Habsburg Hanedanı: Alpler'den Avrupa Egemenliğine

Tarihte hiçbir feodal yapı Habsburgların geldiği noktaya ulaşamamıştır. İşte karşınıza asırlar boyu Avrupa'yı yöneten Habsburg Hanedanı

Charles-V-Philip-II

Habsburg Hanedanı hakkında uzun bir yazı okuyacaksınız. 9. yüzyıl ile beraber kudretli Avrupalı lordlar sahneye çıkmış ve Eski Kıta'nın politik düzeninde etkili roller almışlardır. Dolayısıyla bu yüzyıl düklerin, baronların, kontların ve çeşitli prensliklerin güç kazanmasıyla bilinir. Bu güç sahibi oluşumlar arasında, modern Almanya'daki Worms Kontlarının Frank tahtına oturarak, 1848'e kadar Fransa'ya hükmettiği Capet Hanedanı'nı görebiliriz.

Şüphesiz hiçbir feodal yapı Habsburg Hanedanı'nın ulaştığı yerlere ulaşamamıştır. Modern İsviçre'deki Alp Dağları'nda yer alan küçük bir toprağın kontları olan Habsburglar, Kutsal Roma İmparatorluğu'nu yönetecek güce erişmeden önce Avrupa'nın her noktasına ulaşacaktı.

Habsburg Hanedanı üyeleri, diğer irili ufaklı Cermen prensliklerinin yanında Macaristan, Bohemya, İspanya ve Portekiz'in de yönetimini elde etti. Yazının bu bölümünde, Habsburgların dikkat çekmeyen bir hanedanlıktan başlayarak, birçok Avrupa ulus krallığının tahtını ele geçirmelerine kadar olan önlenemez genişlemesinden bahsediyoruz.

Erken Dönem Habsburglar: Bir Hanedanın Doğuşu

Habsburg Hanedanı tarafından çok desteklenen
Habsburg Hanedanı tarafından çok desteklenen "Friedrich Barbarossa" olarak bilinen İmparator I. Friedrich (veya Frederick). 1847'de bakır levha üzerine yapılmış çizimi. Kaynak: Wikimedia

Araştırmacılar Habsburgların geldikleri yere dair hala anlaşmazlık içindedir. Yine de bu hanedanın Etichonid Frank soylu bir aileden başladığı genel olarak kabul görmektedir. Bu aile Neustria'nın Merovingian krallarına karşı Austrasia (Avusturasya) Kraliçesi Brunhilda'nın yanında yer almıştır.

Brunhilde'nin 613 yılındaki yenilgisinin ve 630'ların başında Frank toplumlarının I. Dagobert'in hükümdarlığı altında birleşmesiyle beraber, Etichonidler kendine bir alan yarattı ve Alsace Dükalığını elde etti. Ardından, günümüz Almanya ve Fransa'sında Alsace ve Breisgau'daki toprakları yöneten Eberhard kolu da dahil olmak üzere çeşitli kollara bölüneceklerdi.

Kletgau Kontu Radbot, Eberhard Etichonid kolunun içinde olanlardan biriydi. Radbot, günümüz Baden-Wurttemberg eyaleti Swabia'da, İsviçre sınırına yakın küçük bir alandan sorumluydu. Radbot ayrıca, 1020 yılında İsviçre'deki Aargau'da Habsburg Kalesi'ni yaparak bu ismi kullanmaya başladı. Dolayısıyla bu andan itibaren, tarihi kaynaklarda Habsburg Hanedanı'nı görmeye başlıyoruz.

Habsburg Kalesi, devamındaki üç yüzyıl boyunca hanedanın merkezi olarak hizmet göerecekti. Bu kaleden Swabia'nın Hohenstaufen dükleriyle yakın temaslar da bulunacak ve 1137'de Kutsal Roma İmparatorluğu tahtına oturmalarına destek olacaklardı.

Habsburgların yeni İmparatorluk Hanedanı'na sağladıkları değişmeyen destek, karşılığında olabildiğince iyilik görmelerine yol açtı. Kont II. Werner'in 1167'deki İtalya Savaşları sırasında ölümü, Swabia'da büyük topraklar hediye edilerek ödüllendirildi. Bu savaşta İmparator Friedrich Barbarossa'nın yanındalardı. 13. yüzyıla geldiğimizde Habsburgların nüfuz ettiği bölgeler, modern Fransa'daki Vosges Dağları'ndan İsviçre'deki Konstanz Gölü'ne kadar devam eden bir bölgeyi içine alıyordu.

Roma Krallığına Yükseliş ve Aksilikler

Habsburglar tarafından kullanılan Kutsal Roma İmparatorluğu Tacı Viyana'daki Hofburg Sarayı'nda bulunan İmparatorluk Hazinesi'nde muhafaza ediliyordu. Kaynak: Wikipedia Habsburg
Habsburg Hanedanı tarafından kullanılan Kutsal Roma İmparatorluğu Tacı Viyana'daki Hofburg Sarayı'nda bulunan İmparatorluk Hazinesi'nde muhafaza ediliyordu.

Hohenstaufen hanedanının son imparatoru II. Friedrich, 1250 yılında yaşamını yitirdi. Bu olay, çeşitli Alman prenslerinin ve yabancı kralların taht kavgasına girdiği, "Great Interregnum" adı verilen, hükümdarsız kalınan istikrarsızlık dönemini başlattı. Bu kavgadaki en önemli isimler, İngiliz kralı John Lackland'ın oğlu Cornwall'lı Richard ve Kastilyalı X. Alfonso'ydu. Alman Prensleri bu kadar güçlü adaylar olmasına rağmen, 1237'de Rudolph von Habsburg'u taht için seçtiler. Habsburgların Alman topraklarını yabancılardan koruma konusundaki netliği, tahtı kazanmalarını kolaylaştırmıştı.

Fakat Rudolph İmparator unvanını alamadı. Çünkü Papa henüz onaylamamıştı. Şimdilik Romalıların Kralı olarak hükmedecekti. Hiç vakit kaybetmeden Alman olmayan yakın krallıklardan Bohemya'nın kaybettiği bölgeleri geri alacaktı. 1286'da Avusturya, Steirmark ve Savinja dükalıkları Habsburg Hanedanı kontrolüne verildi. I. Rudolph 1291 yılında yaşamını yitirirken, ailesine benzersiz bir miras bırakmıştı.

Rudolp'un oğlu I. Albert, 1298'deki Göllheim Muharebesi'nde düşmanı Nassau'lu Adolf'u yenmesini bildi. Böylece Roma Krallığı'nı elinde tutmaya devam etti. Diğer yandan oğlu III. Friedrich aynı şekilde başarı gösteremedi. İmparatorluk koltuğu Wittelsbach'lı Louis'e geçmişti. 1330 yılında Habsburglar Roma hükümdarlığını kaybetmişlerdi ve neredeyse sahip oldukları topraklar prenslikler arasında dağıtılmak üzereydi.

Özellikle Bohemyalı Goriza Hanedanı ve Luxemburg Hanedanları Habsburg yönetimine her fırsatta meydan okuyordu. Bunların yanında, İsviçre'nin baskısıyla Habsburglular Konfederasyon'dan kovulacaktı. Böylece Habsburg Hanedanı 1415'te Habsburg Kalesi'ni kaybetmişti.

Kutsal Roma İmparatorluğu'na Yükseliş ve Gücün Toplanması

Kutsal Roma İmparatorluğu'nun İmparatoru III. Frederick / Habsburg Hanedanı
Kutsal Roma İmparatorluğu'nun İmparatoru III. Friedrich.

Habsburglar, 14. ve 15. yüzyıllarda büyük problemler yaşayarak gerileme içine girmiş olsalar da, Avusturya ve Istria'da etkilerini artırdılar. 1379'da aile üyelerinin oy birliğiyle Habsburg Hanedanı, Albertinian ve Leopoldian olarak ikiye bölündü. Albertinian soyu, Aşağı ve Yukarı Avusturya'nın kontrolünü elinde tutarken, Leopoldian soyu ise İç Avusturya, Steiermark, Korint ve Kariola'nın yönetimini aldı.

15. yüzyılın başlarında, Albertinian soyundan Dük V. Albert, Bohemya, Macaristan ve Lüksemburg topraklarını aldı. Ancak Osmanlılara karşı yapılan savaşlarda yaşamını yitirerek, Orta Avrupa'daki Habsburg hükümdarlığının sonlanmasına neden oldu. Bu dönemde Leopoldian soyu bir kez daha bölünecekti.

Tüm bu olan bitene rağmen Kont Friedrich 1440 yılında Roma Tahtına getirildi. Ardından 1452'de Roma kentindeki Papa'nın elinden İmparator olarak taçlandırıldı. Papa'nın bu davranışı, Habsburgların devam eden yüzyıllar boyunca Kutsal Roma İmparatorluğu'nu yönetme yasallığını ele geçirmelerini sağladı.

Kilise başkentindeki III. Friedrich ve Portekizli Eleanor burada evlenerek, İber Krallıkları ile ilk ailesel ilişkiyi kurdular. III. Friedrich 1453 yılında ailesine Avusturya Arşidükü unvanını verdi. Friedrich, Habsburg'un Alberitinian soyundan gelen Ladislaus'un ölümüyle, Albertinian Habsburglarının topraklarını alarak Büyük Hanedan'ı tek bir parça olarak tekrar birleştirdi.

1475'te III. Friedrich, Burgonyalı Cesur Charles'ın kızı Mary'yi, varisi I. Maximilian ile evlendirmek zorunda bırakarak, ona Burgonya Veraseti üzerinde haklar verilmesini sağlamıştı. Bu sayede Alçak Ülkeler (Felemenk bölgesi) üzerinde egemenlik sağlamıştı oldu. Mary'nin 1482'de vefatının sonrasında I. Maximilian ve babası Burgonya üzerine güç uygulamaya çalıştılar. Fransa Kralı VIII. Charles'ın karşı çıkmasıyla Habsburglar ve Paris arasında çok sayıda kanlı muharebe başlayacaktı.

İmparator I. Maximilian

Kutsal Roma İmparatoru I. MaximillianHabsburg
Kutsal Roma İmparatoru I. Maximillian

1493 yılında Maximilian İmparatorluk tahtına oturdu. Yeni İmparator olmasının üstünden çok zaman geçmeden İtalya Savaşları'nın içine girdi. İngiltere'ye karşı yapılan Yüz Yıl Savaşı'nın ardından Fransa'nın Valois kralları, bölgedeki ayaklanmacıların zararına olacak şekilde ülkeyi tek adam yönetimi altında merkezileştirmek için büyük efor gösterdiler. Kral XI. Louis'nin 1481'de ölümünün ardından, tüm güç monarşi sisteminde toplandı. Oğlu VIII. Charles Fransız nüfuzunu ülkenin dışında, İtalya'ya dek götürmeye çalıştı.

VIII. Charles,, Napoli üzerinde hak iddiasında bulunarak, 1493'te Milano'yu işgal etti. Daha sonra 1495'e kadar İtalya'nın büyük bölümünü ele geçirecekti. En önemlisi, I. Maximilian'ın İmparatorluk unvanının Papa'nın eliyle bizzat onaylanmasının önüne geçerek, bölgedeki Habsburg nüfuzunu önemli ölçüde azalttı.

Bu geçici güç azalmasına rağmen Maximilian, oğlu Philip'i 1497'de ileride kötü bir şöhret edinecek olan Isabella ve Ferdinand'ın kızları Joana ile evlendirecekti. Bu evlilik Kastilya ile büyük birliğin gerçekleşmesini sağladı. Habsburglar Papa ile yaptıkları askeri ortaklıktan yararlanarak, 1508'e kadar İtalya'daki etki alanlarını yeniden elde etmesini bildiler. Son hamle olarak da, 1515 yılında torunları Mary ve Ferdinand'ı Macar hükümdarlığının varisi Louis ve kız kardeşi Anna ile evlendirerek, Habsburg hükümdarlığının Macaristan'da zemin kazanmasını sağladı.

I. Maximilian 12 Ocak 1519'da öldü. Öldüğü dönemde Habsburgların diğer hükümdarlık hanedanlarıyla birçok farklı bağı vardı. Torunu Charles, Kutsal Roma İmparatorluğu'nun hükümdarı olarak belirlenecek ve Avrupa Tarihi'nin en etkili kişiliklerinden biri haline gelecektir.

V. Charles ve Habsburg Hanedanı'nın Batı Avrupa'daki Gücü

1525 Pavia Muharebesi. Kaynak: Nationalmuseum / Habsburg Hanedanı
1525 Pavia Muharebesi. Kaynak: Nationalmuseum

Babasının 1506'da ölümünün sonrasında Charles Hollanda Lordu oldu. 1516'da annesinin ölümünden sonra Kastilya ve Aragon tahtları da kendisine geçmişti. Bu iki krallığın ilişkisi kendi hükümdarlığı altında daha da güçlenecek ve İspanya Krallığı'na giden yolu inşa edecekti.

Charles, Aragon hükümdarlığını miras alarak Napoli, Sicilya ve Sardunya gibi çeşitli İtalyan krallıkları üzerinde de egemenlik kurdu. Elde ettikleri yerler onu Fransa ile karşı karşıya getirecekti. Çünkü I. François az önce bahsettiğimiz krallıklardan bazılarının kendisinin olduğunu iddia ediyordu. Bunun yanında, Fransız kralı Habsburgların Hollanda üzerindeki egemenliğine karşı çıkıyordu.

Charles, İmparator Maximilian'ın ölümünden sonra, 1519 yılında Kutsal Roma İmparatorluğu tahtına getirildi ve V. Charles oldu. 1520'lerin başında artık, Avusturya'nın, Alman Prensliklerinin büyük kısmının, Güney İtalya'nın, Orta Avrupa'nın, Hollanda'nın ve İspanya'nın tek hükümdarıydı.

Charles'ın hükümdarlığının en büyük engellerinden biri Protestanlığın ortaya çıkışına denk gelmesidir. Dolayısıyla devamında gerçekleşen bir Hristiyan bölünmesi de yaşandı. İmparator, bu reform hareketinin büyümesini engellemek için çok yol denedi. Bu baskılar İspanya'da sonuç verse de, Kutsal Roma İmparatorluğu topraklarında ve Hollanda'da Protestan Prensliklerin varlığını meşru saymak zorunda kalacaktı.

V. Charles protestanların yanında, Habsburg topraklarıyla çevrili Fransa ile de sürekli karşı karşıya geliyordu. 1521'de I. Francis, Kuzey İtalya'da 1525'te Pavia Muharebesi'ni başlatacak bir çatışmayı tetikledi. Açık bir zafer elde eden Habsburg orduları, Fransızları yenmenin yanında I. Francis'i esir alarak, Charles'ın hükümdarlığına yönelik sayısız tehditten bir tanesini ortadan kaldırmıştı.

1530 yılında Avusturya, Güney İtalya, İspanya ve Hollanda üzerindeki Habsburg egemenliği artık tartışma konusu olmaktan çıkmıştı. Hiçbir güç V. Charles'ın Katolik toplumundaki hâkimiyetine karşı çıkmadı. Fakat bir yerden sonra artık çöküş yaşanmalıydı. Yazının devamında çöküş sürecini okuyacaksınız.

Habsburg Hanedanı'nın Çöküş Süreci

İspanya Kralı II. Charles'ın bu portresi, Habsburg çenesini bize gösteriyor. Yaygın ensest nedeniyle oluşan kalıtsal bir şekil bozukluğu. / Habsburg Hanedanı
İspanya Kralı II. Charles'ın bu portresi, Habsburg çenesi fenomenini bize gösteriyor. Yaygın ensest nedeniyle oluşan kalıtsal bir şekil bozukluğu.

Bir zamanlar İsviçre Alpleri'nde, bir takım bölgeleri elinde tutan kontlar olan Habsburg Hanedanı, Kutsal Roma hükümdarlığını ele geçirmeden önce Swabia'da bir yerel güç haline gelmişti. Almanlara olan bağlılıkları, stratejik evlilikler ve ittifaklar sayesinde Habsburgların İmparatorluk Tacı'na ulaşmasını sağlamıştı. Bu noktadan itibaren etki alanlarını Kutsal Roma İmparatorluğu'nun sınırlarının daha uzağına, Güney İtalya'ya, Orta Avrupa'ya, İberya'ya ve Hollanda'ya kadar artırdılar.

15. yüzyılın sonlarına doğru III. Friedrich ve I. Maximilian, Burgonya, İspanya ve Macaristan'da Habsburg egemenliğini inşa ettiler. Onların mirasçısı V. Charles ise 16. yüzyılın başında İmparator oldu; tüm topraklarıyla Kutsal Roma İmparatorluğu, Hollanda, İspanya ve Amerika'daki ilk koloni bölgesi de dahil olmak üzere uçsuz bir toprağı yönetti. Ancak biliyoruz ki, tarihteki büyük güçler hiçbir zaman sonsuza kadar güçlerini koruyamadılar.

Charles'ın ölümünün ardından Habsburgların toprakları çeşitli aile soyları arasında dağıtıldı. Habsburg hükümdarları Fransa ve Büyük Britanya ile kanlı savaşlar içindeydi. Buna paralel olarak ekonomik problemler ve elbette devamında 19. yüzyıl devrimleriyle başlayan Avrupa Monarşilerinin çöküşünün tam içinde kalacaklardı. Kısacası Habsburg Hanedanı'nın ince ince inşa ettiği İmparatorluk parçalandı.

Habsburg Hanedanı; Protestanlık Sorunları ve Osmanlı İmparatorluğu

1529'da Süleyman'ın Viyana Kuşatması başarısızlıkla sonuçlandı / Habsburg Hanedanı
1529'da Süleyman'ın Viyana Kuşatması başarısızlıkla sonuçlandı

1526'da V. Charles iki büyük tehditten korunmak için kentlerini yeniden inşa etti: Lutherci Kilise ve Osmanlı İmparatorluğu. (Bknz: Martin Luther | Hayatı ve canı pahasına kiliseye meydan okuyuşu)

Yeni Protestan Kilisesi Alman Prensliklerinde yaşam alanı kazanıyordu. Kutsal Roma İmparatorluğu'nun siyasi tasarımının yapısı gereği Habsburglar, reformist hareketlerin Almanya'da güçlenmesini engellemek adına fazla bir şey yapamadı. Ancak hükümdarın Hollanda ve İspanya topraklarında daha etkili bir hareket alanı vardı. Sert politikalar ve yoğun baskılar uygulayan V. Charles, Protestanların İspanya'da zemin kazanma çabalarını boşa çıkarabilmişti. Şüphesiz vahşet dolu İspanyol Engizisyonu da bu amaca büyük ölçüde hizmet etmişti. Ancak, Alçak Ülkeler (Felemenk)'de durum tamamen farklıydı.

Çok sayıda Hollandalı soylu ve tüccar Habsburg yönetiminin sert önlemlerine rağmen Lutherci Reformu benimsemişti. Yıllar içinde, daha önemli topraklardaki lordlar Kutsal Roma'ya karşı cephe aldılar. Bazı hikayelere göre, V. Charles'ın Hollanda'daki Proteston gruplarına yönelik olan kızgınlığı, 100 yıl sonra Hollanda'nın bağımsızlığını kazanmasının ilk kıvılcımı olacaktı.

Osmanlı İmparatorluğu da Habsburg egemenliğine yönelik bir diğer ve en büyük tehdit halindeydi. Sultan I. Süleyman 1521'de Belgrad'ı ele geçirmiş, böylece İstanbul (Konstantinopolis)'u Balkanlar'da rakipsiz bir konuma getirmişti. Ardından 1526 yılında Kral II. Louis komutanlığındaki Macar orduları Osmanlılar karşısında hezimete uğratıldı. Bu yenilgi Macaristan'daki son Jagiellonian hükümdarının ortadan kalkmasını sağladı. Dolayısıyla taht İmparator'un kardeşi Ferdinand'a verilecekti.

Türkler sonraki yıllarda Macaristan'ın büyük parçasını topraklarına dahil etti ve artık Viyana için bir tehdit durumundaydı. I. Süleyman'ın önderliğindeki Türk ordusu Viyana'yı kuşattı. Uzun süreli denemelerine rağmen Viyana duvarları geçilemedi. Yine V. Charles ve kardeşi Ferdinand Macaristan'ın üç ayrı yönetime ayrılmasına razı oldu: Bağımsız Transilvanya Prensiliği, Ferdinand'ın yönettiği Kraliyet Macaristan'ı ve İstanbul'a bağlanan Osmanlı Macaristan'ı.

Habsburg Hanedanı'nın Avusturya ve İspanya Uzantıları

İmparator V.Charles'ın oğlu II. Philip için tahttan çekilmesi. Brüksel, 25 Ekim 1555 / Habsburg Hanedanı
İmparator V.Charles'ın oğlu II. Philip için tahttan çekilmesi. Brüksel, 25 Ekim 1555

Kronik Depresyon sorunuyla boğuşan V. Charles, oğlu Philip ve kardeşi Ferdinand için tacından adım adım vazgeçecekti. Hükümdarlığının sonlarında Habsburglar İspanya, Napoli, Sicilya, Sardinya, Milano ve diğer kuzey İtalyan prenslikleri, Alçak Ülkeler (Felemenk), Avusturya, Bohemya ve Macaristan'ın yanı sıra Amerika'daki İspanyol kolonilerini elinde tutuyordu.

Charles ilk önce Ekim 1555'te Alçak Ülkeleri sorunuzca Philip'e verdi. Birkaç ay geçtikten sonra İmparator da oğluna İspanya, Sicilya, Napolya ve Sardunya bölgelerini verdi. Son olarak V. Charles, Ferdinand'ın Kutsal Roma Tacı'nı giymesini destekledi ve bunun sonucunda Almanya, Orta Avrupa ve Kuzey İtalya'daki son krallıkları da terk edecekti.

V. Charles İspanya'daki Yuste Manastırı'nda inzivaya çekilerek, 22 Eylül 1558'de öldü. Dünya tarihinin en etkili hükümdarlarından biri ve Habsburg Hanedanı'nın en harika insanı olarak tarihe yazılacaktı.

Protestan Alçak Ülkeler'in (Felemenkler) radikal Katolik İspanyol Krallığına bağlanması Hollandalı soylular içinde tahmin edilemeyen bir tepkiye neden oldu. 1568'de Orange Hanedanı liderliğindeki Hollanda bağımsızlığını ilan ederek, acı bir şekilde tarihe yazılacak olan Seksen Yıl Savaşları'nın başlangıcını sağladı. Bu arada Philip, Kral Sebastian'ın savaşta ölmesinin ardından Portekiz'in başına geçmişti.

1598'de Philips öldüğünde, İspanya Habsburgları, Amerika'dan Asya'daki Hint Yarımadası'na kadar olan büyük bir sömürge alanının yanında İber Yarımadası'nın hepsini kontrol altına almıştı. Oysa Habsburg topraklarında, çatışmaların ilk sinyalleri kendini belli etmişti. Artık tam 200 yıl boyunca sürecek bir savaşlar dönemine girilmişti.

Seksen Yıl Savaşı ve Otuz Yıl Savaşı

Münster Antlaşmasının onaylandığı Friedenssaal Barış Salonu
Münster Antlaşmasının onaylandığı Friedenssaal Barış Salonu

İspanya Kralı III. Philips 1600 yılında Hollanda'nın tam kontrolüyle ilgili Hollanda soylularıyla savaş içindeydi. 8 yılın ardından, Flandre'da konumlanan İspanyol askerlerinin ödemelerinin yapılmaması, çatışmaların bıçak gibi kesilmesi neden olarak, 12 yıllık sessizlik dönemini başlatacaktı.

1620 yılında çatışmalar yeniden başladı. İki yıl önce Avusturya Arşidükü II. Ferdinand, Bohemyalı Protestanlara yönelik kabul edilmesi mümkün olmayan özgürlük kısıtlayıcı kanunlar dayatmıştı. Böylece Katolikler ve Protestanlar arasında ünlü Otuz Yıl Savaşı başladı.

Savaşın ilk dönemlerinde yenilgilerle karşılaşan Protestanlar, haklılık savaşını daha güçlü oldukları Hollanda'dan devam ettirdi. Bu hamleleri Seksen Yıl Savaşı olarak yeniden canlanacaktı. İsveç ve Fransız'nın Protestanlık yanlısı hamleleri muharebelerin yönünü değiştirdi. Her ikisi de 1648 yılında imzalanan Vestfalya Antlaşması ile Hollanda artık bağımsız ülke statüsünü elde ederken, henüz küçük olan Brandenburg-Prusya krallığı büyük güç elde edecekti.

Kutsal Roma İmparatorluğu'nun başındakiler Avusturya Habsburgları olarak belirlenecekti. Ancak Fransa, İsveç ve bölgedeki Protestan krallık ve prenslikler artık Habsburg etkisini görmezden geliyordu. Örneğin İspanya, aşağı Hollanda'yı

Avusturya Habsburgları Kutsal Roma İmparatorluğu'nun yöneticileri olarak kaldı. Ancak Fransa, İsveç ve yerel Protestan krallık ve prenslikler Habsburg etkisini büyük ölçüde azalttı. Bu arada İspanya aşağı Hollanda'yı kontrol etmeyi sürdürse de, artık saygınlığı büyük ölçüde azalmıştı. Yirmi yıl gibi kısa süre içinde Portekiz'i ve onun sömürgelerini elinden çıkarmak zorunda kalarak, küresel bir güç olarak etki alanını daha da azalttı. Bu zaafiyetler, Fransa ile Büyük Britanya'nın dikkati çekmişti. Artık Habsburgların Avrupa ve Amerika'daki pozisyonlarını tehdit etmeyi düşüneceklerdi.

Habsburg Egemenliğinin İspanya'daki Sonu

Malplaquet Muharebesi, 11 Eylül 1709, Richard Simkin, c. 1900.
İspanya Veraset Savaşı'nda yaşanan Malplaquet Muharebesi, 11 Eylül 1709, Richard Simkin, c. 1900.

Otuz Yıl Savaşı Avrupa'daki güçlerin pozisyonlarını baştan sonra değiştirdi. Bir zamanlar kıtanın en güçlü ülkesi olarak kabul edilen İspanya, Fransa tarafından hezimete uğratıldı. Fransa daha sonra ikinci defa, 1670'lerde Madrid'i yenilgiye uğratarak Habsburg'un etkisini kesin olarak azaltacaktı.

1688'den 1697'ye kadar devam eden Dokuz Yıl Savaşı neredeyse İspanyol sömürgelerinin kendi aralarında bölünmesini başlattı. Fakat İspanya Kralı II. Charles (İspanyolca Carlos), İmparatorluğun ikiye ayrılmasını önlemek için Fransa Kralı XIV. Louis'nin torunu Anjou'lu Philip'i mirasçısı olarak belirlemeyi önerdi. Charles 1700 yılında öldüğünde, Madrid'deki Habsburg soyu tamamen sonlanmıştı.

Anjou dükü Philip, Bourbon Hanedanı'nın içinden gelerek, İspanya Kralı V. Philip adıyla tacı aldı. Habsburgların Avusturya kolu taç giyme törenini reddetmiş ve böylece İspanya Veraset Savaşı'nın başlamasına neden olmuştu. Kutsal Roma İmparatorluğu'nun hükümdarı I. Leopold, oğlu V. Charles'ın kral olarak tacı takabilmesi için bir hamlede bulunarak, İngilizlerin yanında durmasını başardı.

Bu savaşların çok kritik küresel sonuçları vardı. Philip savaş biterken Eylül 1714'te, Fransız Krallığı üstündeki haklarının tamamını bırakması koşuluyla, İspanya Kralı olarak kabul edilecekti. Bunun yanında Avusturya Habsburgları, İspanya'nın Alçak Ülkeler (Felemenk)'de kalan bütün konumlarını kendine geçirecekti.

İspanya, II. Charles'ın ölümüne rağmen yaşamını sürdürerek Fransız kralının yönetimine verilmişti. Fakat hala bağımsız bir ülkeydi. Dolayısıyla bugünkü İspanya Kralı IV. Philip'in soyu, V. Philip ve XIV. Louis'ye dayanmaktadır. Fakat Habsburglar hayal etmesi imkansız bir Avrupa krallığını ve kendi döneminin en verimli sömürgelerini kaybedecekti. Artık etki alanları önlenemez bir hızla düşmeye mahkumdu.

18. Yüzyılda Habsburg Hanedanı

İmparatoriçe Maria Theresa
İmparatoriçe Maria Theresa

İspanya'nın kaybı ve Kutsal Roma İmparatorluğu'ndaki merkezi yönetimin aralıksız olarak gerilemesiyle Habsburglar hala güçlü olduklarını dikte ettirmeye yöneldi. Bu hedefin sonucunda Avusturya Arşidükleri, Osmanlılara karşı durumlarını güçlenmiş olarak göstererek, Macaristan üstünden Balkanlar'da büyük avantajlar elde etmeyi başardı.

1736 yılında Habsburg Prensesi Maria Theresa, Lorraine ve Barr Dükü III. Francis ile yuva kurarak, Habsburg-Lorraine soyunun kurulması sağlandı. Bu soy, prensesin 1745'te Kutsal Roma Tacı'nı giydiği güne kadar Habsburg Hanedanı'nın merkezi kolunu oluşturacaktı.

Maria Theresa'nın hükümdarlığı hiç huzurlu değildi. İmparatoriçe, çeşitli Alman prensleri ve krallarının yanı sıra barbar yabancı toplumların, karşı durulması kolay olmayan muhalefetiyle boğuştu. Tüm Almanya tarafından İmparatoriçe olarak kabul edilmesine rağmen, Roma Krallığı'nın prestiji artık hasar görmüştü. Bu dönemde yeni bir Alman gücünün önlemez yükselişi başladı: Prusya.

II. Friedrich komutanlığındaki Prusyalılar, Yedi Yıl Savaşı'nda Avusturya'yı yenerek açık bir zafer elde etti. Maria Theresa, Rusya ve Fransa ile kurduğu güçlü ortaklığa karşın, topraklarının büyük bir bölümünü Berlin'e vermek zorunda bırakıldı.

Maria Theresa, içlerinde sonraki Kutsal Roma İmparatorları Joseph ve Leopold ile Fransız Devrimi'nin son Fransa Kralı 16. Louis'nin eşi Marie Antoinette'in de olduğu pek çok çocuğu dünyaya getirdi. Avusturya'yı tek başına yöneten bu kadın, 29 Kasım 1780'de öldü.

Kutsal Roma İmparatorluğu'nun geleceği tam dokuz yıl sonra, ne Viyana ne de Almanya değil, tamamen Paris sokaklarında belirlenecekti. 14 Temmuz'da Fransız Devrimi yaşandı ve yanında Eski Dünya'nın temellerini büyük depremlerle sarsacak bir ayaklanma silsilesi getirdi.

Napolyon Savaşları ve Kutsal Roma İmparatorluğu'nun Karanlık Dönemi

Austerlitz Muharebesi, 2 Aralık 1805
Austerlitz Muharebesi, 2 Aralık 1805

Habsburg Hanedanı, Rusya'nın Polonya yönünde büyümesinden daha çok kaygılandıkları için Fransız Devrimi'ne ilk anda yanıt vermediler. Ancak Kral XVI. Louis'nin 1792'de demir parmaklıklar arkasına koyulması, Avusturya ve Prusya'yı bir hamle yapmaları yönünde itecekti.

Diğer yandan Rusya Çarı II. Katerina ve Osmanlıların oluşturduğu işgal tehditleri, merkezi orduların Fransa'ya yönelik toplanan koalisyona tam anlamıyla dahil olmasını engelledi. 1794'ten itibaren ivme devrimcilerin yararına değişmişti. 1796 yılına gelindiğinde Avusturya ve Prusya kuvvetleri her yönden kovulmuş, hatta Kuzey İtalya'nın tamamını Napolyon Bonapart'a bırakmışlardı.

Napolyon Bonaparte 1799'da iktidara gelecek ve 1802'de Marengo Muharebesi'ne ciddi kuvvetler yığmış olan bir Avusturya ordusunu yok edecektir. Napolyon 1804 yılında kendisini Fransız İmparatoru olarak taçlandırır ve bu sayede, doğrudan Kilise ile bağlantılı olan geleneksel İmparatorluk ritüeline olan karşıtlığını ortaya koymuştur. Napolyon daha sonra, 1805 yılında Avusturya ve Rus birliklerini Austerlitz'de yendi. Bir yıl geçmişti ki, Avusturya İmparatoru I. Francis'e Kutsal Roma İmparatorluğu'nun lağvedilmesini yönünde karar alması için baskı uygulayacaktır.

Bu beklenmedik hamle, asırlardır devam eden Alman siyasi mekaniğini ve Avrupa'daki siyaseti belirleyen bir düzenin sonunu getirdi. Kutsal Roma İmparatorluğu'nun yerine, zaman içinde Almanya'da Prusya hakimiyetinin önüne açacak olan Ren Konfederasyonu almıştı.

Elbette Napolyon Bonapart'ta her büyük hükümdar gibi 1815'te yenilgiyi tadacaktı. Fakat dünya tarihinde muhteşem bir iz bırakmadan bunu yapmadı. Viyana Kongresi'nde yeni bir uluslararası sistemin tanımını yaptı. Bu sistemin hedefleri Avrupa'nın dört bir yanındaki devrimci ayaklanmaları sonlandırmak, büyük uluslar arasındaki güç dengesini belirlemek ve sınırları doğal yapılara göre yeniden belirlemekti. Bu kongreyle beraber Habsburg Hanedanı çöküşlerinin son aşamasına geldi.

Habsburg Hanedanı ve Milliyetçilik

1848 Devrimleri sırasında Macaristan'da 1849 Buda Kuşatması
1848 Devrimleri sırasında Macaristan'da 1849 Buda Kuşatması

Napolyon Savaşları Avrupa'yı devrim odaklı siyasi düşüncelere yöneltti. Milliyetçilik gibi ideolojiler Orta Avrupa, Balkanlar ve İtalya'yı onlarca yıl sallamaya devam edecekti. 1820'lerde İtalya'daki sosyal eşitsizlikler Habsburg'un bölgedeki gücünü tamamen zayıflattı. Durumu değiştirmeye yönelik çeşitli hamlelere rağmen Viyana, 1860'larda tek bir ülke olarak birleşen İtalya'dan ayrılmak zorunda bırakıldı. Balkan milliyetçiliğinin yayılması da yine Habsburg'un buradaki insanlar üstündeki etkisini zayıflattı. Hatta 19. yüzyılın sonlarına doğru Avusturya, her iki imparatorluğun da bölgedeki faydalarını devam ettirmek amacıyla eski düşmanları Osmanlı İmparatorluğu'na beraber hareket edecekti.

Ancak Habsburg yönetimine yönelik ilk büyük yıkım tehditi 1848 Devrimleri ile yaşandı. İnsanlar Avrupa'nın her yerinde sokaklara çıkarken, Avusturya İmparatorluğu'nun Alman olmayan vatandaşlığı kesin olarak bağımsızlık istiyordu. Lemberg'den (modern Lviv) Prag'a, Slav milliyetçileri İmparatorluktaki tüm Slavlar için bağımsızlık çağrısı yaptı. Bu çağrı, Habsburg yönetimi altındaki krallıklar birliği dahilinde daha fazla görünürlük isteyen Hırvatistan ve Macaristan'da da etkisini gösterdi.

Habsburg Hanedanı 1849'da Rusya'nın desteğiyle kurtuluş gibi görünse de, İmparatorluk Avusturya-Macaristan olarak ayrılarak tekrar örgütlenmeyi tesis etmek zorunda kaldı. Dahası, Kırım Savaşı sırasında Rusya'ya destek olmayan Viyana, 1860 yılında Otto von Bismarck'ın Prusya'nın büyümesine kadar Avrupa siyasetinden dışlandı. Geçen on yıl boyunca Avusturya, Almanya'daki tüm gücünü 1871'de Almanya'nın Birleşmesi'ni başlatan Berlin'e terk etmek zorunda bırakıldı.

Habsburg Hanedanı'nın Çöküşü

Arşidük Franz-Ferdinand'a yapılan suikast
Arşidük Franz-Ferdinand'a yapılan suikast

I. Franz-Joseph'in yönetimi altında Habsburglar dış politikalarını belirlerken Alman çıkarlarını ön planda tutuyordu. Viyana, Balkanlar'daki etki alanını sürdürmek için büyük çaba harcadı ve 1908'de Bosna'yı topraklarına eklemeye kadar gitti. Bu hareket Sırp halkında sıkıntılara neden oldu ve 1914'te Arşidük Franz-Ferdinand'ın Saraybosna'da öldürülmesine neden oldu. Böylece Avrupa ve dünya I. Dünya Savaşı'nın içine çekilmişti.

Habsburg Hanedanı – diğer hanedanlar gibi – bu savaş ortamında kendini muhafaza edemedi ve savaşın sonunda tüm topraklarını bıraktı. I. Karl toprak sahibi son Habsburg üyesiydi. Portekiz'in Madeira kentine sürgün edildi. Burada 1922 yılında öldü.

Ancak Habsburgların iktidarının bitmiş olması, Avusturya ve Avrupa politikasındaki siyasi aktörler olarak devam etmelerine engel değildi. Son Avusturya-Macaristan İmparatoru'nun oğlu Otto von Habsburg, Adolf Hitler'e karşı iddialı bir muhalefet karakteri olarak tanınacak ve 1930'ların sonlarında ve II. Dünya Savaşı döneminde Avusturya'daki işgalci Alman yönetimine karşı duracaktı.

Otto Von Habsburg her zaman Avrupa entegrasyonunu destekledi. Hatta 1979'dan 1999'a kadar Almanya adına Avrupa Parlamentosu Üyesi görevini sürdürdü. Almanya, Avusturya ve Hırvatistan gibi pek çok ülkenin vatandaşlığına sahipti. Bu kendisine bu ulusların İmparatorluk geçmişleriyle olan bağına dair bir jestti. 2007 yılında Habsburg Hanedanı yönetimi, 1996-1999 yılları arasında Avusturya'nın Avrupa Temsilcisi olarak görev yapan oğlu Karl'a terk ketti.

Bugün hala Habsburg Hanedanı hala varlığını sürdürmektedir ve kalan üyeleri tüm yönetim ideallerinden vazgeçmiş farklı yapıda insanlardır.

Habsburg Hanedanı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Habsburg Hanedanı Günümüzde Devam Ediyor mu?

Evet, Habsburg Hanedanı siyaset dahil farklı alanlarda varlığını devam ettirmektedir.

Osmanlı Devleti ve Habsburg Hanedanı Arasında Nasıl Bir İlişki Vardı?

Osmanlı Devleti ile Habsburg Hanedanı arasında I. Mohaç Muharebesi yaşanmış ve Osmanlılar Macar Krallığı'nın büyük bölümünü ele geçirmiştir.

Habsburg Hanedanı'nın Yönetimi Ne Zaman Sona Erdi?

I. Karl toprak sahibi olan son Habsburg Hanedanı üyesidir.

Habsburg Hanedanı'nın İspanya'daki Varlığı Ne Zaman Sona Erdi?

II. Charles (İspanyolca Carlos) 1700 yılında öldüğünde, Madrid'deki Habsburg soyu tamamen sonlanmıştı.

Habsburg Hanedanı'nın Kökleri Nereden Geliyor?

Hanedanın Etichonid Frank soylu bir aileden başladığı genel olarak kabul görmektedir.

Monarşi Sonrası Habsburgları Kimlerdir?

I. Charles, I. Dünya Savaşı'ndan sonra topraklarından atıldı ve imparatorluk kaldırıldı. Ardından Habsburg-Lorraine, Habsburg-Toskana ve Habsburg-Este kolları olarak devam etmişlerdir.