangisidir?

Dünyada kayıtlara geçmiş en eski uygarlık Mezopotamya Uygarlığıdır. Genel olarak dünyanın en eski 4 uygarlığı Mezopotamya Uygarlığı, Mısır Uygarlığı, İndus Vadisi Uygarlığı ve Çin Uygarlığıdır.

Sümerler tanrılarını nasıl görüyorlardı?

Sümerler tanrılarının insanlara çok benzediğine inanıyorlardı. Yediklerini, içtiklerini, uyuduklarını ve evlendiklerini düşünüyorlardı. Bununla birlikte, Sümerler tanrıların sonsuza dek yaşadığına ve büyük bir güce sahip olduğuna da inanıyorlardı. Eğer tanrılar insanların dualarından ve adaklarından memnun olurlarsa, şehre bol kazanç getirebilirlerdi.

Sümerler Tanrı'ya ne diyorlardı?

Tanrı Ea (Sümerce karşılığı Enki'dir), Anu ve Enlil ile birlikte Mezopotamya panteonundaki en güçlü üç tanrıdan biridir. Mezopotamya kozmik coğrafyasında önemli bir yer olan abzu (Akadca apsû) adı verilen dünyanın altındaki okyanusta ikamet eder. Örneğin, Babil şehrinin abzu'nun üzerine inşa edildiği söylenir.

Enki hakkındaki Sümer metinleri genellikle onun güçlü erkekliğine dair açık cinsel tasvirler içerir. Özellikle, tanrının menisinin hayat veren özellikleri ile abzudan gelen tatlı suyun canlandırıcı doğası arasında metaforik bir bağlantı vardır. Ancak yakın zamana kadar, modern çevirilerde daha açık ayrıntıların çoğu bastırılmıştır.


Kaynaklar:

  1. "The Sumerian World" – Harriet Crawford
  2. "Sumer and the Sumerians" – Harriet Crawford
  3. "The Early Dynastic Period in Mesopotamia" (Mezopotamya'daki Erken Hanedanlık Dönemi) – Douglas Frayne
  4. "The Sumerian Language: An Introduction to its History and Grammatical Structure" – Marie-Louise Thomsen